Puan vermedi·136 syf.····Okunma: 13 Mayıs 2020 20:54 Birkaç yüzyıl önce yazılmış bir kitabın günümüzde geçerli birçok görüş barındırması yazarın topluma bakış açısının sağlamlığını göstermektedir.
Toplumsal düzende insanlar yasalara göre değil yasalar insanlara göre düzenlenmek durumundadır. Güvenilir bir toplum yapısının oluşması için konulan yasaların herkesi kapsaması gerekmektedir. Yasaların şeffaf olması suçlun suşsuzun ayrımı noktasında önem arz etmektedir.
Bir toplumda adaletin mutlaklığı faydacı çevrelerin olmayışını sağlamasını gerektiriyor. Aksi takdirde toplumun fsydacı kesimi adalet terazisi ile oynayıp kendilerine yarar sağlamayı bir hak olarak görürler.
Güçlü olan bir insanın güçsüz olan bir insana üstünlüğünü kabul ettirmesi ve güçsüz olanı köleleştirmesi eski toplumlarda olası durumlardandı.Ancak bir toplumda sadece bir kişinin toplumun tamamına hükmetmesi mantıklı değildir. Dolayısıyla var olan monarşinin yıkılması toplumların özgür düşünme kabiliyetlerinin geliştiğinin en çarpıcı örneğidir.
İnsanların bireysel olarak kendi çıkarlarını bir yana bırakıp toplumsal birlikteliğin sonucu olan kurallar bütününe saygılı olması toplumun güvenli olmasını sağlar. İnsanların kendilerini güvende hissetmesi gereksinimi de herkesin tek tek üzerinde uzlaştığı bir sözleşmeyi (anayasayı) zorunlu kılmıştır. Bu yasayla birlikte yöneticiler demokrasiyle halkı yönetime katmalıdırlar. Çünkü genel sistem vatandaşların tek tek özel isteklerini karşılamakta yetersiz kalırlar. Bu demokrasi : ideal, eşitlikçi, sorunsuz ve sınıfsız bir toplumun çıkacağını göstermez. Orta Çağ'ın en demokratik ülkelerinden biri olan Roma İmparatorluğu' nda aristokrat sınıfın yönetime katılmasına karşın halkın tabakalara ayrılması ve alt tabakadaki insanların yönetimde söz sahibi olamaması bu savı açıkça desteklemektedir.Toparlacak olursak gerçek demokrasinin günümüzde uygulanabilmesi çok zordur. Çünkü insanların ekonomik, sosyal, kültürel olgularının farklılaşması demokrasiyi tam anlamıyla uygulanabilirlikten uzaklaştırmıştır.