·240 syf.··Beğendi
···Okunma: 22 Mayıs 2020 03:50 Ali Lidar'la ilk kez tanıştığım ve 1 günden daha az bir sürede bitirdiğim bir kitap Tesirsiz Parçalar. yazarın adını Afili Filintalar'dan duymuş ancak cümleleriyle tanışma fırsatı bulamamıştım, bu kitabı da çok yakın bir arkadaşım hediye edince hemen okuyup bitirdim.
kitap yazarın farklı başlıklarla anlık hislerini boşalttığı ve anılarını bugünkü düşünceleriyle harmanlayıp yazdığı cümlelerden oluşuyor. bazı başlıkların altı birkaç cümle iken bazıları birçok cümleden oluşuyor. dili çok yalın, okuyucuyu yormayan, gündelik yaşamı konu aldığından su gibi akan tarzda, sanırım bu yüzden çok kısa sürede bitirebildim.
kitapta altını çizdiğim onlarca cümle vardı, yazarın annesine hitaben yazdığı cümlelerin hepsini gözlerim dolu dolu okudum. hatta "bu cümleleri acaba ben mi yazdım?" diyecek kadar da yazarla aynı duyguları paylaştığımı fark ettim. kitapta 7 farklı başlık beni çok etkilese de bazılarını hiç beğenmedim bazılarını da gülümseyerek okudum. kitapta beğenmediğim ve acayip içimi bayan tek şey 'çay, rakı, oralet' edebiyatıydı. keşke olmasaydı dedirtti bana. çünkü bunlar haricinde kitabı çok beğendim, kendime rastladığım çok cümle vardı.
bu arada kitabı okuduktan sonra birkaç yoruma göz gezdirdiğimde kitapta geçen küfürlü cümlelerden bolca şikayet edenlere rastladım ve gram anlam veremedim. küfürlü yazmak veyahut konuşmak konusunda bu kadar hassasiyetin gereksiz ve yersiz olduğu görüşündeyim. tabii eğer bu hassasiyeti taşıyor iseniz okumayın, değilseniz illa ki bir sayfasında, bir cümlesin de kendinize rastlayacağınıza emin olduğum Tesirsiz Parçalar'ı tavsiye ederim.
keyifli okumalar!