·100 syf.····Okunma: 16 Mayıs 2020 22:11 Var olmaya yönelik iştahımız, yaşamaya yetişemediğimiz hayatlarımızın ölümün varlığını gölgelemesi, unutmak ve yüzleşmek zorunda kalınca afallamak, eninde sonunda karanlığa mağlup olup ışığa kavuşmak. Bu süreç en baştan açıklığa kavuşturuldu, herkesin beklediği olay gerçekleşti; en başta ölüm haberi verildi ve merak giderildi, aynı zamanda okurun da Ivan Ilyiç’in ölümünü beklemesi sağlandı.
“Yazık oldu!”
Hep ya erken göçülür, vakitsizce ölünür ya da kurtuluşa erilir, peki ölümün bir vakti saati var mıdır?
“Ben ölmedim, o öldü.”
Bunu kendi kendine söylemenin rahatlığıyla biraz daha yaşamalı, doyurulamayan hazları doyurmalı. Herkesin sürdürülmesi gereken yaşamın sürdürüldüğü konusunda hem fikir olması ancak tam tersinin düşünülüyor olması mümkün değil, kabul edilemez. Sonuçta oldukça düzgün, kurallara uygun ve inceliklerle dolu bir yaşam sürdürüldü. Her şey olması gerektiğini gibi oldu, kibar, üst sınıf birçok çevreye sahip olundu. Peki anlaşılamamak, çok yalnız, çok yanlış hissetmek neden? Zihinlerde ölümün fısıltısının duyulamayışı neden? Kitabı okurken kendimizi karakterle bağdaştırıyoruz bundan dolayı başta aldığımız ölüm haberi hiçbir şey ifade etmezken okurken sempati duyduğumuz karakter ikinci defa ölüyor ve okur olarak üzülüyoruz, biraz durup düşünüyoruz neyseki sonunda biz değil o ölüyor.