yoruma başlamadan önce bu kitabı asla sevmeyeceğimi düşündüğümü söylemek isterim ama düşündüğüm gibi olmadı. çok mu iyi bir kitaptı hayır ama bence güzeldi. kitabın konusundan bahsetmek istiyorum.
lina annesinin ölümü sonrasında annesinin isteğini gerçekleştirmek için 16 yıldır tanımadığı babasının yanına taşınır ve hikaye bu şekilde başlar. babasının bir mezarlıkta yaşadığını öğrenmesi ile daha da kötü bir duruma düşer. annesi de ölmeden önce mezarlığa günlüğünü göndermiştir ve babasının arkadaşı sonia da lina’nın mezarlığa taşınmasının ardından günlüğü ona verir. annesinin italya’da yaşadıkları dışında lina’nın aşk hayatını da okuyoruz.
şöyle ki kitapta olacak olayları tahmin etmiştim fakat bazen böyle çerezlik kitaplar okumak bana iyi geliyor. kısacası kitabı beğendiğimi söyleyebilirim.
kitaba başlamamın nedenlerinden biri de italya’yı çok seviyor olmam. yazın aslında gidecektim fakat virüs çıktı ve umarın her şey eski haline döner.ben italyanca cümlelerin çevrilmesini isterdim çünkü bi zamandan sonra çeviriyle uğraşmamaya başladım. bi olay da beni sinir etti lina günlüğü yavaş yavaş okudu. gerçekleri hemen öğrenme şansı varken neden bunu yapar bi insan.(çünkü kitap ve kitabın 10 sayfa olmasını istemeyiz.)genel olarak meraklı bi insan değilim ama insan annesinin sırlarını da merak etsin yani.neyseee en sevdiğim/tek sevdiğim karakter howard.(gereksiz bilgi) karakterleri sevmiyor da sayılmam sadece nötrüm. genelde okuduğum kitapların erkek karakterlerine aşık olduğum için garip geldi;)