Bir kadının aynı acı ile dört kadın olma hikayesi.. Bir çok kadına ilham olan Maya ile başlıyor. Hikayeyi burada ayrıntılı yazmaya gerek yok diye düşünüyorum.
Kitap baştan sona mesajlarla dolu. Toplumun bu mesajlara hala ihtiyacı var. Livaneli gerçekleri yüzümüze vuran, her daim ezilenin yanında olan biri.
Alman faşizmini, Ermenileri, Kırım Türklerini anlatan gerçek bir hikaye. Ve en çokta kadınların yanında olduğunu gösteren bir çok mesaj.
Okurken duygulanmamak elde değil. Kim bilir kaç tane hikaye gömüldü o deniz mezarlığına..
“Hiçbir iktidar masum değildir. Bütün iktidarlar öyle ya da böyle, birinin katilidir.” Irkçı yasalar ve devlet adamlarının neye mal olduğunu gözler önüne seren Maximilian ve Nadia’nın hikayesi. Rusya, Almanya, İngiltere ve ne yazık ki Türkiye’nin de içinde bulunduğu bu suça ortak olma durumu gün yüzüne çıkıyor.
Yazar öyle yalın bir dille anlatmış ki amacı herkese ulaşılabilir olması ve dediği gibi: “ben bu hikayeyi güzel olsun diye değil
anlatmaya değer bulduğum için yazıyorum.”
Ellerine sağlık
Serenade für Nadia hep kulaklarımda.. Bir süre de öyle olacak. Zülfü Livaneli