Selamlar. Bugün okuyup bir çırpıda bitirdiğim bu güzel romanın incelemesini yapacağım.
Bu kitap genel olarak iyilik ve kötülük kavramları etrafında dönüyor. Kitapta hep zıtlıklara rastlıyoruz. İyi - kötü , güzel - çirkin, zengin - fakir, genç - yaşlı... Genel olarak aslında doğru ve iyi sandığımız şeyleri farklı bir bakış açısıyla gösteriyor bize yazar. Olayların çok ciddi suçlar işlemiş ve bu suçlardan sadistçe zevk duyan bir katil tarafından anlatılması da romanı ilginçleştiren etkenlerden biri. Bu karakterin aslında sadece 15 yaşındaki bir çocuk olduğunu bilmek de garip geliyor insana.
Kötü bir kişinin zorlamayla, işkenceyle iyi birine dönüştürülmesi anlatılıyor kitapta ve bize insanın iyi ve kötü arasında bir seçim yapmasının aslında doğru bir şey olduğu gösteriliyor. Televizyonlarda haberlerde gördüğümüz suçlular bu şekilde işkencelere maruz kalarak iyi bireyler haline gelseydi ne kadar adil olurdu? Evet gerçekten affedilemeyecek suçlar işledi bu insanlar. Hatta gördüğümüz zaman hepimiz idam etmek, kesmek, öldürmek istiyoruz onları. Ama bu kitap farklı bir bakış açısı sağlıyor bize. Bir suçlunun, sadist bir akıl hastasının gözünden dünyaya bakmayı öğreniyoruz. Kitap boyunca Alex'ten nefret ettim ama itiraf etmeliyim ki bazı yerlerde gerçekten üzüldüm yaşadığı şeyler için. Kötüye bile merhamet duymayı gösterdi bana bu kitap. Ayrıca Alex'in kardeşim dediği dostlarından kazık yemesi de bence kitaba daha realist bir hava katmış ve insan okurken kendi kendine diyor ki; " Alex sadece bir çocuk. Sadece 15 yaşında aptal bir ergen ve hayatı öğrenmeye çalışıyor. Ama çok yanlış yola başvurmuş."
Yazarın üslubu alışılmışın dışında bir üsluptu. Çok fazla argo kelime vardı ama ana karakter böyle biri olunca kraliyet ailesindenmiş gibi konuşması beklenemez. Bence yazar düşündüklerini hissettiklerini tam olarak okura aktarabiliyor. Diğer kitaplarını da okumayı iple çekiyorum.