#kayıpzamanınizinde nin dördüncü durağı da geride kaldı #sodomvegomorra ile. Kitabın isminin çağrıştırdığı olumsuz anlam, Proust un daha önceki kitaplarda sözünü ettiği salon hayatının türlü kötü halleri arasında eşcinsellik adıyla yerini aldı.Büyük unvanlara sahip ya da sıradan ve masum olduğu sanılan kişilerin görünenin dışında yaşadığı ahlaksızlıklar ,bazen de alenen, sarsıcıydı ama bu kişilerin değişik versiyonlarının aramızda yaşadığını ,iyilik maskesi altına gizlenmiş murdar çehrelerinin sinsi gülüşlerle kendilerince alay ettiğini bilmek daha da sarsıcı.Velhasıl, bu iki lanetli şehrin torunları yeniden ikame etme peşindeler bunları.Sevgili yazarımız, serinin önceki kitaplarında olduğu gibi mest ediyor anılarını, aşkını, geniş gözlem yeteneğinin tezahürü olan betimlemeleri anlattığı bölümlerde. #Swannlarıntarafında da geçen ‘’madlen epizodu’’nun bir benzeri burada da karşımıza çıkıyor ve Marcel bir anda büyükannesiyle yaşadığı anılara dalıyor ki bu bölüm çok etkileyiciydi. Proust un Albertine karşısında yaşadığı hayal kırıklığı ve buna rağmen bir türlü ondan vazgeçemeyişi, yaşadığı ikilemden kaynaklanan ruhi bunalımlar çok güzel aksettirilmiş.Tüm bunların dışında aslında kitabı çekici kılan Bergsonyen zamanla örülen kurgu.Marcel’in bu zamanın etkisiyle sürekli olarak geçmiş ve hal arasında gidip gelmesi ve aslında ona göre ‘’kayıp bir zaman ‘’ olan geçmişin peşinde koşması. Çoğu zaman acı veren bu geriye dönüşler mi gerçek yoksa yaşanan, içinde bulunulan anlar mı? Bunu en sonunda anlamak dileğiyle.