·128 syf.····Okunma: 28 Mayıs 2020 17:37 Kitap 2 makaleden oluşmakta: Narsizm üzerine, Schreber vakası.
Biraz narsizm hakkında konuşalım
Bu insanlar çok merkezlidir, empati eksikliği eğilimindedir ve sürekli dikkat çekmeye yönelik davranışlar sergileyerek çevrelerinde hayranlık uyandırmak isterler.
Bununla birlikte aşırı kaygıya ve kırılgan bir özgüvene sahip olurlar.
Aynı zamanda narsizm terimi; kendi bedenine tam bir tatmin elde edene kadar bakan, onu okşayan, seven bir insanın tutumunu tanımlamak üzere seçilmiştir.
Bu dereceye varan narsizm, öznenin tüm cinsel yaşamını içine alan bir sapıklık anlamı taşır.
Sonraki yıllarda psikanalitik gözlemciler tarafından aksi anlaşılacaktır, Freudun dediği gibi
" Narsizm bir sapıklık değil, kendini koruma içgüdüsünün bencilliğinin libidinal bir tamamlayıcısı..."
...her canlı varlığa haklı olarak bir ölçüde atfedilebilecek bir özellik olarak karşımıza çıkar.
Bu tanım özellikle kitaptaki ikinci makale olan Schreber'in vakasıyla yakından ilişkilidir. Şimdi ondan bahsedelim çünkü kitapta ilgimi çeken kısım bu makale oldu.
Schreber olgusu, freudun olgu öyküleri içindeki tek psikoz vakası olarak bilinir.
Schreber isimli bir yargıcın paranoyası işlenmiştir.
Schreber; önceleri, kişiliğiyle ilgili kimliğini korumuş ve anılarının yayınlanmasını engelleme çabalarında bulunmuş olsa da "diğer yandan, ben yaşarken uzman otoriteler bedenimi incelemeye alabilseler ve kişisel deneyimlerimi araştırabilseler, bunun hem bilimin hem de dinsel gerçeklerin anlaşılmasına katkıda bulunabileceğini düşünüyorum. Bu düşünce tüm kişisel duygulara üstün tutulmalıdır " sözleriyle benden alkış alarak yaşadıklarını yayınlamıştır.
.....
Hastanın, dünyayı kurtarmak ve insanlara yitirdikleri mutluluk durumunu yeniden vermek için bir misyonu olduğuna dair inancı, sanrısal sistemin doruk noktasıdır. Bu göreve peygamberler gibi doğrudan Tanrı'dan gelen vahiyle getirildiğini öne sürüyordu.
Schreber'in kurtarma misyonunun en temel parçası, ilk önce bir kadına dönüşmek zorunda olmasıdır. Bu, kadına dönüşmeyi istediği şeklinde anlaşılmamalıdır; daha ziyade, aslında kişisel olarak yaşamda kendi onurlu ve erkeksi konumunda kalmayı yeğlemekle birlikte, O, kutsal mucizeler yoluyla bir kadına dönüşmedikçe (onlarca yıl alabilecek bir süreç) ne kendisinin ne de insanlığın öte yaşamı yeniden kazanması mümkündür. Kutsal mucizelerin üzerinde gerçekleştiği tek kulun kendisi olduğuna
inanmaktadır ve bu yüzden yeryüzünde şimdiye dek yaşamış en dikkate değer insan odur. Yıllarca, her saat ve her dakika bu mucizeleri bedeninde algılamış ve kendisiyle konuşan sesler bunları doğrulamıştır. Şimdiden bedenine çok sayıda 'kadın sinirleri'nin nakledilmiş olduğu ve doğrudan Tanrı tarafından döllenerek, bunlardan yeni bir insan ırkının ortaya çıkacağı yolunda bir duygu taşımaktaydı.
....
Dış dünyadan kopma ve megalomaniyi fazlaca hissettiğimiz Schreber'de eşcinsellikle paranoyanın ilişkisi de araştırılmıştır.
İlk makalede bilimsel terimler sizi sıkabilir ama olgu öyküsü hoşunuza gidecektir.