Kitabı ilk okumaya başladığımda kendimi çok sıcak bir hikayenin içinde buldum. Bir hayal ve o hayalin peşinden giden bir insanoğlu. Zamanla eskiyen yaşamlar, değişen yaşayışlar. Daha iyinin peşinde Koşarken kaybedilen değerler, kıymetsizleşen özler. Bir tarafta hengâmenin içinde nefes alma çırpınışları bir tarafta ise hayaline ulaşmış köyün, bahçenin tadına varmış, o eskiyen ama değişmeyen rayihanın içinde ömür süren hayatlar. Bu kitap çok şey düşünmeme vesile oldu, acaba bende o çırpınan tarafta mıydım, kendimizi irdelemeli elimizden kayıp giden dünyanın farkına varmalı.
Herkesin bir hayali olmalı yada küçük bir bahçesi...