Well Come to HELL
9/10
·286 syf.··
2020 5. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2020 18:17
Siz hiç kamyon çarpmışa döndünüz mü!? Benim başıma pek gelen bir durum değil fakat dün gece kitabı bitirdikten sonra bu hissi yaşadım doğrusu. Anca ayıldım ama hâlâ etkisindeyim diyebilirim. Ve bir süredir de inceleme okuyorum mecradaki ruhdaşlarımı görebilmek adına. :) İncelemelere bakarken kitabı yarım bırakan bine yakın kişi de dikkatimi çekti açıkçası. Bu "yeraltızede" arkadaşlar için şunu söyleyebilirim: evet, yarıda bırakmakta haklısınız. İlk bölüm özelinde felsefi ve didaktik olması ile beraber; içerdiği kasvet ve çelişkili anlatım, gerektirdiği yoğun odaklanma ve tekrar okumalar sebebiyle ayrıca içeriğinde kendinizden birşeyler bulamadığızda anlaşılması ve de bağlanılması zor bir kitap itiraf etmek gerekirse. Öte yandan optimist karakterler ve de sevgi kelebeği okuyucular yeraltına yabancı kalabilir çünkü "deplasmanda" olduğunuzu unutmamanız gerekiyor :) Kitap aslında -özellikle birinci bölüm itibarıyla- yalnızlıkla beraber bir kafa karışıklığı, bir çelişkiler kitabı gibi. Zaten isimsiz kahramanımız kafa karışıklığının vücut bulmuş hali gibi neredeyse. Bu sebeple kendinden bahsettigi bölümlerde; anlattığı şeylere, değindiği noktalara baktığımızda sanki kendinin de bunlara inanmadığını hissediyorsunuz bence. Bu da bazen kitabın geneline hakim olan yoğun kasvetin, ruh emiciliğinin yanında bazen gülünç bir durum da katıyor açıkçası. Peki kahramanımızın bu hallerinin sebebi nedir? Hollywood filmlerinde bazı psikopat tipler vardır ya hani. Bu tipler genelde nasıl oluşmuştur: doğuştan gelen bazı özellikleri sebebiyle dışlanıp, hor görülmüşlerdir vs. sonrası da malûm hâliyle. Kahramanımızın da ikinci bölümde okul yıllarına değindiği üzere durumunun benzer olduğu aşikâr."Kendilerine benzemediğim için arkadaşlarımın hepsi beni hırçın, merhametsiz alaylarla karşıladılar" dediği bölümden bunu anlayabiliriz. Tâbi haliyle onun tepkisi seri katillik değil yeraltına çekilmek oluyor. Bana göre intikamını da kendi iç dünyasında diğer insanları aptallıkla, ahlaksızlıkla, sahtekârlıkla vs. anarak ve bu sebeple onlarla ilişki kurmayarak almaya çalışıyor. Ama içten içe de -tabi önce onlardan zekâ olarak üstünlüğünü göstermek adına- deliler gibi sosyalleşmek istiyor ancak "uyumsuz" yapısı sebebiyle kendini ifade edemiyor ve bu da düştüğü durumlar sebebiyle buhranlı hallerine neden oluyor. "Ne aksi bir adamım ne de uysal biriyim. Ne alçağın biriyim ne de namuslu, ne onurlu biriyim, ne bir kahramanım ne de bir korkak. Ben hiçbir şey olamadım"... Son dönemde okuduklarım arasında beni en etkileyen kitap oldu açıkçası. Bunun nedeni de birinci bölümdeki birçok yerde eski ve bugünkü ben'den birçok detayla karşılaşmamdı. Hakikaten şok etkisi yarattı bende bu durum. Hatta birinci bölümde bir yerde "...dostlara bile açıklanamayacak, insanın kendine saklayacağı sırlar da bulunur." diyor kahramanımız. İşte yeraltı bölümündeki birçok yer benim sırlarım, benim itiraflarım aslında. Kendime yeni bir başucu kitabı hatta yeni bir arkadaş edindim diyebilirim. Bu deha ürünü eseri -özellikle- Dönüşüm, Yabancı ve belki de Anayurt Oteli vb. kitapları okurken kendinden birşeyler bulan okurlara önerebilirim. Ustalaşmış okurların dışında herkesin tad alabileceğini zannetmiyorum. İyi okumalar.
Edebiyat
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 2016159,7bin okunma
·
70 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.