Adı:
Sabit Hat
Baskı tarihi:
Ağustos 2017
Sayfa sayısı:
352
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052992449
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Landline
Çeviri:
Müge Kocaman Özçelik
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pegasus Yayınları
Baskılar:
Sabit Hat
Landline
Aşkta ikinci şansı yakalasaydınız, aynı kararları mı verirdiniz?

Zaman makineleri söz konusuysa, sihirli bir telefon kulağa biraz kullanışsız gelebilir.

Senarist Georgie McCool geçmişe gidemez… Sadece geçmişi arayıp birilerinin telefonu açmasını umar.

Özellikle de kocasının.

Çünkü Georgie geçmişi arayabilen sihirli bir telefonu olduğunu öğrendiğinde tek yapmak istediği, kocası Neal’la arasını düzeltmektir. Evet, belki zamanda yolculuk yapamayacaktır ama evliliğini, başlamadan yoluna koymanın bir fırsatını bulmuştur.

Artık çözülmez gibi görünen meseleleri geçmişte düzeltme şansı vardır. Belki de bu telefon ona ikinci bir şans verecektir.

Tabii istediği buysa… Yoksa hiç evlenmemiş olsalar, her şey daha mı iyi olurdu?

Sabit Hat, iki insanın aynı yola baş koyup koyamayacağını ve aşkın, sizinle orta yolda buluşacak birini bulmak olup olmadığını sorguluyor...

“Rowell kategorize edilemeyecek kadar yetenekli. Sabit Hat kendine has bir roman.”

- Janet Maslin, The New York Times

“Her zamanki gibi akıcı ve keyif verici… Sayfalar uçup gidiyor.”

- Publishers Weekly

“Psikolojik gözlemler, önlenemez mizah ve doğaüstü bir detay: Geçmişteki eşini arayabilen bir kadın.”

- Time

“Rowell’ı okumak komik ve zeki bir dostunuzun en güzel hikâyelerini dinlemeye benziyor.”

- School Library Journal

“Klişe hiçbir öge barındırmayan ve her cümlesi keyif veren bir kitap. Yazarın romanları keskin gözlem gücünü ve komedi yeteneğini yansıtıyor.”

- Chicago Tribune

“Hayranları Rowell’ın kalplere hitap eden bir romanını daha okumaya bayılacak.”

- Kirkus Reviews

“Diyaloglar akıcı; komik, yenilikçi ve enerjik. Genç Georgie ile Neal’ın flörtü gerçekten romantik.”

- Boston Globe

“Gerçekçi, sevimli ve muhteşem.”

- The Globe & Mail
Her şey çok güzel giderken, ardı ardına harika kitaplarla tanışırken.. Karşıma çıkan ama her sayfasında keşke çıkmayaydın dedirten kitaptır kendisi.. “Sabit Hat”. Bende bir his bırakmaktan ziyade sabır bırakmayan, error kitap !
Kitabın elbette ki edebi bir üslubu yok diyerek giriş yapayım artık. Akıcı bir dili evet var ama kitap nerdeyse tamamen gündelik dilden oluşuyor. Buna karşın gündelik bir konusu yok. Kitap arka kapağında, içerikten bahsedildiği için spoiler olarak görmüyorum. İncelemenin devamını gönül rahatlığıyla okuyabilirsiniz: Kahramanımız, büyüdüğü evde, gençliğinde kullandığı klasik bir ev telefonuyla, uzaklara giden eşini aradığında bir bakıyor ki 10 sene öncesindeki eşiyle yani o zaman ki erkek arkadaşıyla konuşuyor. Evet konu fazlasıyla çekici ancak kurgu, bir haftaya sığdırılmaya çalışılmış ve romandaki akıcılık kahramanımızın iç konuşmaları ve kendisiyle hesaplaşması şeklinde sürüp gidiyor yani bizi ne merakta bırakıyor, ne sürüklüyor ne de bizden bir şey bulmamıza olanak sağlıyor.
Geçmişe dönüklük anlamındaki bir diğer kitabı daha bu hafta içerisinde öğüttüm. Kan ve gül bir kara dejavu.. Burada da kahramanımız geçmişle bağ kuruyor ve olaylar sürükleniyor. Kıyasladığım vakit, bizim yazarımız (Alper Canıgüz) alınma ama Rainbow Rowel seni çıtanın çok çok altında bıraktı. Bunu da söylemeden edemeyeceğim.
Eminim bu tipte bir romanında okuru oldukça fazladır. Zaten yazarın diğer FanGirl ve Eleanor&Park romanları oldukça sevilmiş. Demek ki diyorum kendime, bu tip romanlar için fazlasıyla yaşlıyım. Kitabı okurken hep, İpek Ongunun Selda kahramanlı serisinin batı versiyonunu okumuş gibi hissettim.. :(
Sonuç olarak geçmişseniz 24’lü kritik yaşı tanışmışsanız Alper CanıGüz, İhsan Oktay Anar …. Gibi yazarlarla, hata ettiğinizi anlayacaksınız. Eğer İpek Ongun’un ergen hikayelerınden hoşlanıyorsanız okumalısınız…
Okuduğum diğer iki kitabından - Eleanor & Park ve Fangirl - çok daha farklı bir nitelikte kurguya sahipti. Açıkçası diğer kitaplarının beni daha çok sardığını söyleyebilirim bu yüzden. Fakat buna rağmen kitabı elime aldığım ilk andan itibaren bırakamadım diyebilirim.
Okurken aklıma ilk gelen The Lake House filmi oldu. Kitabı bitirmiş olmama rağmen hâlâ ikisi arasındaki benzerlik fikrim değişmedi.
Her ne kadar beklediğim gibi bir roman çıkmamış olsa da ben okunabilir bir kitap olduğunu düşünüyorum. Okumayı düşünen herkese iyi okumalar dilerim...
Rainbow Rowell, benim için bir kurtarıcıdan farksızdır. Okurken can sıkıntısının dibine vurduğum genç-yetişkin türüne getirdiği yeni anlam, klişelerden uzak durması, her karakterinde kalbinin derinliklerine okuyucuya açması benim için bu türün hala hayatta kalmasını sağladı.

Sabit Hat'ı elime aldığımda bu yüzden çok umutluydum. Harika bir öykünün beni bekledin düşünüyordum. Ne yazık ki öyle olmadı.

Aslında yukarıda söylediğim özelliklerin hepsi Sabit Hat'ta da geçerli olsa da kitabı bir türlü ısınamadım. Okurken beni birçok kez darladı. Sanki yazar, hikayede yeteri kadar derine inmemiş gibiydi.

Kitabımızın ana karakteri Georgie, üniversiteden beri hayalini kurduğu televizyon programını hayata geçirmeye çalışan bir senaristir. Bir Noel zamanı işi ve ailesi arasında bir seçim yapması gerektiğini de işini seçilince eşi Neal ile arası bozulur. Annesinin evinde geçmişi arayan bir telefon bulduğunda da tek yapmak istediği kocası ile arasını düzeltmektir.

Dediğim gibi her zaman klişelerden uzak

Öncelikle, karakterlerden hiçbiri ile bağ kurmadım. İlk olarak bunun sebebini karakterlerin yaşları olduğunu düşünsem de bu fikir bana daha sonradan saçma geldi çünkü 150-200 yaşındaki karakterle bağ kurabiliyorsam 30 yaşındaki biriyle de bağ kurabilirim değil mi? Bu yüzden u durum ile ilgili nihai kararım şu oldu: Karakterlerin motivasyonları gerektiği kadar ikna edici değil. Neal'ı ele alalım mesela. Georgie'nin davranışlarını alttan almaktan bıktı diyeceğim, adamın alttan aldığı bir şey yok. Yaptığı ve söylediği çoğu şey havada kalıyor çünkü karakteri tanımıyoruz. Sabit Hat, her ne kadar içinde geçmişten kesitler de barındırsa da bunlar karakterleri anlamamıza yetmiyor. Sadece olayları görmüş oluyoruz.

Rainbow'un Georgie gibi bir karakteri yazması beni üzdü. Korkusuzca hatalar yapmasına bayılmış olsam da - Rainbow karakterlerinin ortak noktası- o hataları yaptıktan sonra "Neden böyle yaptım ki?" diye sızlamansı ve davranışlarının ardında durmaması beni hayrete düşürdü. Ayrıca Seth'in ona bu şekilde davranmasına izin verdiğine inanamıyorum ve tabii ki Neal'ın da... Hayal kırıklığına uğradım.

Kitabın konusu ile ilgili düşünceme gelirsek, konu ilk başta "Bu ne garip şey böyle!" dedirtse de Rainbow, "geçmişe-giden-telefon" olayını kitaba çok güzel işlemiş fakat kitabın konusu hiçbir yere bağlanmadı. Kitabın başından sonuna kadar bir sürü şey oldu ve sonuç: Sıfır. Kitabı bitirdiğimde aklımda cevaplanması gereken bir çok soru vardı - hala da var.

Rainbow, son yazma konusunda iyi değil ve bunu okuyucunun kitaba karşı beslediği hislerle kendisinin tamamlacağı kısmen "açık uçlu" sonlarda telafi etmeye çalışıyor. Eleanor&Park ve Fangirl'de bu yöntemle harika bir iş çıkarmış olsa Sabit Hat'ta işe yaramıyor çünkü hikayenin düğümleri çözemiyoruz. Rainbow bizi bir karmaşının ortasında bırakıp gidiyor. Kalakalıyoruz.

Ayrıca kitap hiçbir yere bağlanmıyor. Bir sonuca varamıyoruz. Karakterler ilerlemiyor, oldukları yerde dönüp duruyorlar. Amaçsızca. Bu sihirli telefon sayesinde Georgie'nin evliliğini kurtarmaya çalışmasını okuyoruz ama bu kitabın yarısını bile kapsamıyor. Arada gerekli gereksiz bir çok olay oluyor ve bu olaylar ana konudan bağımsız bir halde etrafta koşturuyorlar. Evet, bu telefon sayesinde Georgie bir şeyi fark ediyor ve evet, bu önemli de bir gerçek ama konu o kadar bölünüyor ki okuyucu buna pek dikkat etmiyor.

Kitabın sevdiğim bölümlerine gelirsem hayata dair güzel ve bambaşka bir bakış açısı sunuyor özellikle biz gençler için. Kendini hem işine hem de ailesine adamaya çalışan Georgie gerçek bir karakter. Hayallerinin peşinde koştururken ailesini biraz kenara ittiğini fark etmesi gerçek. Neden bilmiyorum ama Rainbow bu karakteri gerçekten kalpten yazmış gibiydi. Yorumu yazarken zorlanmamdaki sebep de bu işte. Sanki Georgie onun için fazla özel. Bu yüzden hiçbir şeyi törpülemeden yazmış gibi. Sabit Hat'tı beğenmemek onu beğenmemek gibi hissettiriyor.

Georgie ve Neal'ın tanışma hikayesini okumak da zevkliydi. Buna rağmen bu ikilinin ilişkisini hala anlayabilmiş değilim. Neal'ın hep içe dönük biri olduğunu öğrendik ama nedenini bilmiyoruz. Ona soru sorulmasını sevmediği de öğrendik. Peki böyle biriyle ne kadar sağlıklı bir ilişki yürütebilirsin?

Sonuç olarak kitabı beğenmedim ama alıp bir şans vermenizi isterim belki siz beğenirsiniz.
Rowell bebeğimin bir kitabını daha bitirmiş bulunmaktayım ve Rowell bebeğim beynimi bulamaç ettiği için günlerdir bu kitabın incelemesini nasıl yazsam diye düşünüyorum çünkü bu kadın beni deli etti.

Deli etmesi hem iyi hem de kötü mana da. Biraz düşünmem gerekti çünkü kitabı sevmeme rağmen bir şey eksikti bunda diye düşündüm. Eksik şeyi düşündüm ve emin olamamakla birlikte sanırım birkaç fikre de sahip oldum.

1-) Kitap tüm Rowell kitapları gibi aşırı akıcı olduğu için eğlenceli de zannettim ama ben kitabı okurken eğlenmek yerine genel olarak sadece üzüntü hissettim. Bu bir eksiklik değil ama aynı zamanda eksiklikte. Buna az sonra değineceğim.

2-) Konu gerçekten havada asılı kaldı. Bunun seçtiği konuyla da ilgisi var elbette.

3-) Bu zamana kadar okuduğum ve beni en sinir eden sonlardan biriydi. (Ki bunu okuduğum tüm kitap genellemeleri içinde söylüyorum.) Kitabın kapağını öfkeyle kapattım…

Şimdi bu üç temel şeyi göz önüne alaraktan konuşacağım. Fizikte Takyonik Antitelefon denen bir şey var ve bu telefon sayesinde geçmişinize mesaj bırakabiliyorsunuz. Bunu biliyorum çünkü fizik performansım için bu konuyu seçtim. Ve bu konuyu arkadaşlarımla sürekli tartıştık. Yani böyle bir telefonumuz olsa ve geçmişimize mesaj bıraksak ne olacak? Ne değişecek? Sonuçta geçmişimizdeki biz şimdiki biziz yani hayatımızda ne değişebilir ki? Çok tartıştık ve sonuç bir hiçe çıktı. Tabii internette yazan bilimsel şeyleri henüz okumadım ama kendi aklınızla bir mantık yürüttüğünüzde sizde bu sonuca çıkarsınız büyük ihtimalle. Hiçbir şey değiştiremeyiz.

‘Şimdi ne alaka bu?’ diyeceksiniz ama çok alaka. Çünkü kitapta olan buydu. Georgie, yoğun iş temposu yüzünden uzun bir süredir ailesine vakit ayıramadığı ve bu Noel’de de Neal ve çocuklarla birlikte Omaha’ya gidemediği için (yine işi yüzünden) bu bardağı taşıran son damla oluyor ve Neal ile evlilikleri tehlikeye giriyor. Sonra Georgie annesinin evinde gençliğinden kalma sabit hatlı telefonunu buluyor ve ondan Neal’ı aradığında bir bakıyor ki, geçmişteki Neal ile konuşuyor.

Daha sonra bu telefonu Neal ile olan aşklarını kurtarmak için kullanmaya karar veriyor. Yani geçmişi değiştirebileceğini düşünüyor.

Bu telefonun varlığından haberdar olduktan sonra bunun Rowell’ın kitabında karşıma çıkması açıkçası beni çok heyecanlandırmıştı. Onun yorumunu ve kitabın sonunu, ne değişeceğini çok merak etmiştim. Hem de fizik performansımda yardımı olur diye de düşünüyordum. Ve büyük hevesimin üzerine eklenen büyük bir hevesle daha okumaya başladım kitabı.

Ama umduğum gibi olmadı.

Şimdi ilk maddeye geçiş yapıyorum.

Bu kitabın tamamının eğlenceli olmasını beklemezdim çünkü Rowell her kitabını eğlenceli yazmak zorunda değil. Ben Rowell’a bu yüzden sinirlenmiyorum zaten. Ki buna hakkımda yok. Ben sadece kitapta sadece Georgie’ye ağırlık verdiği ve diğer tüm karakterlerini heba ettiği için sinirleniyorum ona. Georgie’yi aşırı derece de çok sevdim. Rowell yine harika bir karakter yaratmış. Georgie’nin Neal için hissettiği tüm o duyguları, sıkıntıları ve korkuları taa içinizde sizde hissediyorsunuz. Georgie Neal’ın onun aramalarına geri dönmesini beklerken sizde heyecanlanıyorsunuz. Sizde bekliyorsunuz.

Ama bu sanki monolog okuyormuşsunuz gibi. Georgie, Georgie ve daha fazla Georgie. Rowell romantizm ustası ve keşke, keşke Neal ile daha fazla sahne olsaydı. Çünkü Ben Georgie ve Neal ikilisini çok sevdim. Onların birbirini sevişlerini, Neal’ın Georgie’yi sevişini ve yaptığı tüm fedakarlıkları çok sevdim. Keşke demekten başka elimden bir şey gelmiyor…

Ve Seth. Seth bu kitapta daha iyi biri olabilirdi. Georgie ile gençliğinden beri arkadaş ama işlerine özel hayat karıştırmama kanunundan dolayı hiç o kadar yakın olamamışlar gibi hissediyorsunuz. Yakınlarmış gibi hissettiğinizde Rowell, “Hayır, onlar yakın değiller. İnanmayın buna” der gibi araya giriyor gerçekten. Ben kesinlikle Seth’in bunu hak ettiğini düşünmüyorum. Georgie ve o daha güzel, derin ve komik bir arkadaşlığı hak ediyordu. Seth bir pislikmiş gibi yazılmayı hak etmiyordu.

Cidden… çok yazık olmuş.

Bunlar kitabın gidişatını benim için o kadar çok etkiledi ki, anlatamam. Kitaba kendimi kaptırmıştım ama bunlar beni her daim rahatsız etmeye devam etti. Seth’den hiç hoşlanmadım. Ve bu beni rahatsız etti. Rahatsız etmekten çok, böyle olsaydı ne olurdu sanki diye içim içimi yedi.

Ayrıca birde öyle bir son okuyunca, iyice deliye döndüm. Çoğu kişi Rowell için hep ucu açık sonlar yapıyor, son yazmayı beceremiyor gibi yorumlarda bulunuyordu ve ben Eleanor ve Park dışında bu yorumlara katılmıyordum. Onun sonu da cidden rezaletti. Ama kitabı sevmediğim için pekte umurumda değildi. Evet, belki açık uçlu yapıyor olabilirdi ama bence güzel sonlar yazıyordu. Ama bu… bu kabul edilemez gerçekten. Hiçbir şey anlamadım. Konu yeterince havada asılı kalmamış gibi öyle bir son yazınca, ben ne okudum o zaman, tüm yaşananlar neydi? Diye bir kalıyorsunuz. Bu kadar açık uçlu da olmaz ki be Rowell.

Bu kitapta tek sevdiğim şey, karakterler ve onların özellikleriydi. Gerçeklikleri ve duyguların karşı tarafa iyi geçirilmesi. Beş puanı sırf bundan dolayı verdim. Çünkü ne dersem diyeyim Georgie’nin hissettiklerinden etkilenmediğimi inkar edemem. Ve evlilik konusunda bana bazı yeni görüş açıları da kattı. Bunu da göz ardı edemem.

Kitabı okurken hissettiğim hafif üzüntü çok güzeldi ama üzgünüm Rowell.

Bu sefer olmadı… (kırık kalp)

Dipnot: Ayrıca Pegasustan ilk defa bu kadar kalitesiz bir kitap çıktığını görüyorum. Kitabın altları bembeyaz oldu, soyuldu hep. 33 TL VERMEMİŞ OLSAM GERÇEKTEN HİÇ PROBLEM OLMAZ AMA. O kitaba o kadar para verdim ve bir zahmet iki gün elimde tutunca ölmesin dimi. Kazıkçı Pegasus. Neyse yine de sen en sevdiğim yayın olduğun için seni affediyorum.
Çok dolu bir kitap değil. Nesini beğendiğimi bilmiyorum. Sanırım bana kurguyu verdi, ardını kendim doldurdum.
Okurken ağladım. Okuduğuma değil, düşündüğüme ağladım. İçlendim, hatta son anda korktum bile! Ama bunların hiçbirini kitabın kendisi yapmadı.
Kısaca karaoke yaptım diyebiliriz. Sadece bu yüzden bile beğenmiş olabilirim.
"Kendisine en az ilgi duyan erkeğe gönlünü kaptırıyordu.Ya zehirleyici bir biçimde kibirli yada hiçbir hamlede bulunamayacak kadar utangaç bir erkeğe."
'O bunu hep yapıyordu.
Hep kendisine en az ilgi duyan erkeğe gönlünü kaptırıyordu. Ya zehirleyici bir biçimde kibirli ya da hiçbir hamlede bulunamayacak kadar utangaç erkeğe. Veya her ikisi birden.'
Her şeyin şu andaki gibi olduğu bir rüya gördüm. Ama rüyamda mutlu değildik. ... Ve sen beni bırakıp gitmiştin..
"Beni mutlu edecek şeyin ne olduğunu keşfettiğimde daha fazla zaman kaybetmeyeceğim. Ona sımsıkı sarılacağım. Hemen gerçekleştireceğim”

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sabit Hat
Baskı tarihi:
Ağustos 2017
Sayfa sayısı:
352
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052992449
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Landline
Çeviri:
Müge Kocaman Özçelik
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pegasus Yayınları
Baskılar:
Sabit Hat
Landline
Aşkta ikinci şansı yakalasaydınız, aynı kararları mı verirdiniz?

Zaman makineleri söz konusuysa, sihirli bir telefon kulağa biraz kullanışsız gelebilir.

Senarist Georgie McCool geçmişe gidemez… Sadece geçmişi arayıp birilerinin telefonu açmasını umar.

Özellikle de kocasının.

Çünkü Georgie geçmişi arayabilen sihirli bir telefonu olduğunu öğrendiğinde tek yapmak istediği, kocası Neal’la arasını düzeltmektir. Evet, belki zamanda yolculuk yapamayacaktır ama evliliğini, başlamadan yoluna koymanın bir fırsatını bulmuştur.

Artık çözülmez gibi görünen meseleleri geçmişte düzeltme şansı vardır. Belki de bu telefon ona ikinci bir şans verecektir.

Tabii istediği buysa… Yoksa hiç evlenmemiş olsalar, her şey daha mı iyi olurdu?

Sabit Hat, iki insanın aynı yola baş koyup koyamayacağını ve aşkın, sizinle orta yolda buluşacak birini bulmak olup olmadığını sorguluyor...

“Rowell kategorize edilemeyecek kadar yetenekli. Sabit Hat kendine has bir roman.”

- Janet Maslin, The New York Times

“Her zamanki gibi akıcı ve keyif verici… Sayfalar uçup gidiyor.”

- Publishers Weekly

“Psikolojik gözlemler, önlenemez mizah ve doğaüstü bir detay: Geçmişteki eşini arayabilen bir kadın.”

- Time

“Rowell’ı okumak komik ve zeki bir dostunuzun en güzel hikâyelerini dinlemeye benziyor.”

- School Library Journal

“Klişe hiçbir öge barındırmayan ve her cümlesi keyif veren bir kitap. Yazarın romanları keskin gözlem gücünü ve komedi yeteneğini yansıtıyor.”

- Chicago Tribune

“Hayranları Rowell’ın kalplere hitap eden bir romanını daha okumaya bayılacak.”

- Kirkus Reviews

“Diyaloglar akıcı; komik, yenilikçi ve enerjik. Genç Georgie ile Neal’ın flörtü gerçekten romantik.”

- Boston Globe

“Gerçekçi, sevimli ve muhteşem.”

- The Globe & Mail

Kitabı okuyanlar 31 okur

  • esra baş
  • Bria
  • Seda GÖKMEN
  • Yeşim
  • Arzu Keskin
  • Little Reader
  • Mine Alşan
  • Pumpkins
  • Ceyda Sert
  • llokumlukahve

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%36.8 (7)
8
%15.8 (3)
7
%10.5 (2)
6
%10.5 (2)
5
%10.5 (2)
4
%0
3
%0
2
%5.3 (1)
1
%10.5 (2)