Genellikle postmodern çizgide eserlerini oluşturduğunu bildiğimiz yazarın bu eseri ,söz konusu akımın karakteristik özelliklerini bütünüyle yansıtıcı ve zorlayıcı değildi. Yer yer fantastik unsurlarla süslenmiş romanda kurgusal olarak küçük hatalar da gözüme çarptı okuma süresince. Teknik yönünü bir kenara bırakırsak romanda anlatılan hüzünlü öykü beni benden aldı açıkçası. Hayatıma ait, şaşırtıcı derecede benzerlikler bulduğum izdüşümler ; Toptaş’ın sıcacık , sade ve akıcı anlatımıyla birleşince kısa sürede bitirdim kitabı. Bence kitapta en çok öne çıkan ve bunu gözümüze sokmadan küçük , naif dokunuşlarla adeta olumlu subliminal mesaj verir gibi alt metinde okuduğumuz ‘’iyilik yapmaktan asla vazgeçme! ‘’ fikriydi. ’’Üşengeçlik, korkaklık, nemelazımcılık gibi düşüncelerle bizim için belki de küçük sıradan dokunuşlar başkalarının hayatında çok büyük etkileri haiz olabilir.’’i gördüm ben bu romanda.Bitirince aklıma ilk gelen şey kitabın muhakkak tüm kütüphanelerde yer alması oldu.Çünkü çok hasretiz bu acımasız çağda ince şeyleri duyumsamaya ; fedakarlık , samimiyet, vefa gibi güzel hasletleri yeniden hayatımıza hakim kılmaya.