Bana güzel bir iki şeyden bahset,
Son okuduğun bi' romandan mesela...
Memleketimin güzel insanı niyazinin bilek saatini anlatsın o roman.
Ya da son yaptığın resmin renklerini anlat bana.
Bakmadan ardına binip gittiğin o trenin şehirlerini anlat.
Kulağına çalınan müziği anlat.
İyi şeylerden de bahset arada bi,
Çiçekler açsın kelimelerinde.
Beyaz düşleri andırsın cümlelerin.
Bir genç kızın saçına takılan gül gibi olsun sesinin rengi.
Yoksa romatizmalı diz ağrısı gibi geliyor hayat.
Neyi nasıl yapiyim derken bir bulut hüzün çöküyor yüreğine,
Ama sen şimdi boşver griyi, borç harç aldığın nefesi, iki liralık maaşı
Maviden bahset mesela...
Deniz nasıl oralarda fırtınası dindi mi bari?
Çözüldü mü o kaymakamın işi, çıkarcı rıfat söyledi mi doğruyu?
Ön yargıyı yıktı mı zehranın ölümü?
Anlat hadi...
O rumeli ailesinin bahçeler dolusu kirazlarını,
Feride'nin kırılmamış kalbini,
Bana bugün Anadolu'yu değiştiren öğretmenlerden, mühendislerden, doktorlardan bahset.
Hani okuyamamıştı ya o kara gözlü çocuk sonra o topal öğretmen destek çıkmıştı,
Göndermişti onu şehre ondan bahset biraz.
Bana insanların bahanelerini ve hayat şartları sebebiyle sığındığı nedenleri değil de,
Göğüs kafesini yarmış çıkmış cesaret öykülerinden bahset.
Yoksa bir avuç buğday tohumu gibi geliyor ellerindeki cesaret,
Beti benzi atmış hayat.
Bugün günlerden on bir, aylardan on iki, yıllardan on üç...
Anlatsana nasıl bozmalı bu derin yalnızlığı sesinle.
Hangi yakutu içmeli, hangi orman yoluna iplik bırakmalı, hangi krallıkları yıkmalı?