gustaveflaubert (1821-1880) Konusu ve anlatımıyla benim daha önce de pek beğenmediğim klasiklerden biri sayılan Madam Bowary'nin Fransız yazarı. Başyapıtı olan bu eseri 1857'de yayınlaması ve ahlaksızlıkla suçlaması na rağmen dikkat cekmesinden sonraki yirmi yılda verdiği eserler kendi deyimiyle anlaşılmadıklarindan üzüntüyle geçiyor. Satrre'nin Ailenin delisi olarak tabir ettiği, istenmeyen bu ikinci çocuk, yaşadığı buhranlari metinlerinin kimi yerlerinde dışa vurmasını biliyor. BOWARY'DEN 20 yıl sonra kaleme aldığı bu üç hikaye ise tamamen tarihi kurgu metinlerden oluşuyor. Saf bir kalp'te emektar, şanssız, ümitsiz fakat yardımsever bir hizmetciyi yüceltiyor, Aziz Julyen'in hikayesinde dini bir efsaneyi canlandırıyor ve Herodias'ta Hz.Isa'nin çarmıha gwrilmwsindwn 3 yıl kadar önce Kudüs teki çekişmeleri bir bir döküyor. Öykülere tiyatral bir üslup getirerek kimi yerde diyaloglar kimi yerde tasvirlere yoğrulmuş metinlere ilgiyi çekmeye bilinçli olarak çalışmış denebilir. Metin kuruluşu bakımından tiyatro ile duzyazi anlatımını biraraya getiren senaryo denemesi diye eleştirilmesi de bu yüzden zaten. Gerçekten de anlatımlar çoğu kez bir sahne gibi verilmekte, durum.kurgusu yaratılmakta ancak konu Olaylar Kurgusu nun küçük bir parçası olarak kalmaktadır. Bazı yerleri zorlama olsa da Flaubert bu hikayelerde insanlara istediğini vermiştir ve bugün de halen pek revaçta olan tarihi ve dini olaylar içinde kurgu yaratma modasını o zamandan başlatmıştır belli ki. Kitap bazen sıkıcı gelse de bir üstad tarafından yazıldığını gösteriyor insana. Bowary'deki yasak aşk ve duygular edebiyatımızda örneğin Ask-i Memnu gibi hala çekici geliveriyor toplumumuza ve belki de tüm insanlığa. Hikaye'nin en önemli şartı olan özgün olmaya bağlı kaldıkça, günümüz normlarinda bile istenilen pekala yazıya dokulebilir . Ve zamanla yavaşça dile getirilip kimilerine özgürlüğün yolları açılabilir