·
Okunma
·
Beğeni
·
5359
Gösterim
Adı:
Fangirl
Baskı tarihi:
11 Mayıs 2016
Sayfa sayısı:
416
Format:
Ciltli
ISBN:
9786053438823
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Fangirl
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pegasus Yayınları
Baskılar:
Fangirl
Fangirl
Gerçek ve düş arasında sıkışmış hayalperest bir genç kız...
Bir elmanın iki yarısıyken farklı hayatlara savrulan iki kardeş

Cath bir Simon Snow hayranıdır.
Öyle ya, tüm dünya Simon Snow hayranıdır...
Ancak bu Cath için bir hayat felsefesidir ve o takipçi olma konusunda çok iyidir. İkiz kız kardeşi Wren'le çocukluklarından beri Simon Snow kitaplarını defalarca okumaktan, hayran kurgusu yazmaya kadar, kendilerini seriye adamış, annelerini kaybetmelerini de ancak bu şekilde atlatabilmişlerdir. Büyüdükçe Wren'in hayranlığı azalsa da Cath'in vazgeçmeye niyeti yoktur.

Üniversiteye gidecekleri sırada Wren, onunla aynı odada kalmak istemediğini söyleyince Cath kendi rahat dünyasının tamamen dışında, bir başına kalır. Son derece utangaç olan Cath, kendini yazdığı hayran kurgusuna kaptırmıştır. Hikâyesinde her zaman ne diyeceğini gayet iyi bilmekte ve gerçek hayatta hiç tecrübe etmediği romantizmi öyküsüne yansıtabilmektedir. Wren elinden tutmadan da Cath her şeyin üstesinden gelebilecek midir? Kendi hayatına başlamaya gerçekten hazır mıdır? Ya kendi hikâyelerini yazmaya?..
En önemlisi de Simon Snow sevdasını geride bırakma pahasına yola devam etmeyi istemekte midir?

"Son derece keyifli, sevgi dolu bir gençlik masalı; başarı kaderinde var."
-New York Journal of Books-

"Kesinlikle büyüleyici."
-Kirkus Reviews-

"Rowell, son derece popülerleşmiş hayran kurgusu evrenini ve on sekiz yaşındaki bir kızın aklından geçenleri başarıyla aktarıyor."
-Entertainment Weekly-

"Eğlenceli ve duygusal bir on sekiz yaş hikâyesi, aynı zamanda da genç bir yazarın kendi sesini arayışı... Dokunaklı ve son derece gerçekçi."
-Publishers Weekly-

"Bu kitapta büyü yalnızca değneklerle yapılmıyor; Rowell'ın karmaşık, canlı, sorunlu ve mükemmel ilişkiler kaleme alma konusundaki inanılmaz yeteneği sayesinde yazı, büyüye dönüşüyor."
-Booklist-

"Etkileyici bir on sekiz yaş romanı... Gerçekçi bir yaklaşımla ele alınmış karmaşık konularla dolu; zahmetsiz ve kusursuz anlatım da bu temaları ustaca birbirine bağlamış."
-School Library Journal-
411 syf.
·Beğendi·10/10
Kitabı okuduktan sonra gerçekten kendime inanamadım. Çünkü neredeyse 8 aydır saçma ön yargılarım yüzünden (herkes beğenmiş ben beğenmem, sıkıcıdır, uzun süre bitiremem vb...) okumuyordum. Nasıl olduysa 4 gün önce gözüme ilişti ve çokta canım sıkıldığı için okumaya başladım ve öyle gitti...
Fangirl gerçekten çok güzeldi! Bu zaman kadar okuduğum en tatlı ve gerçekçi hikayelerden birisiydi Rowell'ın hikayesi. (Ayrıca en çok alıntı yaptığım kitap.) Okurken çoğu zaman kendimi gülümserken buldum. (Alıntı yaparken de.)
Simon Snow onların dünyasının Harry Potter'ıydı. Ve cidden sanki gerçekten Simon Snow diye bir seri vardı. Herkes ona bayılıyordu ve internette onun için bir sürü hayran kurgusu yazılmıştı. Sihircath hesabı gerçekten de internette vardı ve rekor tıklanmalara gerçekten de imza atıyordu. İnternete Simon ve Baz yazdığınızda sanki cidden önünüze milyonlarca başlık çıkıyordu. (Ki çıkmıyor da değil.) Sanki bunlar cidden de varmış gibi hissediyordunuz ki ben hala daha öyle hissediyorum.
Cath, Levi, Wren, Reagan gerçekten gerçekte varmışlar gibi düşünmeye devam edeceğim sanırım. Onları cidden çok sevdim. Ve uzun sürede unutmayacağım.
*
Aslında eskiden yazdığım incelemenin incelemeyle hiçbir alakası olmasa bile çok tatlı olduğu için onu atacaktım buraya ama sonra yenisini yazmaya karar verdim. Çünkü bazı şeyler eklemek istiyorum. Aslında bunları Asla Vazgeçme’nin incelemesine yazmak daha mantıklı olurdu ama o inceleme zaten çok uzun ve güzel.. o yüzden en iyisi buraya yazmak olacak.

Bu kitabın anlatılacak bir şeyi bile yok. Mükemmel bir konusu, olay örgüsü falan… hiçbir şeyi yok. Ama yine de çoğu kitaptan daha çok heyecanlandırıyor beni. Çoğu kitaptan daha çok kendisine bağlıyor ve bana ‘bir bölüm daha, bir bölüm daha…’ dedirtebiliyor. Bu duygu bende artık eskisi kadar çok olmuyor ve bu yüzden benim için çok kıymetli.

Ve sanırım konusu yıllarca en yakın arkadaşı ikizi olan bir kızın üniversite de kardeşi biraz ayrı kalmaları gerektiğini düşündüğünde yaşadığı hayal kırıklığı ve Simon Snow sevdasıyla bir yılı tamamlamaya çalışmasından ibaret olsa da, bu kitap(larda) kendimi bulabiliyorum.

Çünkü ben asla Hogwarts’a, Kayran’a ya da Capitol’ün ortasına düşecek değilim. Bu dünyada yaşamak zorundayım. Benim yaşayacağım zorluklar hiçbir zaman Izdırap Verenlerle dolu bir labirentte çıkışı aramak, Voldemort’u yenmek falan olmayacak. Ama ben Cath’in yaşayacağı birçok şeyi yaşayacağım ve hatta yaşıyorum da. Bu yüzden bu hikayeyi okuduğumda mutlu oluyorum çünkü diyorum ki evet, Cath de yazı yazarken zorlanabiliyor, o da insanlarla iletişimde iyi değil, o da birden kendini en yeterli hissettiği alanda tüm inancını kaybedebiliyor ve bir şeylerden vazgeçmek isteyebiliyor… ama yine de mutluluk onu da bulabiliyor. Beni de bulabilir. Rowell’ın kitaplarını okuduğumda hep böyle oluyorum. O benim mutlu sonlara inanmama neden oluyor. Onları sevmemi. Onların mutsuz sonlardan daha etkileyici olabileceğini.

"Sonsuza dek mutlu yaşamak ya da en azından sonsuza dek bir arada olmak aşırı duygusallık değildir," dedi Wren. "Bu iki insan için en asil ve cesurca hedeftir."

Bu alıntıyı okuduğumda kendime, “sen salak mısın?” diye soruyorum. Çünkü çoğu zaman hepimiz böyle düşünüyoruz. Çoğu zaman hepimiz, “Gelmiş geçmiş en büyük kahramanlık ölüm olmamalı." Cümlesine değil, tam tersine inanıyoruz. Ben tam tersine inanıyorum. Ama bu kitabı okuduğumda işte, kendime dönüp, “sen salaksın.” Diyorum. Çünkü en büyük kahramanlık bu olmamalı. Ama birkaç ay sonra yeniden bu düşüncelerin etkisini yitireceğini ve mutsuz son bağımlısı olacağımı biliyorum… Her neyse.

Rowell'ın yarattığı karakterler o kadar içimizden birileri oluyor ki, belki de benim gibi düşünen sandığımdan daha fazla insan vardır diyorum. Çoğu yazar gizemli, kötü karakterler yazıyor ve bu karakterleri herkes gibi bende seviyorum ama Rowell, Levi gibi sürekli gülümseyen ve o kadar yakışıklı bile olmayan bir karakter ortaya atıyor. Ama bir şekilde kusurları o kadar güzelleştiriyor ki, birden tek istediğim Levi gibi bir insan oluyor. Ki Levi gibi sürekli gülen insanlardan hoşlanmamama rağmen.

Ah, Levi.. sensiz dokuz saat bile yapamıyorum diyen Levi... Gerçekten o kadar güzeldi ki.

Ve bir duygu var ki, en sevdiğim. Çok az kitapta bu kadar sırıtıyorum ya da heyecanlanıyorum. Ama Levi&Cath sahnelerinde ve ÖZELLİKLE Simon ve Baz sahnelerinde o kadar deliriyorum ki, özellikle öpüşme sahnesinin geliyor olduğunu anladığımda yastığıma sarılarak gülüyor ve heyecanımı atıp okumaya devam edebilmek için odayı birkaç dakika turlamam gerekiyor. Bilmiyorum. Rowell’ın yazdığı kitapları okumak beni delisiye mutlu ediyor. Dış dünyayı tamamen unutuyorum ve sadece Cath’in Sihirbazlar dünyasından çıkmak istememesi gibi, o dünyadan çıkmak istemiyorum. Sonsuza kadar Watfod dünyasında Simon ve Baz’larla kalmak istiyorum.

Ayrıca kitabın sonu o kadar ama o kadar çok hoşuma gitti ki... (vay canına, VAAY CANINA, bir Rowell kitabı için bu cümleyi kurabilmek... gözlerim yaşardı) daha önce o kadar dikkatime takılmamış sanırım ama bu sefer o alıntının altında Cath'in aldığı ödülü okuyunca içim sımsıcak oldu ve kocaman gülümsedim.

Belki çok boş konuştum ama bunları yazmak istedim. Belki iyi aktaramadım bile ama Rowell bana yazdığı karakterle güç veriyor. İyi şeylerin de olabileceğini yeniden görmeme sebep oluyor. Beni kalbimden kimsenin vuramayacağı şekilde vuruyor ve bunu yaptığı içi otomatikman zihnimi de alt üst etmiş oluyor. Çünkü onlardan başka bir şey düşünemiyorum.

Cath, Levi, Reagan ve (Simon&Baz), sizi çok fazla seviyorum.

Dipnot: Bu şarkı şans eseri instagram ana sayfama düşmüştü. Eskiden çok dinlerdim ve yeniden dinlemeye başladım. Tabii ki okurken dinle(ye)medim ama bana hep Fangirl'i ve Cath'i anımsattı. O yüzden artık daha da çok seviyorum. Garip bir şekilde bu kitaba çok uyuyor.

Dipnot2: All my life I've been good but now
Ooohhh
I'm thinking "What the hell?"
416 syf.
·245 günde·8/10
Okuduğum en sevimli kitaplardan biri. Cici bir hikayesi var ve yazar nasıl yapmışsa bir an sizi gülümsetiyor, hemen ardından hüzünlendiriyor. Özellikle de Cath'in babasıyla olan diyalogları çok tatlıydı. (Bu ikinci okuyuşumdu.)
416 syf.
·11 günde·8/10
Sanırım bu kitap hayatım boyunca içinde hiçbir merak unsuru barındırmadığı halde kendimi okumaktan alamadığım tek kitap. Kitap baya uzun zamandır ( yaklaşık 1 yıldır ) kitaplığımda sürünüyor, benim onu okumamı bekliyordu. Bende artık bu gidişe bir dur deyip kitabın acılarına son vereyim istedim. Tek kelimeyle harikaydı. Başkarakter herkesin kendinden bir şeyler bulabileceği türdendi. Cath'te kendimden parçalar görmek ilginçti.
Benim yaptığım hatayı yapmayın ve bir an önce bu kitabı okuyun okutturun !!!
416 syf.
·Puan vermedi
Rainbow Rowell'a bu kitapla başlamak konusunda emin değilim ama iyi ki bu kitapla başladım sanırım. Elenaor ve Park'ı daha okumadım. Okumayı çok istiyorum.

Kitap Simon Snow hayranı olan üniversiteli bir genç kızın hayatını ele alıyor.. Ben ilk arka kapak yazısını okuduğumda, hani işte hayranı olduğu ünlü ile tanışıp samimi olacaklar zannettim. Ama öyle değildi. Simon Snow kitap ve film karakteriydi.. Ve çok başka olaylar gelişti.
Yazarın diline alışmak çok kolay oldu. Ama kafada aşırı soru işareti bırakan bir kitap oldu benim için.. Çok büyük heveslerle başladım. Beklentimi çok karşılamadı lakin çok hayal kırıklığına uğratmadı.

Levi'yi sevdim mi evet sevdim. Hatta çok sevdim. Cath'in babasının üzerine babasından çok titremesi güzeldi.. Kitapta olaylar çok yavaş ilerliyordu ve sonu bayağı açık uçlu bitti. Hani 'Wren'e ne oldu.?' 'Cath ile Levi'ye ne oldu.? 'Annesi ile barıştılar mı.?' Çok soru işareti kaldı aklımda. Ama genel olarak sevdim ki.. Sevmesem bile pişmanlık duymazdım. Çünkü kapağının rengi ile bayağı bir mest etti.

Çok çok şiddetle tavsiye ettiğim bir kitap değil! Ama okumanızı tavsiye ederim..
410 syf.
·Beğendi·8/10
Kitap genel olarak güzeldi ama çok akıcı olduğunu düşünmüyorum. Ben 2 yıl aradan sonra kitapı bitirdim ama sıkıcı diğildi. Mutlaka okunmalı diyemem çünkü herkese hitap etmeyebilir. Karakterler kesinlikle kendini sevdiriyordu. Ve sonuda güzeldi. Ama övdükleri gibi de şaheser diyemem.
416 syf.
·Beğendi·6/10
Anlatimin kurgusu güzel bir kitap fakat olaylardaki o ince bağlantı kaybedilmiş sürükleyici değil ama konu güzel keşke daha merak uyandırıcı sahneler içerse .
416 syf.
·18 günde·10/10
Bayıldııım. Kesinlikle tekrar okumak için sabırsızlanıyorum. Genelde yabancı yazarların kitaplarını okumaktan fazla hoşlanmıyorum. Fakat bu seferki kitap şahane olmuş. Çok naif bir anlatımıyla ,çok tatlı bir aşkı konu almış yazarımız. Aşk'a gelmeden ise aileyi , arkadaşlığı çok önemli bir yere koymuş. Kendimden çok fazla şey bulduğum bu kitabı kesinlikle tüm yaşıtlarıma öneriyorum. Yazarın diğer kitaplarını da mutlaka okuyacağım. Kısacası Levi'ye aşık oldum. Cath'i çok sevdim. Wren'den başlarda pek hoşlanmadım fakat zamanla alıştım. Şimdi ise Simon ve Baz' ı özlüyorum. İkinci kitabı çıkar mı bilmem ama çıkar çıkmaz alacağıma eminim.
416 syf.
·4 günde
Bu kitapla ilk incelememi yazıyorum. Bu yüzden yazımın fazlasıyla acemice ve belki saçma gelen kısımları olabilir, umarım berbat etmem

Öncelikle kitap sakin ve tatlı bir kitaptı. Ama karakterlerin özelliklerinin tek bir nokta üzerine fazla yoğunlaşması benim pek hoşuma gitmedi. Levi'nin her zaman -ama her zaman- gülümsemesi ve Cath'in ise aşırı itici olması gibi...

Beni rahatsız eden en önemli nokta ise kitabın bir finalinin olmayışıydı. Daha noktalanmamış o kadar çok şey vardı ki... Ödevinin sonucunda hocası ne dedi, acaba annesi ile aralarındaki ilişki nereye gidecek, Simon Snow fanfictionını nasıl tamamladı?... Bu soruların cevabını bulamayacak olmak kitapla ilgili düşüncelerimi kötü etkiledi ve benim için tam bir hayal kırıklığıydı.

Buna rağmen samimi, sıcak ve sevecen bir kitaptı ve gülümsememi sağlayan çok fazla kısmı oldu
480 syf.
·5 günde·8/10
Çok tatlı bir gençlik romanı. Üniversiteye yeni başlayan bir kızın hikayesi.
Yazım dili akıcı. Kitap biraz fazla uzatılmış gibi geldi sadece. Bu kadar uzun bir kitap olmasa daha güzel olurmuş. Çünkü bir zaman sonra artık başka olay olmayacak diyebiliyordunuz.
Karakterler çok gerçekçiydi. Onları çok sevdim.
Aralardaki Simon-Baz hikayeleri bazen çok sıkıcı geldi. Cath'in onları Levi'ye okudugu kısımlar sıktı beni.
Bunun dışında gayet tatlıydı. Büyük beklentiye girmeden, çok kafa yormayı gerektirmeyecek güzel bir kitap istiyorsanız bence bakın. :)
416 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10
Cath Avery, on sekiz yaşına girip ikizi Wren'le birlikte üniversiteyi başka bir yerde okumak için evden ayrılan, tam bir Simon Snow hayranı ve onunla ilgili kurgular yazmaktan son derece hoşlanan bir genç kız. Hayatındaki her şeyi ikizi Wren'le birlikte yapmış ve bundan bir kez olsun pişman olmamış, rahatsızlık duymamış; tam aksine okurken Cath'in Wren'i hem anne, hem kız kardeş hem de en yakın arkadaş; çoğunlukla da içinden bir parça olarak gördüğünü hissettiğimi söyleyebilirim.

Durum böyleyken, yeni başladıkları üniversitede kalacakları yurtların da, hatta odalarının da aynı olmasını istiyor Cath. Kiminle kalacağını düşünmemiş bile. Ama Wren'in bu konudaki düşünceleri Cath'ten oldukça farklı, zaten yıllardır hep onunla yaşadığını, şimdi birazcık dışarıya açılma zamanları olduğunu düşünerek Cath'le ne aynı odada ne de aynı yurt binasında kalmak istiyor.

Cath ve Wren'in üniversiteye başladıkları günden, dönem sonuna kadar başlarından çok fazla şey geçiyor aslında. Okuduğum zamanlarda Cath'in Simon Snow'a olan düşkünlüğünü, zihnini, kalbini bu kurguyla dolduruşunu, insanlar ve iletişim konusundaki çekincelerini, hayran kurguları yazma konusundaki fikirlerini, babasına ve Wren'e olan ilgisine hayran kaldım. Rainbow Rowell'ın karakterleri ve kitapları gerçekten çoğunlukla boğucu bir dramadan uzak oluyor, onun kitaplarını okumayı çok seviyorum. Her ne kadar bildiğimiz, içinde yaşadığımız gerçek dünyanın üstünden bir kurgu oluşturuyor olsa bile beni çoğu kez buradan sıyırıyor. Üstelik bu kez sadece gerçek dünya değil, ayrı bir fantastik dünyayı da anlatıyordu. Fangirl'de de Cath'i kendime çok yakın bulduğum için yine bu benzer sıyrılmayı yaşadım.

Kitap kesinlikle çok güzeldi, zaten bir Rainbow Rowell kitabını beğenmediğimi düşünemiyorum... yoğun sınav haftasından sonra kendimi reading slump'ta gibi hissetmiştim ve Fangirl'ü okurken bunu bir nebze de olsa omuzlarımdan attığımı fark ettim. Yani bu tarz dönemlerde bence okunabilecek bir kitap. Bunun dışında da okurken mutlu olabileceğini, içinizin ısınabileceğini düşünüyorum. Umarım siz de benim kadar keyif alırsınız:')
416 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
"Gerçek ve düş arasında sıkışmış hayalperest bir genç kız... Bir elmanın iki yarısıyken farklı hayatlara savrulan iki kardeş."

Klasik bir Rainbow Rowell kitabı diyerek başlamalıyım sanırım çünkü kitap yine sonsuzdu. Kitabın sonunda yine mutlu, mutsuz net bir son alamıyorsunuz. Yani aklımda yine binlerce soruyla bitti ama bunun dışında bence çok eğlenceli yer yer ağlatan güzel bir kitaptı. Lise çağından itibaren her yaştan insan okuyabilir. Kesinlikle tavsiye ederim.

Konusundan kısaca bahsedelim. :)

Cath ve Wren fan-fiction yazmayı seven, 8 yaşlarındayken 11 Eylül olayından iki gün sonra anneleri tarafından terkedilen ve babalarıyla büyüyen ikiz kardeşler. Üniversiteye kadar bir örnek giyinen, her yere beraber giden ikizler üniversitede ayrı yurtlarda kalma kararı alıyorlar. Daha doğrusu Wren artık ayrılmaları gerektiğini düşünüyor. Karakterleri birbirinin zıttı yani tamamlayıcısı olan bu kardeşlerden ben en çok Cath'i sevdim. Cath kardeşlerden asosyal diye tabir edebileceğimiz yeniliklere kapalı olanı ama buna rağmen kitapta beni en çok güldüren kısımlara sahip olan kardeş. :)
Kitapta her bölümün başında kısa bir sayfanın yarısı kadar olacak şekilde Simon Snow kitaplarından alıntılar var ve kızlarda bu kitapların fan-fictionlarını yazdıkları için kısa bir bilgi vereyim.
Simon Snow'u en iyi bizim okuduğumuz Harry Potter gibi seri bir kurgu diye tanımlayabiliriz ve bu kurguyu kızlar sanki Harry Potter ve Malfoy birbirine aşıkmış gibi yazıyor diyebiliriz.

Daha fazla detay vererek kitabı sizin için sıkıcılaştırmak istemem o yüzden okuyun seveceksiniz! :)
416 syf.
·180 günde·Beğendi·5/10
Fangirl bence çok güzel bir kitaptı ama maaleseff çoğu yeri çok sıkıcıydı ve sıkıldığım yerler hep simon snow'dan bahsettiği kısımlardı zaten Levi'ye okuduğu kısımları hep atladım. En sevdiğim karakter Cath'di nedenini bilmiyorum ama kendime çok yakın hissettim kendime, kendimi kitabı okurken onun yerine koymak çok güzel bir histi. Kitabı sevdim ama hayran kurgu pek sevmiyorsanız okumanızı tavsiye etmem.
Ayrıca bazen hala hayatta olduğunuzu ispatlamak ve birilerinin buna tanıklık etmesini sağlamak için yanınızdakinin elini tutardınız.
Beklersiniz. Sadece beklediğinizi değil, hayatta sessizlik ve durgunluktan başka şeylerin de olduğunu unutana dek beklersiniz. Bir karıncanın dizinize tırmandığını görür ama kılınızı bile kıpırdatamazsınız.
Artık kızkardeşinizin sizi arayıp aramaması önemli değildir, saklanmak yeterlidir. (Sizi arayan olmasa bile kimse yerinizi bulamadığında kazanan siz olursunuz.)
Nihayet ağacın arkasından çıktığınızda bunu sırf öyle yapmak istediğiniz için yaparsınız. Kendinizi uzun bir dalışın ardından ilk kez nefes alıyormuş gibi hissedersiniz. Bastığınız dallar çatırdar ve dünya size daha sıcak, daha parlak görünür. Hazır olsan da olmasan da geliyorum.
Geliyorum hazır olsan da olmasan da.
''Sadece... bazen vazgeçmek de hakkımız değil mi? Bazen ''Bu benim gerçekten canımı yakıyor, bu yüzden artık onu yapmayacağım.'' diyemez miyiz?''
''Bu çok tehlikeli bir örnek.''
''Acıdan kaçmak anlamına geldiği için mi?''
''Hayattan kaçmak anlamına geldiğini için.''
Kız kardeşinizle saklambaç oynamanızın en zor tarafı onun bazen sıkılıp sizi aramaktan vazgeçmesidir.
Siz kanepenin altına, dolaba ya da ağacın arkasına saklanmışsınızdır. Pes etmek istemezsiniz çünkü kardeşinizin fırsat kolluyor olabileceğini düşünürsünüz. Ama belki o çoktan çekip gitmiştir...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Fangirl
Baskı tarihi:
11 Mayıs 2016
Sayfa sayısı:
416
Format:
Ciltli
ISBN:
9786053438823
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Fangirl
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pegasus Yayınları
Baskılar:
Fangirl
Fangirl
Gerçek ve düş arasında sıkışmış hayalperest bir genç kız...
Bir elmanın iki yarısıyken farklı hayatlara savrulan iki kardeş

Cath bir Simon Snow hayranıdır.
Öyle ya, tüm dünya Simon Snow hayranıdır...
Ancak bu Cath için bir hayat felsefesidir ve o takipçi olma konusunda çok iyidir. İkiz kız kardeşi Wren'le çocukluklarından beri Simon Snow kitaplarını defalarca okumaktan, hayran kurgusu yazmaya kadar, kendilerini seriye adamış, annelerini kaybetmelerini de ancak bu şekilde atlatabilmişlerdir. Büyüdükçe Wren'in hayranlığı azalsa da Cath'in vazgeçmeye niyeti yoktur.

Üniversiteye gidecekleri sırada Wren, onunla aynı odada kalmak istemediğini söyleyince Cath kendi rahat dünyasının tamamen dışında, bir başına kalır. Son derece utangaç olan Cath, kendini yazdığı hayran kurgusuna kaptırmıştır. Hikâyesinde her zaman ne diyeceğini gayet iyi bilmekte ve gerçek hayatta hiç tecrübe etmediği romantizmi öyküsüne yansıtabilmektedir. Wren elinden tutmadan da Cath her şeyin üstesinden gelebilecek midir? Kendi hayatına başlamaya gerçekten hazır mıdır? Ya kendi hikâyelerini yazmaya?..
En önemlisi de Simon Snow sevdasını geride bırakma pahasına yola devam etmeyi istemekte midir?

"Son derece keyifli, sevgi dolu bir gençlik masalı; başarı kaderinde var."
-New York Journal of Books-

"Kesinlikle büyüleyici."
-Kirkus Reviews-

"Rowell, son derece popülerleşmiş hayran kurgusu evrenini ve on sekiz yaşındaki bir kızın aklından geçenleri başarıyla aktarıyor."
-Entertainment Weekly-

"Eğlenceli ve duygusal bir on sekiz yaş hikâyesi, aynı zamanda da genç bir yazarın kendi sesini arayışı... Dokunaklı ve son derece gerçekçi."
-Publishers Weekly-

"Bu kitapta büyü yalnızca değneklerle yapılmıyor; Rowell'ın karmaşık, canlı, sorunlu ve mükemmel ilişkiler kaleme alma konusundaki inanılmaz yeteneği sayesinde yazı, büyüye dönüşüyor."
-Booklist-

"Etkileyici bir on sekiz yaş romanı... Gerçekçi bir yaklaşımla ele alınmış karmaşık konularla dolu; zahmetsiz ve kusursuz anlatım da bu temaları ustaca birbirine bağlamış."
-School Library Journal-

Kitabı okuyanlar 479 okur

  • Ece Erken
  • Dila
  • marie
  • Melis Türkan
  • dilara
  • Ayşegül Akın
  • Uğur demirci
  • Ümran
  • Gamze
  • Adeldr

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5.6
14-17 Yaş
%43.8
18-24 Yaş
%33.7
25-34 Yaş
%15.7
35-44 Yaş
%1.1
45-54 Yaş
%0
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%98.2
Erkek
%1.8

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%20.6 (42)
9
%16.7 (34)
8
%18.6 (38)
7
%13.7 (28)
6
%9.3 (19)
5
%6.9 (14)
4
%2 (4)
3
%2.9 (6)
2
%0.5 (1)
1
%1 (2)

Kitabın sıralamaları