Kitabı okuyup bitirme sürecindeki en sevdiğim kısımlarında biri,kitabın incelemesini yazma.
Her cümlesini itinayla okuduğum kitabı bir de sonrasında kendi süzgecimden geçirerek okuma şansı veriyor bana inceleme yazıları. Kitap bitince geriye kitaptan bana ne kaldı diye kaotik bir düşünce içinde buluyorum kendimi ama sonrasında altını çizdiğim yerleri okuyarak bir sadelik kazanıyor bu düşünceler.
İFA’ya gelecek olursak Sinan Hoca’nın yazmış olduğu okuduğum 2.kitap.
Günümüz yazarlarını çok seviyorum,Sinan Hoca’nın da benim için özel bir yeri var. Onlara kendimi daha yakın hissediyorum nedense. Bu kitap uzun zaman sonra okuduğum farklı bir alanda yazılmış olmasına rağmen öyle yalın bir dille anlatmış ki olan biteni acaba burda ne demek istemiş diye tökezlemediğim nadir kitaplardan. Kitabındaki paylaşımlar,cömertçe o konuyla ilgili hiçbir şey esirgemeden yazılmış gibi,öyle tatmin edici. Aslında bize bizi anlatmış. Kitabın ilk kısımlarında;canlıya dair,insana dair,kökenimize atalarımıza,bedenimize dair konulara yer verilmiş.ilerleyen bölümlerde diğer canlılarla olan bütünsel ilişkimize,sağlığa,harekete,eğitime yer vermiş.
Sahip olduğumuz maddesel dünya ve zihinsel dünyanın (işleyişini bilmediğimiz bu yüzden fazlaca zarar verdiğimiz,kulaktan dolma yöntemlerle müdahale ettiğimiz) bir bütün olduğunu idrak edebilmemiz için özveriyle yazmış kitabını.
Kitabı bitirirken,
Kendimizi tanımadığımız,hayata dair daha büyük amaçlarla haşır neşir olmadığımız ve boşluk hissine mani olacak meşgalelerden koptuğumuz zaman kolayca kapılabildiğimiz çocukca arzularımız,çoğu zaman yaşamımızı çekilmez hale getirmekte gecikmezler. Çabuk sonuç ve haz odaklı bir yaşam,tüketim alışkanlığı bizi aşikar ki çok daha sağlıksız ve bedenen kararsız yapacaktır. İnsanın haz sistemi de doyurulmalı ve tatmin edilmelidir elbette fakat hazların yaşamsal davranışlar için teşvik etmek için var olduklarını ve haz sistemlerinin kötüye kullanılmaları durumunda hayatı nasıl berbat edeceklerini sürekli aklımızda tutmamız lazım. Gerçekte ne istediğimizi,ne istemeyi unuttuğumuzu,hazlara dalarak neyi unutmaya çalıştığımızı sıklıkla kontrol etmemiz gerek. Bunun için ‘KENDİNİ TANIMAK’ (Her anlamda) fabrika ayarlarımızın nasıl yapılandırılmış olduğunu fark etmek hayatımızı doğru düzgün yaşamamız için ilk şart olarak sıklıkla hatırlanmalıdır.
Kendini anlamak,biyolojik donanımını makul bir oranda fark edebilmek,doğru yaşamın en önemli giriş kapısıdır.
Diyerek,aslında bu kitabın yazılış amacını bize yine cümleleriyle en özgün şekilde ifade etmiştir.
Kitapla
Kalın.