İnsancıklar

Fyodor Dostoyevski
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

İnsancıklar - Dostoyevski
8/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2020 14. kitabı
İki karakter olan Makar Devuşkin ile Varvara Alekseyevna arasında ilerleyen mektuplaşma tarzındaki kitaptır kendisi. Dostça başlayan mektuplaşmaların zamanla komşu olmaya varacak kadar aşka dönüşmesini izledim. Sayın Varvara diye başlayıp, Varvara canım benim! diye sonlanan mektuplarda; insanların yaşamlarını, düşüncelerini, acı dolu hayatlarını, görüşlerini ve hayata bakış açılarını ele alırken bir takım sorgulamalarda yaptırmadan durmuyor malum kitabımız. Bir alıntı; ‘Seviyorum; aklını yitirmiş bir adam gibi taşkın, çılgın, şeytani bir aşkla seviyorum.’
Edebiyat
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · İlya İzmir Yayınevi Matbaası · 200577bin okunma
9/10
·192 syf.··
2020 10. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 28 Temmuz 2020 21:36
Dostoyevski’nin 23 yaşında yazdığı bu eseri(ilk eseri), hem insan analizleri hem edebi kimliği yönüyle dönemin eleştirmenlerine gerek kalmadan kütüphanenizin en güzel yerlerinden birine koyacaksınız. Makar Devushkin ve Varvara Dobroselova arasında geçen mektuplardan derlenen kitapta fakirlik, gurur ve karşılıksız sevgi temaları derinlemesine vurgulanmaktadır.  Konusu dışında edebi kimliği ile de ön plana çıkan eser özellikle mektupların arasına onca karakterin derinlemesine analizlerini, dönemin şartlarını, kitap eleştirilerini, kitap sevgisini ve daha nice olayı nasıl sıkıştırdığı sorusunu Dostoyevski’nin ustalığına bırakıyoruz. İyi Okumalar.
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · İlya İzmir Yayınevi Matbaası · 200577bin okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2020 22. kitabı
' Dostoyevski' nin çoğunlukla ele aldığı bir konu ; fakirlik içinde geçen bir yaşam ve beraberindeki psikoloji ve sosyal statüdeki etkisi. Bir kısım insan rahatlık içinde yaşarken bir kısmın da sefillik içinde kıvranması.. Farkındaysanız 200 yıl önce de bu sorunlar vardı ve günümüzde de var. Bir şekilde sürekliliğini ve düzenini oturtmuş iç acıtan bir sistem ; ne çok açız tokluğa. Kitapta da geçen güzel bir cümle : " Nerede aç iniltiler varsa tokların uykusu kaçar orda." vurdumduymazlığı özetleyen. Zenginlik lütuf değildir ve insana ait değildir , aksine paylaşmak , bölmek için bir görevdir. Bu insanın en kutsal görevlerindendir. '
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · İlya İzmir Yayınevi Matbaası · 200577bin okunma
Puan vermedi·190 syf.··
2019 7. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 21 Şubat 2019 10:06
Neden "İnsanlar" değil de " İnsancıklar" Okuduktan sonra yanıtını öğrendim. Özellikle "Açlık" kitabından sonra arka arkaya gelmeleri bu anlamda yordu beni.. Yaşamanın ve yazmanın zor olduğu dönemlerde böyle eserlerin ortaya çıkması tesadüf olmasa gerek. "İnsancıklar"ı okumadan Dostoyevski'yi anlamak mümkün değil yazıyordu kitabın arka kapağında ve onca kitabını okumama rağmen yeni anladım daha. Birbirini seven, sayan iki insanın mektuplaşmasından ibaret değildi elbette kitabın konusu, sade ve yalındı anlatım açısından ama anlam bakımından olağanüstü zengin ve Dostoyevski'nin kendi deyimiyle başyapıtı.. Yazarın edebi kişiliği, tarzı, üslubu, kitabın anlam ve anlatımı üzerine satırlarca yazı yazılabilir ama benim şu an aklımda Cemal Süreya' nın tek bir sözü var.. "Dostoyevski'yi okudum, ondan sonra hiç huzur kalmadı bende"
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · İlya İzmir Yayınevi Matbaası · 200577bin okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2020 37. kitabı
Bu nasıl bir mektuplașmadır böyle. İncelik ne güzel șey.. Kendi dedemle konușuyormușum gibi hissettim çoğu zaman. O da böyle naifti.. İçten ve sıcacık bir mektuplașma.Yoksulluk ve sefilliğin alamadığı tek șey.
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · İlya İzmir Yayınevi Matbaası · 200577bin okunma
Puan vermedi·190 syf.··
2021 15. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 01 Mart 2021 01:58
** "Makar Alekseyeviç, son mektubumu tamamlamadan bıraktım; içimdeki acı yazmama engel oldu. Bazen bana tuhaf bir hal geliyor, yalnız başıma kalmaktan hoşlanıyorum. Yalnız kalarak kendimi tamamıyla hüzne, kedere kaptırmak istiyorum. Böyle anlar gitgide daha sık gelmeye başladı. Hatıralarımın benim için öyle dayanılmaz bir cazibesi var ki, saatlerce etrafımda habersiz, durumuma ait her şeyi unutarak kalıyorum. Şimdiki yaşayışımda tatlı, acı bir tek intiba yok ki bende mazimde buna benzer bir hatıra uyandırmasın. Bu hatıralar en çok altın çağıma, çocukluğuma ait oluyor… Fakat böyle zamanlar daima derin bir üzüntüyle sona eriyor. Gittikçe halden düşüyorum; hayalciliğim beni kuvvetsiz bırakıyor, sıhhatim büsbütün bozuluyor. Fakat sonbaharda nadiren rastlanan bugünkü hava, berrak, güneşli, pırıl pırıl sabah, beni canlandırdı, içim sevinç doldu. Demek sonbahara kavuştuk! Köyde sonbaharı ne kadar severdim! O zaman çocuktum ama çok duyguluydum." ** Kitaba ait bini geçkin inceleme var, eminim diğerlerinden çok farklı bir şey yazmam mümkün değil. Dostoyevski okumaya onun yazdığı ilk kitapla başladım ve kitabı çok beğendim. Kitap Varvara Alekseyavna ile Makar Alekseyeviç'in mektuplarından oluşuyor. Bu mektuplardan en sevdiğim Varvara'nın yazdığı bu mektup oldu. Kitapta yoksulluk, ezilme, hor görülme öyle güzel işlenmiş ki, bunun yanında birbirlerine koşulsuz sevgi duyan bu insancıkların konuşmalarının verdiği hüzünle karışık mutluluk çok güzeldi. Kesinlikle okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · İlya İzmir Yayınevi Matbaası · 200577bin okunma
8/10
·192 syf.··
2020 4. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Nisan 2020 09:18
Duygularım Darmadağın Anlayamazsın Not: Birazdan okuyacağınız ya da hafif göz ucuyla bakıp geçeceğiniz şeyin kesinlikle bir inceleme olduğunu düşünmüyorum. Hafif çatlak bir kızın kitabın karakterleriyle çatışması, konuşması, duyguları, kendine çıkardığı dersleri vardır. Bunu bilerek okumaya ya da okumamaya karar verin lütfen. Öncelikle gerçekten çok güzel, akıcı ve alıntılara doyamadığım bir eserdi. Dosteyevski'nin yazdığı ilk kitap olması bir de gözümde daha da kıymetli yaptı İnsancıklar'ı. Kitaba ilk başladığım zaman Varenkanın babası zannetmiştim Makar'ı. Sonra vay bizim ihtiyara bak körpecik kızın peşine düşmüş bulunduğu zor koşullardan yararlanmak istiyor diye çamur atmıştım adamcağıza. Ah önyargılar ah... Hikaye ilerledikçe de Makar'ın hissettiği duyguları tam bir kefeye koyup isim veremedim aslında. Ne ararsan vardı çünkü. Bir aşık, ana, evlat, dost, dert ortağı... Tüm sıfatları yükleyebileceği bir varlık olarak görüp ona sığınıyordu her defasında. Makar'ı okudukça yalnızlığını, ufak bir tebessüm ve saygı ifadesinin ona nasıl değerli hissettirdiğini, iyi niyetini (bazen ağzımı açıkta bırakacak kadar hatta), fedakarlığını, kendi kabuğundan çıkmaktan delicesine korkmasına rağmen cılız kuşu için kendini bile karşına almasını, Varenkası'nı mutlu etmek için türlü şekillere girmesi ve daha neler neler... Makar'ın Varvara'ya ve mektuplara verdiği değerinin neden olduğunu anlıyorum aslında. O mektuplarda olduğunu düşündüğü karakterden biraz olsun çıkıyor, kendini değerli hissediyor, derdini tasasını aktarabiliyordu. O yüzden bu gariban adamın bir nevi her şeyi olmuştu bu mektuplar, dolayısıyla Varvara. Bazı konularda beni sinirlendirsen de Makar tama yakın not aldın benden. (Ah bir de şu 'anacığım' diyip durmasaydın çok daha iyi gelebilirdin bana.) Aziz Makar
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · İlya İzmir Yayınevi Matbaası · 200577bin okunma
7/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2020 15. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 05 Aralık 2020 00:56
Kitap iki dostun mektuplaşmalarından oluşuyor. Kitabı genel olarak sevdim ancak diğer klasikleri okuduğum zaman ki keyfi alamadım 'insancıklarda'. Benim için bir 'Ana' ya da 'İki Şehrin Hikayesi' gibi etki bırakamadı açıkçası. Buna rağmen tabi ki okunması gerekli. Kitap da beni derinden sarsan bir olay var ki sayfalar boyunca bu yoksulluğu okuduk aslında ama bunu fark etmek başka bir olay. Okurken o yoksulluğu gerçekten canlandırdım kafam da ve hissettiğim en yoğun duygu korkuydu. Kısacası herkesin kendinden bir şeyler bulabileceği bir roman. Keyifli Okumalar.
Edebiyat
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · İlya İzmir Yayınevi Matbaası · 200577bin okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2020 45. kitabı
Öncelikle Dikkat Spoiler İçerir...ve böyle kitap olmaz... Kitaba başladığım zaman bırakmayı düşündüm mektuplaşma ile başladı olayları isimleri bağdaştıramam diye düşündüm ama uzun sürmedi 10 sayfa sonra alıştım içine çekmeye başladı. Keşke orda bıraksaydım. Kitabı bitirince 1. Cilt sandım dışına baktım ama tek cilt idi. İnanmak istemedim böyle bittiğine. Kitabın amacı insanın canını sıkmak sanırım. Bu kitap yüzünden bi süre kitap okumayı düşünmüyorum gündüz bitirdim lakin hala aklımda inceleme yapmak istedim. Normalde bazı durumlar hariç duygulanmam, umursamaz, agresif, neşeli olurum genelde. soğukluğumu korurum yada güler geçerim ama bu insanı mahvetmek, umutsuzluğu yaşatmak için yazılmış kitapta sona doğru gözüm yaşardı istemsiz bi şekilde neden bilmiyorum kendimden utandım. Neredeyse tüm kötü şeyler yaşandığında üstüne bi kötü şey daha oluyor ama bunlardan kurtuluyorlar ; sonrasında tam büyük sevinç yaşanırken dayanılmaz kötü bir şey oluyor. Örneğin : Fakirlikten para dilenen bi adam bi mahkeme sonucu zengin oluyor ve o gün ölüyor çok saçma. Başkahramanlar tam kavuştu derken kadın para ve rahatlık için başkasını tercih ediyor ne adam aşkını söylüyor ne kadın aşkını düşünüyor. Son söz: Niye böyle etkilendim bilmiyorum halbuki sadece bi kitap diyemem bu canlı bir şey ve her gördüğümde anlık canımı sıkıcak diye düşünüyorum.
İlişkiler
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · İlya İzmir Yayınevi Matbaası · 200577bin okunma
9/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2021 10. kitabı
İnsancıklar Dostoyevski’nin ilk romanı hatta ilk Rus toplumsal romanı.Eser yayınlandığında müellif Dostoyevski’nin bile tahmin edemeyeceği bir üne kavuşur. Eser dönemin en ünlü eleştirmeni Belinski’ye götürülür. Eleştirmen eseri o kadar beğenir ki’’ Bundan önce hiçbir yazar bu kadarını düşlerinde bile göremezdi,Rusya yeni bir Gogol’un kazandı.” Eserin ismindeki acıma izleği Dostoyevski için bir milat olup bundan sonraki tüm eserlerinin temasını oluşturacaktır. Biraz da eserin muhteviyatı hakkında bilgi vermek gerekirse : eser Mektup roman tarzında kaleme alınmıştır. Makar hayli saf,çok temiz kalpli fakir bir katiptir. Uzaktan akrabası olan ve Öksüz kalan Varvara’ya yardım etmeye çalışır. Makar çok acıdığı Varvara’ya sahip çıkmaya çalışırken farkında olmadan ona aşık olur. Tüm imkansızlığına rağmen Varvara’nın sorunlarını çözmek için bütün maddi gücünü seferber eder. Yoklukla cebelleşir, sürekli borç aramak zorunda kalır. Eserin sonunda Varvara zengin bir adam bulup evlenmeye karar verir. Eser bireysel mektuplaşmalar gibi görünse de yekün olarak bakıldığında Rus toplum yapısını ekonomik ,sosyal ve kültürel açılardan irdeler. Rus toplumundaki alt sınıfların yaşam tarzlarını ele alması bakımından harika bir Metin niteliği taşımasının yanında yazar bu alt sınıflara insan sıfatı bile vermeyip onları insancık diye adlandırarak da toplumsal tabakada işgal ettiği yerin önemsizliğini ve alçaklığını iliklerimize kadar hissettiriyor. Tabi bu insancıkların sadece cepleri değil duyguları,algılayış biçimleri de kendilerini aşamayacak pâyede dar.Dostoyevski’yi anlamak için İnsancıklar kesinlikle okunması gereken eserdir. Zira her eser yazarına yol çizer. Dostoyevski’nin yolunu İnsancıkların çizdiğini söylesek hata etmiş olmayız.
Edebiyat
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · İlya İzmir Yayınevi Matbaası · 200577bin okunma

Yazar Hakkında

Fyodor DostoyevskiYazar · 137 kitap
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski (Rusça: Фёдор Миха́йлович Достое́вский) (d: 11 Kasım 1821, Moskova - ö: 9 Şubat 1881, Sankt Petersburg), Rus roman yazarı. Dostoyevski, Mikhail ve Maria Dostoyevski'nin oğlu olarak 11 Kasım 1821 tarihinde Moskova'da doğdu. Altı çocuklu ailenin ikinci çocuğuydu. Babası Mikhail, askeri cerrahlıktan emekli olduktan sonra Mariinsky Hastanesi'nde yoksullara hizmet etmeye başladı. Hastane, Moskova'nın en kötü yerlerinden birinde bulunuyordu. Dostoyevski de bu hastane de doğdu. Mikhail, alkole bağımlıydı ve evini sıkı disiplin ile yönetiyordu. Çok kolay sinirlenebiliyordu. Dostoyevski'nin annesi Maria ise bir tüccar kızıydı. Dostoyevski, çocukluğunu çoğu zaman sarhoş bir baba ve hasta bir anne arasında geçirdi. Babasının çalıştığı hastaneden bulunan hastalar ile vakit geçirmeyi ve onların hikâyelerini dinlemeyi çok seven Dostoyevski, ilköğrenimini Moskova'da yaptı. Annesi tüberküloz hastalığı yüzünden öldüğü zaman, sert disipliniyle tanınan Petersburg Mühendis Okulu'na gönderildi. Arkadaşlarının, sinirli ve aşırı duyarlı bir yapıya sahip olduğu için "Ateş Fedya" lakabını verdikleri Dostoyevski, Petersburg'ta zamanını kitap okuyarak, düşüncelere dalarak ya da kardeşi Mihail ile söyleşerek geçirdi. Babasının 1839'daki ani ölümünü burada öğrendi. Okulu başarıyla bitirdikten sonra İstihkâm Müdürlüğü'ne girdi. Bir yıl sonra istifa ederek buradan ayrıldı. Ordudan ayrıldıktan sonra edebiyata yönelen Dostoyevski'nin ilk kitabı İnsancıklar, 1846 yılında yayımlandı. Bu eserinin ardından yazdığı kitaplarla beklediği başarıya ulaşamayan Dostoyevski'nin umudu kırıldı ve politikayla ilgilenmeye başladı. 1849 yılında devlet aleyhindeki bir komploya karıştığı iddiası ile tutuklandı. On ay hapishanede kalan Dostoyevski, kurşuna dizilmek üzereyken diğer sekiz tutuklu arkadaşı ile affedildi. Cezası dört yıl kürek, dört yıl da adî hapse dönüştürüldü. Cezasını çekmesi için Sibirya'da bulunan Omsk Cezaevi'ne gönderildi. Burada geçirdiği dört yılın ardından er rütbesi ile hizmete verildi. Subaylığa kadar yükseldi. 1857 yılında Maria Dmitrievna Isayeva ile evlendi. Beş yıl boyunca görev yapan Dostoyevski, 1859 yılında özgür bırakıldı ve Petersburg'a yerleşti. Petersburg'a döndükten sonra Ezilenler (1861) ve Ölüler Evinden Anılar (1862) adlı eserleri yazdı. Kardeşiyle birlikte iki dergi çıkardı. 1862'de arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar bağımlılığı yüzünden maddi açıdan darlığa düştü. Bu dönemde Yeraltından Notlar (1864), Suç ve Ceza (1866), Kumarbaz (1866), Budala (1868), Ebedi Koca (1870) ve Ecinniler (1872) gibi eserleri yazdı. Eşinin ölümünden sonra sekreteriyle evlendi. Yeniden borçlandı ve kumarhanelerde gezmeye başladı. Kızının ölümünün ardından büyük bir sarsıntı geçirdi. Delikanlı (1875), Bir Yazarın Günlüğü (1876) ve Karamazov Kardeşler (1879) adlı eserlerinde yazarlık hayatı boyunca konu edindiği temaları yeniden ele aldı. Karamazov Kardeşler adlı yapıtını üç yılda bitiren Dostoyevski, bir ciğer kanamasıyla yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dünya edebiyatını en çok etkileyen ve en çok okunan yazarlardan biri olan Dostoyevski'nin eserleri birçok 20. yüzyıl düşünürünün fikirlerini derinden etkiledi. İlk yazarlık dönemi Ordudan ayrıldıktan sonra kurgusal roman yazmaya başladı. Dostoyevski'nin ilk kitabı olan İnsancıklar (Bednye Lyudi) ilk olarak 1846 yılında yayımlandı. Dostoyevski, toplumunu acımasız kurallarında yaşlı bir adamın öksüz bir kıza duyduğu sevdayı iç dünyasındaki derin çatışmalarla işledi. Halkın sıcak ilgisiyle karşılanan bu kitap, eleştirmenlerden de övgüler aldı. Ünlü eleştirmen Belinski, romanı okuduktan sonra Dostoyevski'ye gelecekte büyük bir yazar olacağına dair övgü dolu sözler söyledi. Şair Nikolay Neksarov, Dostoyevski hakkında "Yeni bir Gogol doğdu" diye konuştu. Yazarlıkta ün sağladıktan sonra 1846 yılında Gogol esintileri bulunan kitabı Öteki (Dvoynik) yayımlandı. Yazar bu romanda, kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma halinde bulunan bir memurun hikâyesini anlattı. Bu romanda ele aldığı çift kişilik temasını daha sonra bazı romanlarında kullansa da roman, Belinsky dahil hiçbir eleştirmence beğenilmedi. Eleştirmenler romanı sıkıcı buldu ve alay etti. 1847 yılında ise Ev Sahibesi (Hozyayka) isimli romanı yayımlandı. Dostoyevski bu eseri ile de beklediği övgülerin aksine olumsuz eleştiriler aldı. Dostoyevski, ruhsal çöküntüye düştü ve üzüntüden hasta oldu. Ancak yazarlığı bırakmayan Dostoyevski, 1848 senesinde Beyaz Geceler (Belıye Noçi) ve Bir Yufka Yürekli (Slaboye Serdtse) adlı kitapları yayımlattı. Bir Yufka Yürekli, yazara itibarını yeniden kazandırsa da beklediği başarıyı elde edemeyen Dostoyevski'nin umudunu kırdı. Yazarlıkta umudunu kırılan Dostoyevski, politikayla ilgilenmeye başladı ve genç liberallerin (Tetrashevski) grubuna girdi. İkinci yazarlık dönemi 1859'da ordudan terhis edilerek Moskova dışında küçük bir yerde kalmaya zorlanan Dostoyevski, özgürlüğüne kavuştuktan sonra Petersburg'a döndü. Kardeşi Mihail ve arkadaşı N.N. Strahov ile birlikte Vremya (Zaman) ve sonra da Epoha (Dönem) adlı dergileri hazırladı. Bu dergilerde Slavcı düşünceyi savunduğunu belirten yazılar yazdı. Ezilenler (Unijenniye i Oskorblyonniye) ve Ölü Evinden Anılar (Zapiski iz Mertvogo Doma) ile kendinden söz ettirdi. 1863 yılında arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar borçları yüzünden sıkıntıya düşen ve yayımcılardan yazmadığı romanların avanslarını alarak yaşayan Dostoyevski, Yeraltından Notlar adlı yapıtı 1864 yılında yayımlandı. Romanda bir zihnin derinliklerine indi. Suç ve Ceza (Prestuplenie i Nakazanie) ve Kumarbaz(İgrok) adlı yapıtları 1866 yılında yayımlandı. Dostoyevski, Suç ve Ceza'yı 1858 yılında Semipalatinsk'te bulunduğu zaman Roussky Slovo dergisi için uzun bir hikâye olarak tasarlamıştı. Bunun nedeni, Sibirya'dan ayrılana dek roman yazmama kararı almasıydı. Dostoyevski, kardeşi Mihail'e gönderdiği bir mektupta kitap hakkında: “ ...Konusu gerçekten çok güzel. Kahramana gelince, bugüne kadar hiç denenmemiş bir kişi. Ama bugünün Rusyasına bakacak olursak, böyle bir kişi karşımıza sık sık çıkmaktadır. Bu sonuca halkın kafasını yeni fikirleri anlayarak vardım. Öyle hissediyorum ki, yeni fikirler ve görüşlerle döndüğüm zaman, romanımı genişletmekte başarılı olacağım. Kişi aceleye gelmemelidir dostum. Ve insan iyi olanın dışında hiçbir şey yapmamalıdır... ” diye yazdı. Dostoyevski, bu eserinde bir Rus aydını olan Raskolnikov'un kendi doğrusu adına işlediği cinayetleri ve vicdanıyla hesaplaşmasını konu edindi. Yazar, küçük bir otel odasında ve kötü bir ekonomik durumla yazdığı Suç ve Ceza'yı 1866 yılında tamamlamıştı. Dostoyevski'nin yazdığı Budala (Idiot) eseri 1866, Ebedi Koca (Veçnıy Muj) 1870, Ecinniler (Besı) 1872 yılında yayımlandı. Bütün bu başyapıtlar birbirinin izledi. Karısı öldükten sonra sekreteri Anna Grigoriyevna Snitkina ile evlendi. Yeniden borçlanan ve kumaranelerde dolaşmaya başlayan Dostoyevski, bir kız çocuk sahibi oldu. Ancak kızı fazla yaşayamadı ve doğduktan kısa süre sonra öldü. Dostoyevski de bu yüzden büyük bir sarsıntı geçirdi. 1875'te Delikanlı (Podrostok), 1876'da Bir Yazarın Günlüğü (Dnevnik Pisatelya)[ ve 1879'da Karamazov Kardeşler (Bratya Karamazovi) adlı romanları yayımlandı. Hayatı boyunca eserlerinde işlediği temaları yeniden ele aldığı, insan duygularının derinliğine inen eserler yazan Dostoyevski, Karamazov Kardeşler'de Ivan ve Alyosha Karamazov adlı karakterler için filozof Vladimir Sergeyevich Solovyov'dan ilham aldı. Zosima ve Alyosha'nın öne çıkacağı Bir Büyük Günahkarın Yaşamı adlı eseri tamamlayamadı. 1881 yılının Ocak ayında bir ciğer kanaması geçirerek yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dostoyevski için yapılan cenaze töreninde yaklaşık otuz bin kişi tabutunun arkasında yürüdü. Dostoyevski, beğeniyle karşılanan ilk romanı İnsancıklar'dan sonra yazdığı Öteki ve Ev Sahibesi ile olumsuz yorumlar aldı ve depresyona girdi. Ancak yazar, kendisini ruhsal çöküntüye götüren düşüncelerden uzaklaşmayı bildi. Dış dünyadan kopan zihninin parçalanışını kendi çözen yazarın eserlerindeki ruhbilimsel açıdan en zengin tema da çift kişilik temasıdır. Kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma hali içerisinde bulunan bir memuru anlattığı Öteki adlı yapıtında daha sonra da işleyeceği bir tema olan çift kişilik temasını işlemişti. Ellili yaşlarında içine bazen bir karamsarlık ve ağırlık çöken Dostoyevski, bu durumu ikinci eşi Anna Grigoriyevna Snitkina’ya "Sanki bir suç işlemişim gibi bir çeşit sebepsiz hüzün ve keder içindeyim" diye açıklamıştı. Ecinniler'de Stavrogin'i bir çocuğa tecavüz ettirmiş olması yüzünden de kendini hep suçlamıştı. Dostoyevski kendi çocukluğunda, annesine acı çektirmesinden, sürekli sarhoş olmasından ve hizmetkârlara kötü davranmasından dolayı babasından nefret ediyordu. Eserlerinde kullandığı, kaderine boyun eğen ve uysal kadın örneğini kendi evinde; annesinde gördü. Kadının alttan alması, erkeği daha da kızdırmaktan başka bir işe yaramayacağını görmüştü. Çok duyarlı biri olan Dostoyevski, bu yüzden babasına kin besliyordu. Babasının ölümünü haber aldığında, "Babamın ölümünde benim hiçbir suçum yok, ama bu öldürmenin kefaretini ödemeye hazırım, çünkü içimden onu öldürmek geçiyordu" diyerek Karamazov Kardeşler adlı romanında yer alan Dimitri Karamazov'un tepkisinin benzerini gösterdi. Dostoyevski, babasının ölümünü istediğini düşünerek depresyona girdi. Bazı yazarlara göre de ilk sara nöbetlerine de bu düşünce sebep oldu. Sigmund Freud ve birçok psikanalizci, babaya duyulan bu nefrete ve bunu izleyen suçluluk düşüncesine dayanarak Dostoyevski'nin hastalığının sinirsel kökenli olduğunun ortaya çıkardı. Andre Gide, Ezilenler adlı romanın, aşağılanışın insanı cehennemlik ettiği, alçakgönüllüğünse kutsallaştırdığı fikriyle dolu olduğunu söylemişti. George Steiner ise Charles Dickensvari bir havanın olduğunu söylediği Ezilenler'de bulunan temanın Ebedî Koca'da, Ecinniler'de ve Karamozov Kardeşler'da da yer aldığını söyledi. Nicholas Berdyaev, Dostoyevski'nin bütün yaratıcı gücünü insana ve insanın kaderi temasına adadığını, bunun da onu ölümsüz kılmaya yettiğini belirtti. Devlet aleyhinde bir komploya katıldığı iddiası ile tutuklandıktan sonra sekiz ay hapisanede kalan Dostoyevski, suç ve ceza kavramlarıyla en yoğun şekilde burada karşılaştı. İdam edilmek üzereyken affedildi. Cezası dört yıl kürek ve altı yıl adî hapse dönüştürüldü. Dört yılın sonunda er rütbesi ile kışlaya verildi ve 1859 yılında terhis edildi. Suç ve Ceza adlı eserini 1858 yılında oluşturmaya başladı. Bu eserinde ahlak kavramını ve siyaseti harmanladı. Dostoyevski, bu romanda sadece Rus halkını değil, tüm insanlığı tehdit eden bir kısır döngüden kurtulmanın gerçekleşebileceğini vurguladı. Yazar, John Stuart Mill'in ekonomik refah için bireysel bencilleşmeyi öneren kuramını Semyon Zaharoviç Marmeladov'un ağzından eleştirdi. Dostoyevski, düşünce ve sanat deneyimini sürekli olarak arttırdı. Tanrı'dan, ateizmden, kötülükten, özgürlükten söz eden roman karakterleri, gerçekte aynı bilincin farklı anları gibidir. Bu karakterler aracılığıyla Dostoyevski, cinleri ruhundan uzaklaştırır. Bakış açısı değişmekle beraber eserleri, gerçeğin hep aynı çoşkulu ve acı veren arayışı içerisindedir.