Matthew Perry`nin trajik ölümü beni hayal edebileceğimden çok sarstı. 29 ekim sabahına uyanıp trajik şekilde vefatını öğrendikten sonra gerçekten ne olduğunu algılamam uzun sürdü. Matthew`nun Friends dizisi süresince bağımlılıkla uğraştığını, çok zorlandığını biliyordum ama hikayeyi hiçbir yerde detaylı şekilde öğrenmek gibi bir imkanımız olmamıştı. Ben bir az da vedaların hakkını vermeyi seven bir insanım, Matthew Perry`ni yolcu ediyorsak ona hakkettiği vedayı edebilmek için hem de sanki bir ihtiyac olarak bu kitaba başladım. Şimdi bir az spoilerlı, bir az da iç dökmeli bir inceleme yapacağım.
Matthew Perry bu kitabı hiçbir şey sansürlemeden, açıkça, zihninin akışı gibi yazmış. Gerçekten kafasının içini görebileceğimiz şeffaflıkla tüm şeytanlarını, zayıflıklarını yansıtmış. Dünyanın 1 numaralı dizisinin, en yakışıklı, en çok kahkaha atılan adamı olmasına rağmen içten içe nasıl da yetersiz, kusurlu, boş hissettiğinin altını defalarca çizmiş ve düşünceler o kadar eskiye dayanıyor ki daha Friends başlamadan artık bağımlılığı varmış, çünkü bu sesleri sadece alkol ile susturabiliyormuş.
Kitapta kısaca, Friends`den önce nerelerde olduğu, Friends`e seçilmek için Allaha nasıl dua ettiğini ve 3 gün sonra seçildiğini, bu serüvenin belki de onu hayatta tutan bir dönem olduğunu, Friends`den sonra yaşadığı zorlukları, o boşluğun içinde kaybolmamak için nasıl çabaladığını, 65 kere detoksa başladığını, 14-15 kere rehabilitasyona baş vurduğunu, ameliyat yara izlerini her şeyi tüm açıklığı ile anlatıyor.
Kitab gerçek bir anı defteri, onunla beraber ne kadar ışıltılı görünen hayatının içinde aslında tepesine çökmüş iblisleri ile nasıl mücadele ettiğine tanık oluyoruz. Her röportajında Friends`i izlemeye tahammül edemediğini söylüyordu bir anlam veremiyordum. Ama kitabı okurken