Kumaş pazarlamacısı Gregor Samsa'nin bir sabah böceğe dönüşerek uyanmasıyla, aniden değişen sosyal ilişkiler ele alınmıştır kitapta. Hikayedeki kahramanların her biri Modern toplum bireylerini temsil ederken G.Samsa Sanayii Toplumunun yalnız ve çaresiz kalan bir üyesidir artık.
Kitapta işlenen temalar Yabancılaşma ve Toplumsal ilişkilerdir.
Yazar, böcek metaforunu kullanarak, eleştiren bir üslupla toplum çözümlemesi yapmıştır aslında.
Aile fertleri eve gelir getirmeyen dış görünüşünü de kabullenemedikleri Samsa'dan vazgeçerler hatta malesef ondan kurtulmak isterler.
Samsa'nın böceğe dönüştükten sonra babasının bastonuyla öldürülme tehdidi yaşaması, bir gün babası tarafından elma bombardımanına tutulması, elmalardan birinin Samsa'nın sırtına isabet etmesiyle yaralanması ve zamanla iyileşmeyen bu yara yüzünden Samsa'nın hayatını kaybetmesi ne acıydı...
Kapitalist sistemin çalışanı olan Samsa, ailesinin geçimini tek başına sağlarken onlar için değerliydi; çünkü aile içindeki ilişkileri para belirliyordu. Modern toplumlarda para herşeyin önüne geçiyordu. Samsa böceğe dönüştükten sonra annesi babası ve kızkardeşi tarafından ona verilen değerin azaldığını yani iktisadi olgunun sosyolojik yönüne etkisini gösterdi bize bu kitap. İktisadi olguların sosyolojik yönüyle ilgilenen Max Weber'e göre Kapitalist sistemde birey duygusal yönlerinden koparılmakta, soğuk bir varlığa dönüşmekte yani insanlıktan çıkmaktadır, hatırlarsanız.
Fransız Varoluşçu filozof Gabriel Marcel'in modern toplumlarda insanın sadece yaptığı iş ile ilgili bir bütün olduğunu vurguladığı ilkesini de hatırlatır bize bu kitap. İnsanın değeri yaptığı iş ile özdeştir. Samsa'nın evine gelen firma temsilcisi de artık Samsa'nin ileriki zamanlarda işiyle ilgili bir garanti veremeyeceğini vurgulamıştır.
İnce bir kitap, konusu basit gibi görünse de, yazarın vermek istediği mesaj derin. İşte ben de tam olarak bunu seviyorum.