Sapiens / Tüfek, Mikrop ve Çelik / Ulusların Düşüşü
9/10
·496 syf.··
2020 1. kitabı
"Sapiens", insanların maymunlara üstün gelmesini, "Tüfek, Mikrop ve Çelik" de İspanyol fatihlerin Güney Amerika yerlilerini nasıl bir çırpıda katledebildiğini inandırıcı bir şekilde açıklıyor; ama neden Güney Kore halkı zenginlik ve refah içinde yaşarken aynı türden, aynı ırktan, aynı kültürden gelen, aynı dili konuşan ve aynı coğrafyayı paylaşan Kuzey Kore halkı açlıktan sürünüyor gibi bir soruya cevap veremiyor. İşte burada devreye "Ulusların Düşüşü" giriyor. Bu kitap, ABD, İngiltere, Almanya, Japonya gibi ülkelerin neden gelişebildiğini, Ortadoğu, Afrika, Güney Amerika ülkelerinin neden gelişemediğini ekonomik ve politik bir çerçevede açıklamaya çalışıyor. Emperyalizm, kolonyalizm gibi klişeleşmiş ama çözüm üretmeyen terimler yerine "kapsayıcı" ve "dışlayıcı" terimlerini kullanıyor. *** Özetlemek gerekirse kitap, gelişmiş ülkelerin hem politik hem de ekonomik yapılarının toplumun bütün kesimlerine karşı kapsayıcı olduğunu, bu sayede yaratıcı düşüncenin, çeşitliliğin, yeniliklerin ve yeteneğin teşvik edildiğini, ayrıksı düşüncelere toleranslı davranıldığını, politik ve ekonomik kararlar alınırken pek çok kesimin sürece dahil edilerek güç ve iş birliğine gidildiğini ve nihayetinde bu ülkelerde zenginlik ve refahın oluştuğunu anlatıyor. Bu yapının asgari şartları olarak da ifade özgürlüğünü, kuvvetler ayrılığını, yargı bağımsızlığını ve basın özgürlüğünü sayıyor. Gerçekten de açıp bakın özgür basın, yargı bağımsızlığı, ifade özgürlüğü indekslerine, sonra da kişi başı milli gelir listelerine, ülke sıralamaları neredeyse tıpatıp aynı. *** Karşı tarafta ise gelişmemiş ülkelerin politik ve ekonomik kurumlarının dışlayıcı olduğunu, karar mekanizmasının çok küçük bir grubun elinde toplandığını ve bu grubun pozisyonlarını riske atabilecek her türlü özgürlük, yenilik, yaratıcı fikir gibi oluşumları acımasızca bastırdığını, yargı bağımsızlığı, kuvvetler ayrılığı, basın özgürlüğü gibi kavramları özellikle yok etmeye çalıştığını ve sonunda bu kısır yapının küçük bir elit grup haricindeki ülke halkına fakirlik getirdiği ifade ediliyor. Enteresan bir şekilde kendi toplumuna karşı dışlayıcı ve sömürücü olan bu yapıda yönetici elit grup bir şekilde değişse bile sistem pek değişmiyor. *** Kitapta Güney Kore ve Kuzey Kore örneği gibi pek çok örnek daha var. Bunlardan bir tanesi de ABD-Meksika sınırındaki Nogala şehri. Bu şehir 100 yıl önce ABD-Meksika arasındaki savaşta ikiye bölünmüş, kuzey kısmı ABD'de güney kısmı da Meksika'da kalmış. ABD yasalarına göre yönetilen Nogalo'da zenginlik artarken Meksika yasalarına göre yönetilen Nogalo'da insanlar açlıktan sürünüyor. Batı Berlin-Doğu Berlin örneğini hepimiz hatırlıyoruz. Kitap, yakın gelecekte de bu durumun değişmeyeceğini, diktatörlükle, totaliter rejimle yönetilen ülkelerin, kişi başı milli gelir seviyelerini yukarıda bahsedilen sebeplerden ötürü arttıramayacağını, buna karşın, kapsayıcılığın, özgürlüklerin, hukukun, denetlenebilirliğin olduğu tam demokrasilerin refah seviyesinin her zaman daha yüksek olacağını iddia ediyor. Ve bu süreçte, din, dil, ırk, kültür, coğrafya, iklim vs. faktörlerin kapsayıcılık-dışlayıcılık ikiliğinin yanında çok çok az etkisi olacağını öne sürüyor. *** Hepimizin gözünün önünde gerçekleşen bir örneği de ben hatırlatayım. 2002 yılında AKP'nin ilk geldiği dönemlerdeki kapsayıcılık (AB uyum süreci, çözüm süreci, basın özgürlüğü, kuvvetler ayrılığının güçlenmesi) sayesinde kişi başı GSMH 12.000 $'ı bulmuş, Türkiye'nin dünyanın en büyük ekonomileri listesinde 16. sıraya yükselmişti. Daha sonraki süreçte gerçekleşen totaliterleşmeyle kuvvetler ayrılığı, ifade özgürlüğü, yargı bağımsızlığı yok edildi ve sonuç olarak GSMH 9000 $'ın altına düştü, ekonomi sıralamasında da S. Arabistan'ın arkasından 19.luğa geriledik, yani 2000 yılındaki pozisyonumuza.
Ulusların DüşüşüJames A. Robinson · Doğan Kitap Yayınları · 20133,585 okunma
·
15 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.