Schmidt tarafından tasvir edilen en eski ilkel kültürlerde (Pigmeler,GüneyDoğu Avustralyalılar,Kuzey Amerika ilkel kültürleri) Yüce Varlık inancı vardır. Bu kültürler mekan olarak ayrı yerlerde de olsa göçlerden önceki inançlarını beraberinde götürmüşler ve onu korumuşlardır. Schmidt’in etnolojik tarih şeması göz önünde bulundurulduğunda bütün bu halkların inançları aynı dini gelişim seviyesine, yani çok eski büyünün,animizmin ve ata ibadetinin bile olmadığı zamanlara kadar geri gitmektedir. Bütün bu halklarda Tanrı en üstün olarak kabul edilmektedir. Tanrının, en üstün, en iyi , kadir, merhametli olma özelliği bile kanıtları güçlendirmektedir. Schmidt, burada mevcut kültür çevresi
ve kültür grupları içerisindeki mevcut dinleri birlikte değerlendirildiği zaman iyi bir sentezle ilkel dine daha da yaklaşılabileceğine işaret etmektedir.
İlkel kabilelerde Yüce Varlık, muhteva olarak dört biçimde pozitif olarak karakterize edilmiştir:
1. Yüce varlık, ebedi, kadir, her şeyi bilen, iyilik sahibi, her şeyin hakimi ve
ahlaki bir varlıktır..
2. İlk zamanlar insanlarla birlikte ve onları eğiten bir varlıktır.
3. İnsanları ve Dünyayı yaratan bir varlıktır.
4. İnsanların ahlaklı olmasını isteyen, insanlara yasaları bildiren,
gözetleyen,öteki dünya ve bu dünyada insanları ödüllendiren ve
cezalandıran bir varlıktır.
Wilhelm Schmidt, ilkel halklardaki insanların Yüce Varlıkla ilişkisi aşağıdaki biçimde belirlemiştir:
1. İnsanların onun yüce gücünü ve ahlaki yüksekliğini tanıması.
2. Dua etmesi
3. Kurban sunması
4. Dini törenler yapması.
Schmidt’in bu tespitinde insanlar Yüce Varlıkla dört şekilde ilişkiye
geçebilmektedirler.En eski halk olan pigmeler, Yüce Varlık’ın gücünü tanıyarak ona dua ederek,kurban sunarak ve dini ayinlerle kulluk görevini yapıyorlar. Böylece insanlar, Yüce Varlık’ın yüce gücüne karşı bu şekilde itaat ediyorlar
Bütün Pigmeler’de, Yüce Varlık,sadece ahlaken iyi değil aynı zamanda da insanların ahlaklılığı için kanunlar koyandır. O, insanları, her şeyi bilmesi ile gözetlemektedir ve insanların adaleti çiğnemesi halinde sadece bu dünyada değil aynı zamanda da öbür dünyada da cezalandırmaktadır. Asya ve Afrika Pigmelerinde, Yüce Varlık,işlenmiş suça göre merhametlidir ve onları af
edicidir. Bütün Pigmeler kabilelerinde, Dünyayı ve insanları yaratan Yüce Varlık’ın yaratıcı gücüne inanma önemli bir ortak özelliktir.
Buşmanlar ise Güney Afrika’da yaşamaktadırlar. Geçimlerini avcılık ve toplayıcılıktan sağlarlar. Tek eşlilik görülür.Zina yasağı vardır. Yüce Varlık inancı veTek Tanrı inancı egemendir. (en az m.ö. 22bin'de yaşamışlar)
Güney Amerika bölgesinde yaşamakta olan Algonkin grupları, anne soyuna dayanan ve toteme inanan Batı ve Güney’den gelen gruplar tarafından en Kuzey Doğuya itilmiştir. Eski Kaliforniya grupları (Hoka,Penuti,Yuki ) dağlar arasına ve kıyıya itilmişitir. Yüce Varlığa inanma var olup o, Büyük Ruh olarak karşımıza çıkmaktadır.. Onun adı Giselemukeng’tur. Yaratıcıdır. İnsanlar ona büyük seramonilerde dua ederler ve o, da karşılık olarak insanlara iyilik
etmektedir.
Samoyet’lerde istisnasız bir Yüce Varlık’a inanmaktadırlar. O, Dünyayı ve insanları yaratmıştır. Evrenin hakimi olarak her şeyi yönetmekte ve idare etmektedir. Genellikle o, abstrakt bir kavramdır ve o, gök yüzü ile kaynaşmıştır. O, ruhidir ve görülemez. Şekli bilinmez. O, ilmi ezelisi ile insanların ahlaki tutumlarını gözetir. Kendisini tamamen etik bir varlık olarak gösterir. Bu kabilelerde Yüce Varlık’ın adı Num’dur. Gökte yaşamış ve yaşamaktadır.Gök
gürültüsü,yıldırım, yağmur ve kar, rüzgar ve fırtına onun doğrudan vahyidir. İnsanların kaderine karşı nötrdür.
Ainularda Yüce Varlık, bütün Dünyanın ve diğer yüce varlıkların
yaratıcısıdır.
Etnolojik en eski ilkel kültüre sahip olan Pigmelerin dini, Yüce Tanrı inanışı üzerinedir. Daha sonraki dinler karşısında genelde tek tanrılı bir özelliği vardır. Bu dinlerin ana noktası ve temeli tek tanrıdır.30.
Diğer dinler karşısında Pigme dinlerinin genel tek Tanrı karakteri daha belirgin bir özelliktir. Ne Asya Pigmenlerinde ne de Afrika Pigmelerinde ölü inanışı yoktur. Bütün Pigmenlerde ve pigmoitlerde ölüyü doğrudan toprağa defnetme adeti vardır. W. Schmidt’e göre, ‘’Pigmelerde Yüce varlığın bizzat kendisi ebedi ve nedensiz olan bir tanrıdır.Bütün varlıkları yaratmıştır ve onlara görevlerini göstermiştir. Schmidt’in tespitine göre Pigmenlerde , Manizm özelliklerinden olan ölüye yemek vermek, bir alet ve silahı mezara koymak, cesetle birlikte sevdiği şeylerin mezara konması, ölünün çağrılması gibi özellikler bulunmamaktadır. Bütün bu özellikler, daha sonraki dönemlerde ortaya çıkmış olan Manizmin genel özellikleridir. Pigmelerde, Yüce Varlık, ilk başlangıç zamanlarında insanlarla birlikte büyük bir içtenlik içinde yer yüzünde yaşamıştır. İnsanlara sanatı,ustalığı,toplumsal, ahlaki, dini öğretileri ve soyun kanunlarını koymuştur. Sonra Yüce Varlığa karşı
insanların her hangi bir suçundan dolayı o, yer yüzünü terk etmiştir. Şimdi o, gök yüzünde oturmaktadır.
Asya ve Afrika Pigmelerinde Yüce varlığın sıfatları arasında Yüce varlık adaletlidir. Kanunlarını çiğneyenleri cezalandırır. Onun diğer sıfatları ebedidir,alimdir. İyilik ve yardım severdir ve Kadirdir.Bütün Pigmelerde insanları ve dünyayı yaratan Yüce Varlık’ın yaratıcı gücüne iman vardır. Hiçbir yerde totem özelliği olan hayvanlarla ilişkilendirme yoktur.Bütün Pigmen kabilelerinde Yüce Varlık sadece kendisi ahlaki değil aynı zamanda da insanların ahlaklı olması için kanunlar koymuş olan bir varlıktır. Alim sıfat ile insanları gözetler, ödüllendirir ve onun adaletinin çiğnenmesi ile
insanları hem bu dünyada hem de öbür dünyada cezalandırır. Ancak o, aynı zamanda merhametlidir. Yüce Varlık’a tapınma ve onun yüceltilmesi dua, kurban ve seremonilerde
kendini göstermektedir. Hayvansal ve bitkisel besin maddelerinden kurban yapılır. Bu kabilelerde Tanrının ikamet yeri olarak gök yüzü gösterilerek işaretle ‘’orada yukarıda’’ bir yer göstermektedirler. Daha önceleri insanların yanındaydı ve onlarla beraber yaşıyordu, onlarla konuşuyordu. Günlerden bir gün onların
suçundan dolayı ayrılık geldi. Onlar Tanrının tekrar geleceğine ve barış, bolluk ve mutluluk getireceğine inanmaktadırlar. Onlar, Tanrının ebediliğine ve ölümsüzlüğüne inanmaktadırlar.Yüce Varlık inancı Pigmen dininde hakim bir şekilde ön plandadır. Yüce
varlığın başlıca ismi Kmvum’dur. Diyalektik varyasyonları içinde Mvum, Mvume, Mvuma olarak da telaffuz edilmektedir. Pigmenler,Yüce varlık’ı diğer bütün varlıkların üstünde bir varlık olarak onu en yücelikle nitelendirmektedirler. Onlar Yüce Varlıkla ilgili bir soruya şöyle cevap vermektedirler: ‘’ Tanrı önce de var idi, şimdi de vardır ve var olacaktır.Ruhlar yukarıda, insanlar aşağıda ve Tanrı tektir. Tanrı yaşlı (Efendi, Baba)dır. O, her şeyden yüksekte ve her şeyin yöneticisidir. O, insanların atasına bütün bir yurdu
sonsuz ormanlarıyla ve bütün zenginliği ile teslim etmiştir. Gabun-Pigmelerinde Yüce varlığın ebedi oluşunu anlatan bir mitolojide
şöyledir:
Ormanda benim gibi ve senin gibi insanlar var mıydı? Hayır. Önce, daha önce ormanda hiç insan yoktu. Peki,başka yerde var mıydı? Hayır. Ve daha önce. Daha önce tek başına Kmvum vardı. Hiçbir kimse olmadan o vardı. Yüce Varlığın yaratıcı oluşunu anlatan bir mit’te şöyledir:
Ormandaki ağaçları, yediğin meyveleri, avladığın hayvanları,yakaladığın balıkları kim yaptı? Sorusuna şöyle cevap vermektedirler:
Her şeyi yapan Kmvum’dur. Kmvum her şeyi tamamladığında ilk atamıza alın bu size aittir. Onu size veriyorum. Her şey sizin içindir.
Görüldüğü gibi bu mit’ler, P.W.Schmidt’e göre Pigmen kabilelerinde Yüce varlığın hem ebedi oluşunu hem de yaratıcı olduğunu gösteren ortak delillerdir. (Pigmelerin 5 bin yıldır yaşadığı söyleniyor.)
Güney-Doğu Avusturalyalılarda Yüce varlığın tek tanrı karakteri daha sonraki kültürlerin etkisinde (totem kültürünün etkisi ile) yüce varlık ikinci plana düşmüştür. Ancak bu kültürlerde Yüce varlığı karartmaya yetmemiştir. Burada Yüce varlık yüceltilen baba şekline dönmüştür. Soy kurucu baba Yüce varlığın altında yaratılmış olarak ortaya çıkmaktadır. Güney-Doğu Avustralyalılar Yüce varlığı’’ baba’’ diye adlandırmaktadırlar. Wiradyuriler’de yüce varlık ‘’her şeyin babası’’ olarak, Yuin-Ngarigo ve Euahlayiler’de ‘’baba ‘’, en eski Yuin gruplarında ‘’bizim babamız" olarak anlam
kazanmıştır. Güney-Doğu Avustralya kabilelerinde Yüce Varlık’ın ikamet yeri olarak gök yüzü gösterilmektedir. Bu kültürlerin yüce varlıkları önceleri yer yüzünde insanların yanındaydı. O, hayatın bütün sanatlarını, toplumsal ve dini kanunları onlara öğretmiştir. Sonra da gök yüzüne çıkmıştır. Önce soy kurucusu ebeveynleri yaratmıştır. Yüce varlık ebedidir. Ölmez. O,bütün her şeyin
başlangıcında vardı.Her şeyi bilendir. Her yerde hazır ve nazırdır. İnsanların tutumlarını ahlaken denetlemektedir. Yüce varlığın bu özellikleri Kuin kabilelerinde çocuklara öğretilmektedir.Bu öğretide yukarıda bulunan Yüce Varlık Bundjil insanları gözetlemektedir. Güney-Doğu Avustralyalılarda Yüce Varlık’ın gücü bütün diğer varlıkların gücünün üstündedir. O,kadirdir. Mümkün olan her şeyi yapar. Dünyanın ve insanların yaratıcısıdır. Kulinlerde Yüce varlık ‘’bundjil’’dir. İnsanların babasıdır.İyilik sahibidir. Kötülük istemez. O,soyun iyilik sahibi kralıdır.İnsanları yaratalışdan beri onlara hayat için lüzumlu olan her şeyi gönderdi ve her şeyi öğretti. Yüce varlığın özellikleri,bu ilkel kültür çevrelerinde tabiat nesnelerine dönüşmüştür . Yüce varlığın her bir özelliği her bir tabiat nesnesine atfedilmiştir. Bütün bunların arkasında bir Yüce varlık vardır.
Kutup-Kuzey Amerika ilkel kültürlerini uzunca bir süre Kuzey-doğu Asya’da dağılmadan dinleri ile birlikte birlikteliğini kabul eden Schmidt, şimdiki yerlerine ortak irsi miraslarına da beraberinde getirdiler ve onları korudular. Ancak çok daha sonra önemli kültür öğelerinden bazılarını kolayca kaybettiler. Schmidt burada yüce Tanrı tasavvurlarının çeşitliliğine rağmen gerek prensip noktasında gerekse detayda kayda değer benzerliklerin olabileceğini kabul
etmektedir. Eski halklar çerçevesinde bu benzerlikleri ortaya koymak Schmidt’in ana düşüncesini oluşturmaktadır.
Kuzey-kutup Amerika ilkellerinin hemen hepsinde Yüce varlık isimleri fazla yaygın değildir. Yalnız Yüce varlığın ebediliğini ifade eden ‘’ Yaşlı ‘’ ‘’ Ölümsüz’’ gibi isim ve sıfatlara sahip Yüce Varlık anlayışları vardır. Yalnız ‘’baba’’ ve ‘’orda yukarıda oturan’’Yüce varlık olarak telakki ediliyor. Bu kabilelerde Yaratıcı ismi
çok yaygındır. Yüce varlık hemen bütün Kutup-Amerika ilkel kültürlerinde,ışık, aydınlatan,ışığın ta kendisi şeklinde tasavvurlara sahipler. Yüce varlığın ikametgah yeri olarak Gök yüzü gösterilmektedir. En eski kutup ve Kuzey Amerika ilkel kültürlerinde tanrı daha önceleri yer yüzünde insanlarla birlikte yaşadığı,insanları eğittiği ve sonra gök yüzüne çıktığı anlatılmaktadır.Bu Yüce
varlığın Gök yüzüne yolculuğu bütün ilkel kültürlerin hemen hepsinde vardır. Bazı gruplarda,Güneş ve ay onun gözüdür şeklinde somut bir anlayışta vardır. Bu anlayış monoteizmi karartacak şekilde değildir. Bu kabile dinlerinde de Yüce Varlık’ın sıfatları şu şekildedir : o, ebedi,sonu ve başlangıcı olmayan bir varlıktır. Yaratılmamıştır. Ölümlü olan hiçbir şeye tabi değildir. Tanrı her yerde hazır ve nazırdır. Alimdir. Her şeyi bilendir. Yüce
Varlık her şeye kadirdir. Gücü her şeye yeter. Yüce Varlık iyilik sahibidir. Ahlaki kanunlarını çiğneyenleri cezalandırır. Bu ilkel kültürlerde Tanrı-alem ilişkisinde Yüce Varlık, besinleri yaratıp
onları insanlara sunmuştur. Onların Yüce Varlık’ı başlangıçta ölümü
istememesine rağmen ahlaki kanunların çiğnenmesinden dolayı ölüm ve hastalıkları ceza olarak göndermiştir. Yüce varlık,dua, kurban ve ayinlerle tebcil ediliyor. Bu ayinlerle ve özellikle gençliğe geçiş törenlerinde Yüce varlık kültü kendini göstermektedir. Yüce varlığın emirleri, Kuzey merkez Kaliforniya ilkel kültürlerinde,Kabile kurucu baba tarafından sözlü olarak takdis merasimlerinde
bildirilmektedir. Pigme kabilelerinde, takdis merasimleri kabilenin gelenekleri ve dinleri çocuklara öğretilmektedir. Kuzey-Batı Maidularında, Tanrının kendisi,insanları eğitmiş ve soy kurucu babanın aracılığı ile insanlar takdisleri yerine getirmişlerdir. Schmidt’e göre bu en eski ilkel kültürlerinin dinlerini burada ortaya
koyduktan sonra Yüce Varlık’ın ortak özellikleri şu şekilde ortaya çıkmaktadır:
1. Bu yüce Tanrı ebedidir.
2. İlmi ezelidir.
3. İnayet sahibidir.
4. Ahlaki bir varlıktır.
5. Mutlak kudret sahibidir.
6. Her şeyin yaratıcısıdır. Yoktan yaratmıştır.
7. Kanun koyucudur.
8. İyileri ödüllendirici ve kötüleri de cezalandırıcıdır.
En eski dinin kaynağı ile ilgili bir durum tespiti daha yapan Schmidt, insanların bu dinin taşıyıcısı oldukları ve bu dini kimden öğrendin sorusuna gelenek vasıtasıyla babalarından,o da onun babasından öğrendik biçiminde
cevap alınmıştır. Yine bu dinin inanç ve pratikleri baba tarafından ailede öğretilmektedir. Schmidt’in ilkel din incelemesi, bütünüyle olumsuz ögelerden yoksun, ideal ve mükemmel bir din olarak sunulmaktadır. Schmidt’e göre olumsuz öğeler, daha sonradan komşu olan insanların etkisi altında veya iç bozulma süreçleri
yüzünden ortaya çıkmıştır. Böylece detaylı karşılaştırmalı analizlerde ve ayrı ayrı sentezleri genellemede bu olumsuz öğeler atılmıştır. Schmidt, ilkel tek tanrı inancını temellendirmede etnolojik olarak en eski halkları esas almıştır.Çünkü ona göre ilkel insanlar, insanlığın en eski kültürünü ve dinini korumaktadırlar. İnsan,kültürünün ve dininin hem taşıyıcısı hem de koruyucusudur. Schmidt’te mitoloji de ilkel Tek Tanrı dinini ortaya koymada
ikinci bir delil olarak karşımıza çıkmaktadır. Çünkü okuma yazma bilmeyen halklar geleneklerini nesilden nesile sözlü gelenek olan mitolojilerden öğrenmişlerdir.
İlahiyatçı ve bir Katolik rahibi olan Schmidt, dinin kaynağını etnolojik en eski insanları ortaya koymakla başlar. Çünkü ona göre etnolojik en eski insanlar, en eski dine de sahiptirler. Bu dini nasıl ve kimden öğrendikleri, bu dinin içeriğini nesilden nesile aktarılan mitolojilerden öğrenmektedirler. Bu da Schmidt’te ilkel dini ortaya koymada ikinci delil olarak görülmektedir. Üçüncü delil ise teolojik delildir. Bu da onda iki aşamada gerçekleşmiştir. Birincisi
nedensel düşünce, ikincisi vahiydir. Schmidt’in ilkel tek tanrılı dini, günümüzde yaşayan avcı-toplayıcı insanların dinin özelliklerinden hareketle inşa edilmiştir. Önce Schmidt, bu çalışmasına
insanlığın etnolojik olarak kültür gelişim şemasını ortaya koyarak başlamıştır. Onun ortaya koyduğu kültür gelişim şeması evrensel bir tarih yazma anlamına gelmektedir. Çünkü onun bu kültürel gelişim şemasından mevcut bütün insanlık tarihi geçmiştir.
Kaynak: google.com/url?sa=t&rct=j&...
Dikkat çeken konular: Zina yasağı, kurban ibadeti, yüce, ezeli ve ebedi, her şeye gücü yeten tek bir tanrı, dua, dini törenler vs..
isamveri.org/pdfdrg/D02042/2... bu linkte de en dikkat çeken özellik topraktan yaratılma.
Dikkat çeken bir başka durum: Sümerler veya ortadoğu medeniyetleri ile herhangi bir şekilde etkileşimde bulunmayan kavimlerden bahsediyorum.