·232 syf.··Beğendi
···Okunma: 17 Mayıs 2020 03:18 Zavallı Drogo. Belki istemeyerek gitmişti görev icabı da olsa bir subay olarak Bastian Kalesi’ne. Çok kalmayacaktı orada, belki bir dört ay, sonra tekrar dönecekti evine yurduna fakat... O da kapıldı kalenin gizemli havasına, Tatar Çölü’nden gelecek düşmanla savaşma arzusuna. Yıllar saliseye dönmüş ve genç yaşında girdiği kaleden, çok kalmayacağım dediği bu evinden, yaşayabileceği tüm güzel şeyleri bu uğurda yitirdiği surlardan hastalıklı bir ihtiyar olarak ayrılıyordu ve yapılacaklar için daha vakit var dediği hayatın bir çırpıda bittiğini fark edemeden ölümün kapıyı çaldığını duyuyordu. Buzatti roman boyunca zamanın çok çabuk geçtiğini, yapmak istediklerimiz için geç kalınmaması gerektiğini hatırlatmaya çalışmış. Yunus Emre’nin de dediği gibi hayat, bir yel esimi kadar ancak sürmekte:
Geldi geçti ömrüm benim
Şol yel esip geçmiş gibi
Hele bana şöyle gelir
Şol göz yumup açmış gibi