"Beklentilerin aksine, tıpkı ürkek ve kolayca korkan insanlar nasıl şiddetli bir fırtınanın daha da güçlenmesini daha çok arzularsa, tam bir korku içinde yaşayanlar, her zamankinden daha korkutucu ve korkunç canavarları kendi gözleriyle açıkça görmek için psikolojik bir ihtiyaç geliştirirler."
Ağır bir kitap. Küçük bir çocuğun ruhuna böylesine bir ağırlığın kazınmasına çok üzüldüm. Uzun zamandır beni okuduklarım üzerine yazmaya iten bir kitap olmamıştı, ki buna da başlarken bu kadar etkileneceğimi düşünmemiştim. Nereden başlasam bilemiyorum, olay örgüsünü anlatmak anlamsız, kişilik analizi yapmak veya satır aralarında dolaşmak da. Tüm anlatılanlar bir trajedi ve Yozo hayata tutunabilmek için bu trajediyi (karşıtı olan belki de eş anlamlısı) komediyle maskeliyor. Kaçabildiği kadar kaçmak istiyor, olabildiğince umursamamak, alabileceği zararları hesaplamamak için kendini herkesten sakınarak yaşamaya çabalaması beni çok üzdü ve etkiledi. Bazen ne kadar da benziyoruz dedim, taşıdığı melankoloyi çok iyi tanıyordum, çoğu zamansa yaşadığı ve yaşayacağını düşündüğü o dehşeti anlayamadım ama hissettirdi. Küçükken maruz bırakılan kötülükten bahsettiğinde anlamak istemedim sanırım, hatta bazen korkusu yüzünden kendi cehennemini yarattığını düsünerek ona kızdım. Oysaki bu cehennemi onun içine koyanlar varmış.