Son okuduğum Rainbow kitabında da söylemiştim, bu yazarın kalemini sevmiyorum. Basit, tatlı ve çok hoş olabilecek konuları berbat bir gidişatla yazmak gibi bir huyu var. Bazı insanlar bunu seviyor olabilir ama ben okuduğum üç kitabında da gördüğüm bu şeylerden hiç hazzetmedim. Eleanor ve Park harika başlayıp leş gibi bitti. İlişkiler çok güzeldi, bazı saçma detaylara rağmen. Onu seviyorum ama gidip bir Amy Harmon yazsa on numara, beş yıldız olurdu. Sabit Hat ise içlerinde en kötüsü. Neden?
Konu şöyle: Georgie, sitcom yazarı, iki çocuklu, evli bir kadın. Noel tatilinde eşiyle yaptığı planı, sanki bu planın pek de önemi yokmuş gibi en ufak bir tereddütte kalmadan bozuyor ve eşi çocuklarla, ailesinin yanına tatile gidiyor. Georgie de yalnız kaldığı bu on günlük tatil boyunca kendi annesinin evinde kalmaya başlıyor. Oradaki eski, sabit hat telefonu kullandığında kendini kocasının 15 yıl önceki hâliyle konuşurken buluyor, falan filan.
Bundan sonra birazcık SPOİLER olacak, neden sevmediğimi anlayabilmeniz için. Benim gibi düşünenler bu kitaba 35 lira vermeyi iki kez düşünecektir en azından.
Georgie, mizah yazarlığını üniversiteden beri yapıyor, en yakın arkadaşı ve yazı partneri olan Seth'le de tuhaf bir ilişkisi var. Yakışıklı, çapkın bu kankisinden içten içe hoşlanıyor ve onun da kendisiyle flört etmesi hoşuna gidiyor ama herhangi bir ilişkileri olmuyor. Derken Georgie; Neal, yani gelecekteki kocasıyla tanışıyor ve Neal harika bir insan. Georgie'ye deli gibi âşık. Bu konuda kendi hayatını geri plana atacak kadar kadını önemsiyor ve sırf o mutlu olsun diye her şeyi yapmaya hazır. Georgie işini sevdiği için Neal memleketini bırakıyor. Georgie, yarı flört sayılabilecek, Neal'ın hiç hoşlanmadığı arkadaşlığından vazgeçemediği için Neal, Seth'i kıskanmamaya karar veriyor.