·640 syf.··Beğendi
···Okunma: 15 Mayıs 2020 00:24 Kitap Sinsar-Dubh'ın Mac'i ele geçirdiği yerden başlıyor. Oldum olası bu tarz şeyler, işte ele geçirilme/baş karakterin kılığına girilip ortada dolaşılması gibi, beni sıktığından ilk başlarda okumakta biraz zorlandım. Ve Jadanın olduğu kısımları okumaktan daha çok zevk aldım. Ki ben ilk kitaplar da Dani'nin kısımlarını okumaktan hoşlanmazdım. Ve Dani'nin daha önce yaşadıklarını okurken çok üzüldüm. Nasıl bir anne böyle bir şey yapabilir? Ve Ryodan'ın Dani'ye olan sevgisi. Dancer'la birlikteyken kendini tutması ve Dani için Dani'den vazgeçmesi. Tabi bir süreliğine. Çok güzeldi. Barrons'a, Lor'a, Ryodan'a tekrar tekrar aşık oldum. Dokuzları o kadar merak ediyorum ki. Her bir üyesini. Keşke onların da hikayelerini okuyabilsek. Zaten seriye de bu umutla devam ediyorum. Umarım okuruz. Yani kitapta o kadar çok şey olup bitti ki toparlayamıyorum.
Jo'ya yapılanları okuduğum da şok oldum. Lor'un tepkisini de kendi ağzından okumalıydık bence. Ve daha büyük bir şey beklerdim Lor'dan. Nedense Jo'nun hep geri döneceğini düşündüm bir şekilde ama olmadı. Bana göre bu kitapta çok gereksiz ölümler oldu. Dancer belki olabilir ama Alina ve Jo'nun ölmesine anlam veremedim. Alina dirildiğinden beri ne işlevi oldu seride? Madem ölecekti neden baştan geri geldi? Çünkü geriye dönüp bakınca Mac'le takılmaktan, o da o kadar az ki, başka bir şey yapmadı. Sonra da öylesine öldü. Cruce'a üzüleceğimi sanmazdım ama onun öldüğünü düşününcede üzüldüm. Ki ölmemiş zaten. Nasıl başardı bilmiyorum. Ve en son Mac'in BKVSE'in tavanında gördüğü şey neydi anlayamadım. Yani Mac tamam da Barrons kim? Güzel bir kitaptı. Sonu bitmiş havası veriyor ama tabii bitmedi. Yeni bir dönem başlıyor diyebiliriz. Çok merak ediyorum