7/10
·177 syf.··
2020 11. kitabı
Bir kitabın daha sonuna gelmiş bulunuyorum. Öncelikle Dostoyevski’nin okuduğum 6. Kitabı oluyor ve eğer belli başlı yapıtlarını daha önceden siz de okuduysanız kitaptan aşırı aşırı tatmin olmadığınızı düşünüyorum. Fakat yazarın ilk romanı olarak değerlendirip objektif olarak ele almaya çalışırsam(ne kadar başarılı olurum muallak) gayet güzel bir eser. Roman, mektuplaşma şeklinde yazılmış fazla kendimi kaptırdığım bir tür değil aşırı aşırı tatmin olamayışımın bir sebebi de bu olabilir. Bir tek bana mı öyle geliyor bilmiyorum ama karakterleri mektuplardan tanımak ve neler yaşadıklarını çok daha kısıtlı şekilde görmek kitapta kendimi yerine koymak istediğim kişiyi benimsememi yavaşlatıyor belki de engelliyor. Bu yüzdendir ki bu kitapta da en sevdiğim bölüm Varvara’nın Pakrovski ile yaşanmışlıkları veyahut yaşanamamışlıkları, en mutlu hissettiği zamanda ansızın o anların başkahramanını kaybetmesi içimi ciddi manada paramparça etti. Adeta ben yaşadım o şoku, ben savruldum fırtınalar arasında, benim çıkmazım oldu o anlar. Bitmesin o bölüm, nasıl yoluna baktı iyice bileyim ona göre hazırlarım kendimi böyle olduğunda, başıma bunlar geldiğinde dedim. Olmadı. Yoksulluğun insanların gözünde bu kadar açaltıcı, eskimiş bir pabucun bir paltonun kişiye bakış açısını değiştirmesini ve o yoksulluğu yaşayan kişinin gururunu başta çok fazla önemsemesi ama sevdiği için sonrasında da üst sınıra dayanan yaşam kaygısı sebebiyle bu değerini arka plana atması bunu yaparken ister istemez alışması (çünkü aşağılık insanoğlu her şeye alışır) muazzamdı. Dostoyevski’nin yavaş yavaş aşıladığı bu psikolojik oluşumlar beni etkisi altına hiç zorlanmadan aldı. Dostoyevski’nin en sevdiğim romanı oldu mu? Tabii ki olmadı fakat başkası yazsa çok daha etkileneceğim kitabı Dostoyevski yazınca, beklentimin bu denli yüksek oluşundan ötürü olmadı belki de.
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · İlya İzmir Yayınevi Matbaası · 200576,9bin okunma
·
4 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.