Puan vermedi·68 syf.··Beğendi
···Okunma: 16 Mayıs 2020 10:26 Başta İvan Dmitriçi ele alayım iyi eğitimli kültürlü ve çok okuyan biri, bazı dusuncelerine katılıyorum,bende İvan Dmitriç gibi düşüncelere kendimi kaptirirsam kendimi akıl hastanesinde bulabilirim.Ivan Dmitriç Şimdiye kadar hiç suç işlemediğini biliyordu ve gelecekte de kimseyi öldürmeyecegini bir şey çalmayacaginin garantisini verebilirdi.Ancak kazara ve gayriiradi suç işlemek gerçekten zor muydu?Bir karalamaya maruz kalmak yada adli bir hatanın kurbanı olmak gerçekten mümkün değil miydi?Suçsuz bir insanı bütün özel haklarından mahrum bırakarak kürek cezasına mahkum etmek..Bu adaletsizlikleri düşünerek içinden çıkamayan İvan bir gün kendini Bir taşra kasabasında akıl hastanesinde "Altıncı Koğuş" da bulur. Kısacası İvan Dmitriç ile Doktoru Andrey Yefimiç arasinda geçen felsefi çatışmayı anlatıyor.İvan Dmitriç maruz kaldıkları adaletsizliğe, içinde yaşamaya zorlandıkları berbat koşullara karşı çıkarken, Andrey Yefimıç bunları görmezden gelmekte ısrar eder ve durumu değiştirmek için kılını bile kıpırdatmaz. Doktor sonunda içine düştüğü “felsefi” yanılgının farkına vardığında ise artık iş işten geçmiştir.bir zamanlar oranin doktorulugunu yapan Andrey Bir gün kendini Altıncı Koğuşta sabahlığını giyerken bulur.
Güzel bir kitap kendinizi adeta altıncı koğuşta olaylara birebir şahit oluyormusunuz gibi izlenim katıyor..
"Altıncı Koğuş" Rusya’nın ve ülkenin sorunlarıyla ilgilenmek yerine onları uzaktan izlemeyi tercih eden elit Rus aydınının “deliliği”nin simgesidir adeta.