·520 syf.··Beğendi
···Okunma: 16 Mayıs 2020 16:02 Ben elime aldım bu kitabı ve dedim ki; "Sayfa sayısı da fazlaymış 4-5 güne falan bitiririm ben bunu."
Bu kadar akıcı bir roman için kendime verdiğim bu sürenin çokluğunu 480 sayfalık Martin Eden'i, 2 günde elimden düşürmeden bitirince anladım
Gelelim yorumlarıma... Ben içeriğine girmeden, evvela Türkiye İş Bankası Kültür Yayınlarından okuduğum bu kitabın çevirmeni Levent Cinemre'yi tebrik etmek istiyorum. Okurun okuma deneyimini zenginleştirecek ve okurken anlamasını kolaylaştıracak her olguyu ve her kelimeyi numaralandırarak kitabın arka kısmında sırayla açıklamış ve bu sayede siz bir eser, yazar yahut bir mekan ismi gördüğünüzde "bu neymiş" diye telefonunuza sarılmadan kitabın arkasında yer alan bu kısma bakarak bilgi sahibi olabilmenize olanak kılınmış. Çook şık.
Martin Eden hakikaten ne okumayı istersen onu al romanı. Jack London'un hayatından önemli izler taşıyan bu yarı-otobiyografik roman eğer siz isterseniz sınıfsal çatışmayı konu alan bir roman oluyor, isterseniz tutkulu bir aşkı, isterseniz azmi ve kararlılığı... Yani size almak isteyeceğiniz pek çok şeyi aynı anda sunuyor. Kimi zaman gerçekten Martin Eden ile bir oluyorsunuz, kimi zaman sevdiği kadın Ruth, kimi zaman bir robot gibi çalışan Joe ile... Dolayısıyla kendinizden de parçalar bulduğunuz için genel olarak sizi hep kitabın içinde tutuyor anlatım ve olay örgüsü. Genel olarak alabileceklerinizin çok fazla olduğu bu kitap hakkında; "Ya alt metni de şudur, şunu anlatmak istemektedir" diyemeyeceğim, demeyeceğim ancak okurken çok keyif alacağınıza, her karakterde ayrı parçanızı bulacağınıza ve kitap bittiğinde çok üzüleceğinize eminim, çünkü ben çok üzüldüm. Okuyanlarınızın yorumlarını muhakkak bekliyorum.