Tezer Özlü’yü daha yakından tanımak istediğimi söylemiştim sizlere. Bu yüzden de Çocukluğun Soğuk Geceleri’den sonra Yaşamın Ucuna Yolculuk kitabını okumaya karar verdim. Özlü kitabı Almanca yazıyor adı da: Bir İntiharın Peşinde. Daha sonrasında ise Türkçe’ye çevrilerek bu ismini alıyor ama sanırım adı değişmese daha iyi olacaktı. Kitabı okurken kendimle yüzleştim adeta. Altını çizdiğim birçok cümlede kendimle karşılaştım. Özlü merakımda yanılmamışım çünkü onun satırlarında ‘ben’ vardım. Neyse gelelim kitaba, Tezer Özlü bir yolculuğa çıkıyor aslında o hep yolculuklarda. Çünkü o yollardayken özgür, hiçbir yere bağlı değilken huzurlu. Çok sevdiği, romanlarının karakterlerinden sıkça bahsettiği İtalyan yazar Cesare Pavese’nin ölmeden önce gittiği yerlere gidip onun arkadaşlarıyla tanışmış ve onlardan Pavese’yi dinlemiştir. Pavese ne yazık ki bir otel odasında intihar etmiş. Özlü de o otele, o odaya giderek onun hislerini anlamaya çalışmıştır. Ayrıca Pavese’yle birlikte Kafka ve Svevo’nun da izini sürüyor Tezer Özlü. Kendi hayatıyla onların romanlarındaki kahramanlar arasında bağ kuruyor. Biliyor ki kendisi de tıpkı onlar gibi topluma yabancı. Ama dediği gibi yabancısı olmadığı tek olgu varoluşu.
Melankoli, hüzün, sorgulama, karamsarlık, huzursuzluk, arayış, kaçış, yollar, yabancılaşma ve Tezer Özlü. Kaleminden ziyade ruhuna, kişiliğine vurulduğum kadın. Belki bir gün ben de senin gibi bir yolculuğa çıkarım kim bilir