Kitap hakkında çok güzel, uzunca ve derinlemesine incelemeler yapılmış. Ben de kısacık olarak şunları söyleyeceğim; hem eğlendirip aynı zamanda düşündüren ve bilgi aktaran nadir kitaplardan bir tanesi benim için. Görsel romancılığın biriciklerinden olan bu kitap sahne ışıklarını Le Cagot’ya yansıttığı bazı sahnelerde gülmeden duramadım. [Bunu yazarken Selim ile Turgutcuğum Özben arasındaki bazı diyaloglar geldi aklıma nedense :( ]
Kitap daha başlamadan yazarın önsöz niteliğinde bilgilendirme için yazdığı o birkaç satır yazıyı okur okumaz, ısrarla önerilmesini de göz önünde bulundurarak güzel bir okumanın beni beklediğini düşündüm ve mest olmuş bir şekilde kitabı kısa sürede bitirdim. Kitabı bitirdikten sonra bu bilgilendirme satırlarına dönüp tebessüm eşliğinde düşündüm bir süre.
Kitabın verdiği mesajlar gayet açık ve çoğu okur zaten değindiği için ben uğramıyorum o tarafa.
Onun dışında olay örgüsü ve ‘tarihsel olaylar’ kitapla eşzamanlı ilerleyip sarıp sarmalıyor sizi.
Yazılacak çoook şeyi bırakıp son olarak diyorum ki:
Jean Valjean bir ise Nikolai Hel, İnce Memed’ten sonra üçtür.