Kitabı bitireli birkaç gün oluyor, kitabı okuduğum süre boyunca da bitirdikten sonra da Oblomov zihnimi meşgul etmeye devam ediyor ve hakkında konuşuyorum. Bu yorum kitap içeriği ile ilgili değil de daha çok karakterlerin ve hikayenin bendeki etkisi hakkında olacak ve bolca spoiler bulunacaktır.
Oblomovla ilgili çok bilgim olmasa da hep dünya edebiyatının en tembel karakteri diye söylentiler duyduğumu hatırlıyorum. ve kitabı tam olarak böyle okumaya başladım: "Okuyalım bakalım kimmiş ya bu en tembel karakter!" :) ne cesaret ama. daha ilk sayfalardan bu kadar üstten tavırla yaklaştığım karakter beni en zayıf noktalarımdan öyle bir vurdu ki.
Hayatamı Viktor Hugonun "yaşamadan var olmak en ağır yüktür" cümlesi ile şekillendirmiş biri olarak kelimenin gerçek anlamı ile yaşamak kavramını çok önemli bulan biriyim. Ama yine de bütün hantallığı ile hayatın kıyısına vuran bu karakterle bu kadar bağ kurabilmiş olmak beni inanılmaz bir noktadan şaşırttı.
İlya İlyiç varlıklı bir ailenin sağ kalan tek varisi, parası var ve yaşamaya çalışıyor. Rahatlık onun hayatının en önemli mihenk taşı ve rahatlığının bozulmasına hiçbir şekilde tahammülü yok. Sadece bir mektubu yazmak, harakete geçmekte zorlanışlar beni o kadar tetikledi ki. Özellikle "dur bir az düşüneyim, plan kurayım sonra gideriz yaparız" gibi yaklaşımları. Bütün hayatı boyunca düşünmeş ve düşünmekten bir öteye gidememiş birisi Oblomov. Hayatı yaşayarak değil düşünerek çözmeye çalışıyor. Ve bu onu daha da geri itip hantallaştırıyor. Karar alamıyor, hiçbir sorumluluğu üstlenemiyor, üstlenmek zorunda kalacağı sorumluluklar karşısında başaramayacağına o kadar emin ki kendini daha ilk baştan mağlup hissediyor.
Oysa tüm kitabı okurken düşüncelerine hak vermemek de olmuyor, rahat bir hayat istiyor, insanların ikiyüzlülüklerine
"Biz ateistler,” diye heyecanla devam etti, “bir adamın taşıması gereken bir yük varsa bunu elinden gelen en iyi şekilde taşıması gerektiğini biliriz, eğer bu yükün altında ezilirse… neden, bu onun için daha kötü olsun ki! Ama bir Hristiyan, Tanrısına, azizlerine, onlardan bir yardım bulamazsa da hiç olmadı düşmanına gelip sızlanır… her zaman kendi yükünü yıkacağı bir sırt bulabilir."
"Elbette nedenini biliyorsun, sana yalnızca sözcükleri kaleme almanın keyfi için anlatıyorum. Seni sevdim Gemma, sen daha çizgili ve damalı kıyafetler içerisinde, üzerinde eğri büğrü dantel yeleğinle, saçı iki örgü halinde sırtına dökülen çirkin bir kız çocuğuyken bile seni seviyordum, seni hâlâ seviyorum."