·352 syf.··Beğendi
···Okunma: 24 Mayıs 2020 11:47 Sabit Hat uzun zamandır merak ettiğim, Mayıs ayında okuyacağım kitapların listesini hazırladığımdan beri elimin sürekli gittiği ve konusundan dolayı sindire sindire okumak istediğim -biraz da yazara olan sevgimden dolayı çabuk bitsin istemediğim- bir kitap oldu benim için. Yorum yazmaya da normalde hemen başlamazdım fakat söyleyeceğim biraz fazla şey olduğu için şimdiden ekranın başına geçmek istedim.
Kitabın karakterlerinden başlamam gerekirse: Georgie ve Neal adında, Alice ve Noomi'nin ebeveynleri olan evli bir çiftimiz var. Üniversitede Kaşık adında bir derginin farklı departmanlarında çalıştıkları bir dönemden tanışıyorlar. Neal bir karikatürist ve Kaşık dergisinin her ayki basımlarının arka kapağına komik, esprili karikatürler çiziyor. Georgie ise bir senaryo yazarı, ağırlıklı olarak komedi üzerine çalışmaları var ve Seth isimli partneriyle birlikte çalışıyorlar. Aynı zamanda Seth, Georgie'nin de en yakın arkadaşı.
2013 yılının Noel'inden bir hafta önce, Georgie sıradan bir akşam işten dönüp eve geliyor. Seth'le birlikte uzun bir süredir hayalini kurdukları, bunun için çalıştıkları ve en sonunda da bir yapımcının "Vakit Geçsin Diye" adlı dizileriyle ilgilenmesinin mutluluğunu yaşıyor. Bunu eve varıp Neal ile paylaştığında da Neal'ın sevindiğini ama bunu biraz buruk yaşadığını fark ediyor. Nedeni ise oldukça açık: Georgie'nin yeni başlayacakları dizi üzerinde Seth ve Scotty ile birlikte çalışması gerekiyor ki yetişsin, bu da Noel'de çalışacağı anlamına geliyor. Ancak daha önceden Neal ve Georgie çocukları alıp Omaha'ya, Neal'ın annesini ziyarete gideceklerini kararlaştırmışlardı. İkilinin arasında bir zıtlaşma, gergin, biraz daha birbirlerinin üstlerine gittikleri takdirde tartışmaya dönecek bir konuşma geçiyor ve en sonunda Georgie evde kalıp dizisinin üzerinde çalışmayı tercih ederken; Neal'ın çocuklarla birlikte programı bozmadan Omaha'ya gitmesiyle konuşmaları son buluyor. Küskün bir biçimde.
Bu Georgie'yi tam anlamıyla dağıtıyor diyebiliriz. İşi ve ailesi arasında farkında olmadan bir seçim yapması gerekmişti. Nitekim işini, Seth'le birlikte çalışmayı ailesiyle vakit geçirmeye tercih etmesinden dolayı olumsuz şeyler yaşanıyor. Georgie ayrı kaldıkları bu bir hafta içerisinde kızları Alice ve Noomi'yi, eşi Neal'ı çok özlüyor. Boş, ona fazlasıyla soğuk ve karanlık geldiği için Calabasas'taki evine dönmüyor. Annesi, üvey babası Kendrick, kız kardeşi Heather ve iki köpeğin olduğu eski evine gidiyor. Georgie'nin eski odasında geçmiş hakkında düşünebilecek çok fazla vakti oluyor, hatta ve hatta geçmişle, dolabından bulduğu sarı, eski usül kablolu bir telefon sayesinde iletişim kurabiliyor. 1998 yılındaki Neal'la.
Kitabı genel olarak sevsem de ve benim için keyifli bir okuma süreci olmuş olsa da, havada kaldığını düşündüğüm bazı noktalar oldu. Bunlardan ilki: Seth. Tüm kitaplarını okuyabilme fırsatım hâlâ olmadı fakat okuduğum kadarıyla şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, Rainbow Rowell gibi tatlı birinin kaleminden çıkmış en sinir bozucu karakterdi. Daha önceleri başta okuyup da sonradan bir şekilde ısındığım ya da sevmesem bile bazı noktalarda haklı bulduğum veya direkt sevmediğim karakterler de olmuştu ancak hiçbirine Seth'e sinirlendiğim kadar öfkelenmemişimdir galiba. Çok huysuzdu, bazen düpedüz bencillik olduğunu düşündüğüm hareketler yapıyordu ve Georgie'ye olan tavırlarını son derece rahatsız edici olarak buluyordum. Seth benim asla yakın arkadaşım diyebileceğim birisi olamaz, Georgie çok tatlı biriydi ve onun nasıl olmuş pek anlayamadım doğrusu. Kaldı ki Georgie her zaman Seth'in yakın arkadaşı olduğunu dile getiriyordu ancak aralarında konuşulmaması gereken, dikkat etmeleri gereken birtakım "kurallar" vardı ki bunu da anlamlandıramadım çünkü yakın olduğum insanlarla arama kural koyma gereksinimi hissetmem. Ayrıca kitabın başından neredeyse son yirmi-otuz sayfasına kadar her yerde Seth vardı. Bazen Neal'dan, onunla geçirdiği anılardan bile daha fazla yer verildiğini düşünüyordum Seth'e. Daha sonra da son sayfalarda aniden yok oldu.
Bundan ziyade Georgie'nin eşi olarak Neal ile ilgili daha fazla şey bilmek, okumak isterdim açıkçası. Elbette Seth yakın arkadaşı olarak kitapta yer almayı hak ediyor fakat ben belki Neal'ı Seth'ten anlatımda bir tık üstte görmek isterdim. Ona kıyasla daha az bahsedilmişti.
İkinci olarak da bu telefonla geçmişe dönme, daha doğrusu geçmiş ile iletişim kurabilme mevzusunun yeterince sağlam açıklandığını düşünmüyorum ki bu beni birazcık hayal kırıklığına uğrattı diyebilirim. İnternette aratınca belki birkaç teori karşıma çıkar ama ben yazarın kafasındakini daha detaylı okumak isterdim. Oysaki bununla ilgili elimizdeki tek argüman kitap boyunca tarihin sihirli bir şekilde tekerrür ettiği oldu. Bir kurgu olduğu için böyle ciddi yaklaşmak doğru mudur emin değilim ama yine de daha sağlam, en azından daha iyi, daha hayal edilebilir açıklanmış olmasını dilerdim ben.
Bunlar dışında kitap yine de bana kendini sevdirmeyi başardı diyebilirim. Severek okudum. Rowell eğlenceli karakterleri hüzünlü bir havada buluşturmuştu ve yalın, akıcı üslubuyla bunu çok güzel başarmıştı. Her mevsimde Rainbow Rowell kitaplarını okumak güzel ama bence en keyiflisi bu kitabı kışın bir battaniyeyle cam kenarına kıvrılıp, sıcak kahve ya da çayınızı yudumlarken okumak olur. Tavsiye ederim.