Gulya

Gulya
Mutlu kişiliğim ve üzgün bir ruhum var.
Puan vermedi·622 syf.··
2026 3. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 15 Ocak 2026 23:14
Kitabı bitireli birkaç gün oluyor, kitabı okuduğum süre boyunca da bitirdikten sonra da Oblomov zihnimi meşgul etmeye devam ediyor ve hakkında konuşuyorum. Bu yorum kitap içeriği ile ilgili değil de daha çok karakterlerin ve hikayenin bendeki etkisi hakkında olacak ve bolca spoiler bulunacaktır. Oblomovla ilgili çok bilgim olmasa da hep dünya edebiyatının en tembel karakteri diye söylentiler duyduğumu hatırlıyorum. ve kitabı tam olarak böyle okumaya başladım: "Okuyalım bakalım kimmiş ya bu en tembel karakter!" :) ne cesaret ama. daha ilk sayfalardan bu kadar üstten tavırla yaklaştığım karakter beni en zayıf noktalarımdan öyle bir vurdu ki. Hayatamı Viktor Hugonun "yaşamadan var olmak en ağır yüktür" cümlesi ile şekillendirmiş biri olarak kelimenin gerçek anlamı ile yaşamak kavramını çok önemli bulan biriyim. Ama yine de bütün hantallığı ile hayatın kıyısına vuran bu karakterle bu kadar bağ kurabilmiş olmak beni inanılmaz bir noktadan şaşırttı. İlya İlyiç varlıklı bir ailenin sağ kalan tek varisi, parası var ve yaşamaya çalışıyor. Rahatlık onun hayatının en önemli mihenk taşı ve rahatlığının bozulmasına hiçbir şekilde tahammülü yok. Sadece bir mektubu yazmak, harakete geçmekte zorlanışlar beni o kadar tetikledi ki. Özellikle "dur bir az düşüneyim, plan kurayım sonra gideriz yaparız" gibi yaklaşımları. Bütün hayatı boyunca düşünmeş ve düşünmekten bir öteye gidememiş birisi Oblomov. Hayatı yaşayarak değil düşünerek çözmeye çalışıyor. Ve bu onu daha da geri itip hantallaştırıyor. Karar alamıyor, hiçbir sorumluluğu üstlenemiyor, üstlenmek zorunda kalacağı sorumluluklar karşısında başaramayacağına o kadar emin ki kendini daha ilk baştan mağlup hissediyor. Oysa tüm kitabı okurken düşüncelerine hak vermemek de olmuyor, rahat bir hayat istiyor, insanların ikiyüzlülüklerine
1000Kitap
Oblomovİvan Gonçarov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202149,8bin okunma
Reklam
2/10
·304 syf.··
2025 47. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 25 Ekim 2025 16:36
Kitabı basitçe beğenmedim. Yani isminden dolayı mı, yoksa çok sevdiğim yazar-doktor Gabor Mate`nin ismini çok andığı bir kitap olduğu için mi bilmem büyük beklentilerle kitaba başlamıştım ve maalesef ki hiçbir beklentimi karşılamadı. Kitaplardan dersler çıkarmayı, altını çizelecek cümleler bulmayı hakkında uzun uzun düşünmeyi çok seven biriyim ve bu kitap bana bu ışıkta hiçbir şey vermedi. Kitap adındaki ve aslında konusundaki ağırlığına rağmen inanılmaz bir şekilde toksik pozitif bir dilde yazılmış gibi, insanların hikayesindense yazarın kendi başına gelenleri bir şekilde romantikleştirerek anlatışını okuyoruz sanki ve açıkçası bir çok noktada asla o aradığım derinliği bulamadım. Hiçbir bilimsel dayanağı yok, hayatının gerçek ağırlığını ve pişmanlığı pembe bir gözlükten okuyormuşum gibi hissettim. Bana bilmediğim hiçbir şey anlatmadı, uzun uzun düşünmemi sağlamadı. Bu tarz kitaplar okumaya çalışırken genelde yazarların gerçekten ruh sağlığı uzmanı olmasına dikkat ederim, bu detay kitabın diline, onun olayları ele alış biçimine inanılmaz şekilde etki ediyor. Bu kitabın yazarı eski bir bankacı (bunu göze alarak okumuştum evet yine de olabilecek en uzak noktadan bile beni yakalayamadı) ve hayat onu bir şekilde palyatif hasta bakıcısı (?) olma noktasına getiriyor. Ve bakımını yaptığı insanların pişmanlıklarını anlatmaya çalışıyor ama onu bile tam derinliği ile hissedemedim maalesef. Belki ilk kez bu tarz kitap okuyan biri için hayat değiştirici bir deneyim olabilir ama maalesef ben mesleğimden dolayı böyle kitapları çok okuyorum ve benim için ilk 100e bile girecek bir kitap değil. Kitabı sadece bitirmeye çalıştım, inanılmaz bir kitap ola bilecekken cvasat bir şeye dönüşmesi cidden üzücü. Neyse bu da bir yorumlamadan çok iç dökmeye dönüştü ama o kadar hayal kırıklığına
Ölmeden Önce En Çok Pişman Olduğumuz 5 ŞeyBronnie Ware · Yakamoz Yayınları · 2022699 okunma
Işıklar İçinde Uyu Matthew Perry
10/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2023 58. kitabı
Matthew Perry`nin trajik ölümü beni hayal edebileceğimden çok sarstı. 29 ekim sabahına uyanıp trajik şekilde vefatını öğrendikten sonra gerçekten ne olduğunu algılamam uzun sürdü. Matthew`nun Friends dizisi süresince bağımlılıkla uğraştığını, çok zorlandığını biliyordum ama hikayeyi hiçbir yerde detaylı şekilde öğrenmek gibi bir imkanımız olmamıştı. Ben bir az da vedaların hakkını vermeyi seven bir insanım, Matthew Perry`ni yolcu ediyorsak ona hakkettiği vedayı edebilmek için hem de sanki bir ihtiyac olarak bu kitaba başladım. Şimdi bir az spoilerlı, bir az da iç dökmeli bir inceleme yapacağım. Matthew Perry bu kitabı hiçbir şey sansürlemeden, açıkça, zihninin akışı gibi yazmış. Gerçekten kafasının içini görebileceğimiz şeffaflıkla tüm şeytanlarını, zayıflıklarını yansıtmış. Dünyanın 1 numaralı dizisinin, en yakışıklı, en çok kahkaha atılan adamı olmasına rağmen içten içe nasıl da yetersiz, kusurlu, boş hissettiğinin altını defalarca çizmiş ve düşünceler o kadar eskiye dayanıyor ki daha Friends başlamadan artık bağımlılığı varmış, çünkü bu sesleri sadece alkol ile susturabiliyormuş. Kitapta kısaca, Friends`den önce nerelerde olduğu, Friends`e seçilmek için Allaha nasıl dua ettiğini ve 3 gün sonra seçildiğini, bu serüvenin belki de onu hayatta tutan bir dönem olduğunu, Friends`den sonra yaşadığı zorlukları, o boşluğun içinde kaybolmamak için nasıl çabaladığını, 65 kere detoksa başladığını, 14-15 kere rehabilitasyona baş vurduğunu, ameliyat yara izlerini her şeyi tüm açıklığı ile anlatıyor. Kitab gerçek bir anı defteri, onunla beraber ne kadar ışıltılı görünen hayatının içinde aslında tepesine çökmüş iblisleri ile nasıl mücadele ettiğine tanık oluyoruz. Her röportajında Friends`i izlemeye tahammül edemediğini söylüyordu bir anlam veremiyordum. Ama kitabı okurken
Friends, Lovers, and the Big Terrible Thing: A MemoirMatthew Perry · Macmillan · 2022208 okunma
Puan vermedi·408 syf.··
2023 36. kitabı
Seyir Öyle bir kitaptı ki uzun uzun anlatmak istiyorum. Ama kelimeler asla bir araya gelemiyor. Daha ilk Ma ile karşılaştığımız anlarda hissettim bu kitabın içimden geçeceğini öyle de oldu. Uzun zamandır sayfaları bu kadar açlıkla çevirmemiştim , uzun zamandır bir romanı kalemi elimden bu kadar düşürmeden altını çizerek okumamıştım. Burada bazı incelemeleri gördüm ama kendi adıma çok sevdiğim, dönüp dönüp bakınacağım bir kitap oldu. Aklımda bir şeyleri çeviren, düşünmemi, içime bakmamı sağlayan bir kitap oldu. Onlarca alıntı paylaştığım bir kitap oldu. Bitirdikten sonra sürekli nefesimi iyi alıyor muyum acaba, ne kadar can evimdeyim, film mi izliyorum şu an da diye farkındalığa gelmeme sebep olan bir kitap oldu. Bitirdikten sonra bile uzun süre bilincii meşgul eden kitap oldu... Okurken farkettim ki, keşke Ma beni de bulsa diye geçiriyorum içimden, böyle gitsem de uzun bir süre Demirciköyün havasını solusam, sonra farkettim ki acaba sorumluluktan kaçmak gibi mi oluyor bu? :") Kendimi deşmeyi, içime bakmayı, araştırmayı, dinlemeyi çok seven biriyim, buna aracı olduğu için de bu kitaba teşekkürüm büyük. Yazara sevgi ve saygı ile. Piraye
SeyirPiraye · Mona Yayıncılık · 202115,2bin okunma
Spoiler içerir.
7/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2021 4. kitabı
Pembe fili düşünme kitabı beni zaman zaman duygulandıran, bazen düşündüren, bazen de kitabı kapatarak uzaklara dalmama sebep olan bir yolculuk oldu. Gerçi kitabı listeme eklerken öyle bir yorumlarda dolaştım da sanırım çoğunluk kitaptan istediği verimi alamamış. Ben de şimdi kendi penceremden ışık tutmaya çalışacağım. Şöyle ki "Pembe fili düşünme" benim öyle vitrinde görüp isminden etkilenerek aldığım ya da birilerinin yorumlarının sihrine kapılarak sipariş verdiğim bir kitap değil. Tam tesadüfen öz şefkati araştırırken yazarını bulmamla karşıma çıkan, arka kapak yazısını bile tam okumadan aldığım bir kitap. Belki de bundan olacak ki, beklentim öyle yüksek başlamamıştım. Kitaptan kısaca bahsetmem gerekirse kitap bize kendisi psikolog olan yazarın, kendi tecrübeleri ve yolculuğunu anlatması ile başlıyor. Panik atağı ile verdiği savaş, yorgun düşüşü ve nihayetinde kabullenişi devam eden yolculuğunu ben büyük ilgi ile okudum. Zira bir noktada bunun illa panik bozukluk olması gerekmediğini, bir noktada kaçındığınız her hangi bir konu ile aynı şekilde başa çıkabileceğinizin umutları yavaştan içinize serpilmeye başlıyor. Daha sonra yazar rotayı buradan etiketlere ve etiketlerimizin hayatındaki yerine çeviriyor. Kendisinin katıldığı bir atolye çalışmasını anlattığı bölümü boğazımda yumru ile okudum. Dışarıdan ona mükemmel görünen herkesin kendisini etiketlediği sarı kağıtları okurken yaşadığı duygu yoğunluğunu ben de göğsümde hissettim desem yeridir. :") Psikoloji atolyelerinde böyle çözümlemeler beni hep duygulandırır ve yazar basit oldukça akıcı kalemi ile beni bir şekilde orada o sınıfta odadaki sarı etiketlilerden biri yapmayı başarmıştı :") Son olarak anlattığı acımasız iç sesimiz ve öz şefkatli yanımız hakkında yazmaya yine kendi yaşadığı deneyimden yola çıkmış.
Psikoloji
Pembe Fili DüşünmeZeynep Selvili · İnkılap Kitabevi · 202411,6bin okunma
Reklam