·
Okunma
·
Beğeni
·
3.673
Gösterim
Adı:
Narsizm Üzerine ve Schreber Vakası
Baskı tarihi:
Ağustos 2015
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753421850
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayıncılık
Baskılar:
Narsizm Üzerine ve Schreber Vakası
Narsisizm Üzerine
Narsisizm Üzerine
Narsisizm Üzerine
Ötekini Dinlemek dizisinin ilk kitabında Sigmund Freudun iki temel makalesini bir araya getirdik. Narsizm Üzerine Bir Giriş ve kendi yazdığı anılara dayanarak paronayak bir kişiliği çözümlemeye giriştiği ünlü Schreber Vakası.
64 syf.
·1 günde·Beğendi
"Narsistlik kişilik yapısı, gücünü kendi benliğinden değil başkalarının gözünde gördüğü hayranlık dolu bakışlarından alır. Sanılanın aksine narsist kişi kendini seven değil kendinden nefret edendir."

Öncelikle baskı azizliğine uğradığımı sonradan öğrendiğimi belirtmek için bir uyarıda bulunmak istiyorum. Kitabı Tutku Yayınları'ndan istemeyin çünkü bu baskıda 3 bölüm varken asıl kitapta 5 bölüm bulunuyor.

Narsist kişilik bozukluğu üzerine konuşalım.

Toplumda algı şunun üzerinedir: Kendini çok beğeniyor, bak bak elmayı nasıl da yavaş yiyor, nasıl da ağır ağır konuşup ağır ağır yürüyordu gördün mü? Kendini beğenmiş, ukala!

Aslında bu söylemler akla narsist kişilik bozukluğunu getirtebilir veya ona evrimleştirebilme potansiyeli doğursa da pek bir alakası olmadığı anlaşılıyor. Narsizm kendini beğenmekten çok dışa dönük bir yücelme arzusu eğilimindedir. Bu yüzden kendini sadece süsler, iyi elbiseler giyip iyi konuşmaya çalışan ve her defasında kendini dışarıdan nasıl göründüğüne odaklanan bir kişilik bozukluğudur. Yani olumsuz eleştirilere gelemez, umursamaz. Yürüdüğü yolda bile bütün gülümsemelerin kendisine karşı yapıldığını düşünür. Her konuya muhalefet olabilir, çünkü egosu çok yüksektir. Bakın tekrar ediyorum: Narsizm bencillik veya kendini övmek değildir, kendini bir hayat kadını gibi hazırlayıp, derleyip toplayıp sunmaktır...

Kitapta Freud'un Narsizm faktörünün belli bir süre sonra eşcinsel bir evreye aşmasını belirtmekte. Bunun yanı sıra libidonu artmasına ve haz durumunun en uç noktaya çıkmasına kadar tespileriyle bir şölen hazırlıyor. Eğer terimlere aşina iseniz tekrarlanan terimler sizi sıkmaz, bilakis akıp gider.

Bir de kitapta megalomani (kendini büyük ve önemli görme) kavramına çok sık yer vermişti. Kişinin kendini bir süre sonra 'Tanrı' boyutuna getirmesi ve dış çevre ile kendi üzerinden övgü ve ilgi odağı haline getirmek istemesi görünen doğal bir durum olacaktı. Psikopatolojik bir durum ortaya çıkarıyor bence. Yani kısacası kişi de egomani de oluşuyor.

Alzheimer, yani erken bunamanın da bir parcasi olduğu çok aşikar. Donk! Düşünün şimdi, aşırı bir ilgi sonucu diğer faktörler ve varsayımlar bir kenara itiliyor. Bu nedenle de tek odak nokta 'sen' olmuş oluyorsunuz. Sen, sen ve sen. (Bence müthiş bir tartışma konusu)

Hey Narsist comen! Evdeki televizyonunu büyük görmeyesin sakın. Makropsi makropsi. :)

Not: Narsiz kişiklerin libidosu daima yüksek bir noktadadır. Bazıları o kadar yüksektir ki, kendi benliklerini sunmaları görülebilir hatta bu çok yüksektir. Yani cinsel güçsüzlük(impotence) söz konusu değildir.

Kitapta dikkat çektiğim iki alıntı üzerine...

#51801478

Kadınlar yaradılış gereği duygusaldır ve kabul edilmelidir ki erkekten çok daha ön planda ve beğenilmek, sevilmek, üzerine düşülmesi ister. Bu kendilerine yaradılış gereği bir aktarma olduğu için, onları yadırgamak elbette ahmaklık olacaktır. Bu yüzden net konuşmak gerekirse... demeyeceğim elbette :) çünkü Freud söylemiş.

#51800920

Egosu yüksek olan veya narsist bir kişinin başkasını sevmesi olanaksızdır. 'E hani kendini sevmeyen başkasını sevemezdi?'e mavilican, narsist kişimiz kendini sevmiyor ki, kendini sevdirmek için kendini seviyor. Aradaki tek ince çizgi bu. Ama eninde sonunda iş sevmeye gelecek ve kendini feragat ettirmeye de. Sherlock Holmes bile Adler'e tutuldu... (Falan filan)


Keyifl okumalar.
64 syf.
Bu kitap için yanlış yayınevi tercih ettiğimi fark ettim. Sigmund Freud'u sindirerek okumak gerekiyor, dolayısıyla dört günün sonunda bitirebildim.
Dil bilgisinin ağır olmamasına rağmen anlama açısından biraz zorlandım.
Narsistliğin kaynaklarından bahsediyor.
Dna, erotizm, aile ilişkileri gibi birçok sebeplerden kaynaklanıyor.
Eğer bu alana ilgiliyseniz okumanızı tavsiye ederim.
128 syf.
·5 günde·8/10 puan
Kitap 2 makaleden oluşmakta: Narsizm üzerine, Schreber vakası.


Biraz narsizm hakkında konuşalım

Bu insanlar çok merkezlidir, empati eksikliği eğilimindedir ve sürekli dikkat çekmeye yönelik davranışlar sergileyerek çevrelerinde hayranlık uyandırmak isterler.
Bununla birlikte aşırı kaygıya ve kırılgan bir özgüvene sahip olurlar.

Aynı zamanda narsizm terimi; kendi bedenine tam bir tatmin elde edene kadar bakan, onu okşayan, seven bir insanın tutumunu tanımlamak üzere seçilmiştir.
Bu dereceye varan narsizm, öznenin tüm cinsel yaşamını içine alan bir sapıklık anlamı taşır.

Sonraki yıllarda psikanalitik gözlemciler tarafından aksi anlaşılacaktır, Freudun dediği gibi
" Narsizm bir sapıklık değil, kendini koruma içgüdüsünün bencilliğinin libidinal bir tamamlayıcısı..."
...her canlı varlığa haklı olarak bir ölçüde atfedilebilecek bir özellik olarak karşımıza çıkar.

Bu tanım özellikle kitaptaki ikinci makale olan Schreber'in vakasıyla yakından ilişkilidir. Şimdi ondan bahsedelim çünkü kitapta ilgimi çeken kısım bu makale oldu.

Schreber olgusu, freudun olgu öyküleri içindeki tek psikoz vakası olarak bilinir.
Schreber isimli bir yargıcın paranoyası işlenmiştir.

Schreber; önceleri, kişiliğiyle ilgili kimliğini korumuş ve anılarının yayınlanmasını engelleme çabalarında bulunmuş olsa da "diğer yandan, ben yaşarken uzman otoriteler bedenimi incelemeye alabilseler ve kişisel deneyimlerimi araştırabilseler, bunun hem bilimin hem de dinsel gerçeklerin anlaşılmasına katkıda bulunabileceğini düşünüyorum. Bu düşünce tüm kişisel duygulara üstün tutulmalıdır " sözleriyle benden alkış alarak yaşadıklarını yayınlamıştır.
.....
Hastanın, dünyayı kurtarmak ve insanlara yitirdikleri mutluluk durumunu yeniden vermek için bir misyonu olduğuna dair inancı, sanrısal sistemin doruk noktası­dır. Bu göreve peygamberler gibi doğrudan Tanrı'dan gelen vahiyle getirildiğini öne sürüyordu.

Schreber'in kurtarma misyonunun en temel parçası, ilk önce bir kadına dönüşmek zorunda olmasıdır. Bu, kadına dönüşmeyi istediği şeklinde anlaşılmamalıdır; daha ziyade, aslında kişisel olarak yaşamda kendi onurlu ve erkeksi konumunda kalmayı yeğlemekle birlikte, O, kutsal mucizeler yoluyla bir kadına dönüşmedikçe (onlarca yıl alabilecek bir süreç) ne kendisinin ne de insanlığın öte yaşamı yeniden kazanması mümkündür. Kutsal mucizelerin üzerinde gerçekleştiği tek kulun kendisi olduğuna
inanmaktadır ve bu yüzden yeryüzünde şimdiye dek yaşamış en dikkate değer insan odur. Yıllarca, her saat ve her dakika bu mucizeleri bedeninde algılamış ve kendisiyle konuşan sesler bunları doğrulamış­tır. Şimdiden bedenine çok sayıda 'kadın sinirleri'nin nakledilmiş olduğu ve doğrudan Tanrı tarafından döllenerek, bunlardan yeni bir insan ırkının ortaya çı­kacağı yolunda bir duygu taşımaktaydı.
....
Dış dünyadan kopma ve megalomaniyi fazlaca hissettiğimiz Schreber'de eşcinsellikle paranoyanın ilişkisi de araştırılmıştır.

İlk makalede bilimsel terimler sizi sıkabilir ama olgu öyküsü hoşunuza gidecektir.
80 syf.
·1 günde·Beğendi·7/10 puan
"Narsisizm" terimi Freud tarafından (sonraları tüm psikanalistler), Yunan mitolojisindeki bir efsaneye gönderme yaparak türetilmiştir.
Yunan mitolojisi'nde geçen efsaneye göre Narkissos, susuzluğunu gidermek için derenin kenarına gelir. Suyunu içmek üzere dereye yaklaştığında kendisinin yansımasını görür. Bu öyle bir yansımadır ki, kendisine aşık olur, yerinden kalkamaz hale gelir. Daha önce kimseyi beğenmeyen bu adam, kendi güzelliği karşısında büyülenir. Ne yemek yer ne de dere kenarına gelme sebebi olan suyu içer. Günden güne erimeye başlar ve kendi güzelliğini seyrederek orada ölür. Öldükten sonra da vücudu nergis çiçeğine dönüşür. Peki bu kadar yakışıklı mıdır? Evet bu kadar yakışıklıdır. Çünkü daha önce kendisini beğenen Ekho isimli peri kızı vardır. Narkissos bu peri kızının aşkına karşılık vermeyecektir. Hatta Ekho bu aşkın karşılıksız kalmasından ötürü kendi içine kapanıp ölecektir. Vucudundan arta kalan kemikleri kayalara dönüşürken, sesi de kayaların arasında yankı yapar. İlginçtir ki bu yankıya "eko" deriz...
Kitaba dönecek olursak, Freud bu sözü ilk olarak 1910 yılında eşcinseller üzerine çalışırken kullanır. Daha sonra çocuğun psikoseksüel gelişimi üzerine otoerotizm(mastürbasyon) sonrası bir ara evre olarak tanımlar. 1914 yılına geldiğinde ise kitaba konu olacak "narsisizm" makalesini yazar. Freud, bu makalede, çocuk cinselliği görüşünü tekrarlar, cinselliğin dışavurumundan önce kendi içerisinde bir şekli olduğunu ve dünyanın merkezi olarak kendisini aldığı söz konusu dönemi "birincil narsisizm" olarak adlandırır. İkincil Narsisizm ise özsaygının temelini oluşturur ve nesne sevgisiyle bir arada bulunur. Freud bu noktada iki temel nesne seçimi belirler;
1- Yaslanma (kendisi dışındaki nesneyi sevmesini sağlayacak nesne seçimi)
2- Narsisistik (kendine duyduğu sevgiye dayanan)
Yine de Frued'un 1. ve 2. narsisizm ile ilgili tam olarak neyi anlatmak istediği tartışma konusudur. Bu konuda daha güncel şeyler bulursam buraya iliştireceğim.
Buraya kadar olan kısım Narsisizm üzerine olan kısımdı.
Kitabın ikinci bölümünde ise melankoli konusu işleniyor.
Tabi orijinal makalede bu şekilde işlenmiyor. Zira ilk makale 1914 yılına aitken ikinci makale sanırım 1915'te yazılıyor ve 1917'de yayımlanıyor. Bu konuda tam emin değilim ancak mevcut bilgilerim bana bu şekilde yazmamı söylüyor.
Gelelim makaleye...
Yas ve melankoli arasındaki fark nedir desem Freud şöyle cevap verecektir;
yas durumunda dünya yoksullaşır ve boşalır ancak melankolide ise benliğin kendisi..
Melankolik bir durumda kişi kendisini suçlar ya hani, Freud buna itiraz eder. Melankolik kişi "ben yetersizim" diyorsa aslında karşısındakine "sen yetersizsin" demek istiyordur. Freud'un melankoli olarak adlandırdığı durum, bugün depresyon olarak adlandırılmaktadır. Bu bağlamdan düşünürsek, bu bilgi çok işimize yaraaycaktır. Kendisini aptal gibi hisseden depresif bir yakınımız varsa muhtemelen "sen aptalsın" mesajını vermeye çalışıyordur Freud'a göre. Zaten bizde ilişkilerimiz çıkmaza girdiğinde "sorun bende" demiyor muyuz?
128 syf.
·Puan vermedi
Narsisistlik nedir diye araştırılmalı basit anlamıyla kendini sevmek bir insan kendini neden sever ya da kendine neden aşık olur??cevap Insanlar onu sevdiği icin. Aslında insanların sevmesi yetmez. Freud libido ve ego nun içe takılmasını anlatıyor.
128 syf.
Narsisizm üzerine bir okuma yapmak için bu kitabı edinmiştim. Uzunca bir süredir de kitaplığımda durmaktaydı, kitabı bitirdiğimde anladım ki seçim yapmadan önce daha detaylı bir araştırma yapmalıydım.

Özellikle psikoloji üzerine daha önce okuma yapmamış kişilerin bu kitap ile başlamaları doğru değil. Ayrıca Freud okumaya başlamak için doğru kitap olmadığı da aşikar.

Bu kitabı okumadan önce temel psikoloji kavramlarının bilgi dağarcığımızda yer etmesi gerekmekte. Daha sonra da bu kitabı rahat bir şekilde anlamak için bazı psikolojik rahatsızlıklar konusunda bilgi sahibi olunmalı ve Schreber Vakası okunmalı. Freud eleştirisi kısmında da Freud'un babası ile ilişkisi ele alınmış bu sebepten Freud'un hayat hikayesinin bilinmesi de durum değerlendirmesi yapabilmek adına gerekli.

"Ben ettim siz etmeyin" gibi bir giriş oldu. :) Ancak kitabı bitirdiğimde şunu da anladım ki, 'Ben'lik kavramı ve narsisizm konusu için bu kitap kısıtlı bir içerik barındırmakta. Zaten 147 sayfacık ve 4-5 bölüme ayrılmış durumda. Bu bölümlerden ikisi Freud'un Schreber Vakası yorumları, bir bölümde Freud'un yaklaşım hatalarıyla ilgili. Beklediğim içeriğin ne kadarcık bir bölümü kapsadığını söylemeye gerek yok. Başta belirttiğim yeterince araştırmamaktan kasıt buydu.

Yine de okurken beni zorlayan bu kitaba başladığım için memnunum. Eksik olduğum başlıkları değerlendirmek adına iyi bir okuma oldu. Umarım bu yazı kitaba başlayacak kişilerin kafasında bir fikir oluşmasına yardımcı olur.
80 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Öncelikle psikolojiye ilginiz yoksa okumanızı tavsiye etmem, sıkılırsınız. Sigmund Freud'un kendi bilinç dışı fobilerinin çatışmalarının etkisi kuramında belirginleşen anne baba ve çocuk ilişkilerini tek yönlü olarak görmek için okunabilir. Günümüzde çok sık karşılaştığımız kibir ve küçümseme tavırlarını, narsizmin negatif etkisini daha iyi anlamak için güzel bir kitap çeviri hatasına rastlamadım ve sözcüklerin açıklaması en azından benim için faydalı oldu. Kendisi küçük ama etkisi büyük bir kitap.
152 syf.
·1 günde·9/10 puan
zeki, kültürlü, hoşsohbet ve çok saygın bir doktor olan schreber, uzun zamandır devam eden mutlu bir evliliğe sahipken yaşadığı birtakım sanrılar nedeniyle tanrı tarafından seçilmiş özel bir insan olduğunu ve tanrı'nın ona vermiş olduğu emirleri yerine getirmek için bir kadına dönüşmesi gerektiğine inanıyor. bu konuyu detaylıca ele alan freud, schreder'in yaşamış olduğu bu durumu narsizm kavramıyla işliyor. freud narsizm'in bir sapıklıktan ziyade, öznenin kendini koruma içgüdüsünün destekleyicisi olarak görüyor.

bu kitaptan kendime çıkarmış olduğum notlar arasında şöyle iki adet detay var:
1. normal şartlar altında etrafına yayması gereken libido enerjisini, ruhsal anlamda sıkıntı yaşadığı için, bu enerjiyi kendi içinde muhafaza eden birey bir zamandan sonra bencil duygulara bürünerek narsizm belirtileri göstermektedir. kendi hariç etrafındaki her şeye ve herkese duyarsızlaşmanın başladığı bu süreç, tam kayıtsızlık örneğidir.

2. kadınların nesne seçimleri açısından erkeklerden ayrılan tercihleri, her iki cinsin bağlanma konusunda cinslerine has belirli özellikler göstermelerinde etkili olmaktadır. şöyle ki kadının nesnesi kendisi, erkeğinki ise kendini besleyen kadındır. bu yüzden erkekler sevmenin, kadınlar ise sevilmenin sembolüdür. aşırı sevgi besleyen erkek saplantılı olurken, sevilme duygusunu yaşayan kadın ancak bu durumdan memnuniyet duyabilir.

psikolojiye ve psikanalize özel bir ilginiz, freud'un kişiliği ve düşünceleri hakkında temel bilginiz yoksa bu kitabı okumanızı tavsiye etmem. çünkü bu durum formül bilmeden çözülmesi mümkün olmayan matematik sorusu gibi.
128 syf.
İnsanların davranış biçimleri ve bu davranışların altında yatan bilinçaltı özellikleri herhalde Freud kadar iyi birisi yoktur. Bu kitap da onun keşiflerini ve çalışma mantığını ortaya koyan bir çalışma.

Toplam üç bölümden oluşan kitabın ilk bölümünde, psikolojiyle ilgilenmeye yeni başlamış ortalama bilgiye sahip okurların metni anlayabilmesi için gerekli bazı ön bilgiler verilmiş durumda, ancak yine de ilgili olmayan kimseler için, zor ve araştırılıp okunması gereken çok fazla kavram içeriyor.

İkinci bölüm, Freud'un "Narsizm Üzerine Bir Giriş (1914)" ve "Schreber Vakası (1911)" adlı makalelerini içeriyor.
Her iki bölüm de çok yavaş ilerliyor yazıda geçen psikoloji ile ilgili kavramların çokluğu ve sık sık geri dönüşler yapma zorunluluğu dolayısıyla yavaş okunuyor.

Bölüm bittiğinde aslında, günlük hayatta sergilediğimiz davranışlar ve takındığımız tavırların, bilinçdışı unsurlardan kaynaklandığını anlamış oluyoruz. Bir takım çoşku ve abartı içeren tavırların, altlarında gizli kalmış, bilinçaltında yatan, kontrol dışı tepkiler olduğu fikri netleşiyor.

Üçüncü bölümde, Freud'un "Schreber Vakası" makalesi hakkında Dorothy Bloch tarafından yazılmış bir eleştiri yazısı var. İlk bölümlerde, ilgili olmayan kimseler için, zor ve araştırılıp okunması gereken çok kavram olmasına rağmen son kısım daha keyifli ve daha anlaşılır.
128 syf.
·Beğendi
Bugünkü yazarımız psikoloji dünyasında tozu dumana katan ,güzel kafalarımızı iyice güzelleştiren, 'yav şimdi ne dedi bu adam ?' dedirten Sigmund Freud... Görüyorum ki bazılarınız adamı tanımadan dizisini falan izlemeye çalışıyor .Yapmayın, etmeyin. Her şeyin bir sırası var önce adamcağızı bir tanıyın.

Sanmayın ki Freud'un kitabına bile inceleme yazacak kadar arsız değilim, öyleyim.

Neyse yine birçoklarınızı gömdüysem biraz da kitaptan bahsedebiliriz artık. Freud'un Schreber Vakası ile örneklendirdiği bu kitap narsizmin kökenlerini anlatıyor. Kökenden kasıt bu kişilik özelliğinin çocukluk hikayemiz ile olan bağı.

Schreber aslında çok saygın bir doktor, gayet zeki, kültürlü ve hoş sohbet biri. Uzun zamandır devam eden güzel de bir evliliği var. Dışarıdan bakıldığında olağanüstü bir durum yok tabii ama işte olaylar öyle değil... Schreber Tanrı'nın onu seçilmiş insan olarak yarattığını ve verdiği görevleri yerine getirmek için bir kadına dönüşmesi gerektiğine inanıyor. Şuana kadar anlattıklarımın narsizim ile ilgili olmadığını düşünebilirsiniz ama Freud öyle düşünmüyor. Burada size narsizim tanımını yapamam, olayların narsizimle nasıl bağlanacağını da maalesef. Freud diyor ki narsizm bir sapıklık değil kendini koruma içgüdüsünün bencilliğinin libidinal bir tamamlayıcısı.

Kitapla ilgili aldığım notlar okul ortalamamı yükseltebilir ama buraya alıntı olarak yazılamaz yine de çok isterseniz atarım üç beş bir şey. Buraya kitabı kimlerin okuyabileceği hakkında kararımı açıklamak için geldim. Şunu söyleyebilirim ki psikoloji bilimi ile ilgilenen biri değilseniz o kitabı yavaşça bırakın. Anlamayacağınızdan değil ama çok sıkılacağınıza eminim.

Lütfen ukala biri olduğumu düşünmeyin, sadece üslubum bu şekilde.
Psikoloji ile kalın, sevgiler...
128 syf.
Freud’a giriş yapmak isteyenler için başlangıç kitaplarından sayılabilecek bu kitapta, genel okur için aydınlatıcı metinler bulunmakta. Freud’un ünlü kuramı Oidipus henüz yayımlanmamıştı. Bu nedenle psikanalistçiyle özdeşleşen ego, id, superego gibi kavramlar bulunmasa da ayak sesleri duyuluyor. Editörün önsözü Freud’un kuramının geçirdiği aşamaları anlatmakta genel okuyucuya çok yardımcı oluyor. Narsizmin kökenlerini, megolamaninin şizofreni ve özellikle paranoya gibi hastalıklardaki etkilerini incelemekte. Screber aşamalı olarak değişim geçiren sanrılara sahip bir paranoya hastası ve anılarını yazdığı kitap ile dönemin psikanalistçilerinin dikkatini çekmiş durumda. Freud, bu vakayı inceliyor ve Oidipus kompleksinin temel taşını oluşturan baba figürüne dair çıkarımlarda bulunuyor, bunları kuramını destekleyecek veriler olarak yorumluyor. Bu açıdan erken dönem Freud okuması için güzel bir kaynak olduğunu belirtmek gerek. Kitabın son bölümünde yer alan ve Freud’un kuramındaki yaklaşım değişikliğine dikkat çeken Dorothy Bloch’ün makalesi ise gerçekten de editörün dediği gibi ‘soğuk duş’ etkisi yaratıyor. Freud’un kişisel hayatının da ele alındığı bu makalede, psikanalistçinin neden çevresel faktörleri nevroz sorunları açısından devre dışı bıraktığı tartışılıyor. Özellikle Freud’un babası ve babasının ölümüyle ilgili noktalara dikkat çekiliyor. Dönemin psikanalistçileri arasında hakim görüş yapı ve genetiğin nevrozlara yol açmasıyken, Freud erken dönemde buna çevrenin etkisini de dahil ediyor ve bunun sonucunda yalnızlığa itiliyor. Aynı zamanda babasının ölümü ile sarsıldığını ve bu yaklaşımı geri çektiğini görüyoruz. Bu noktada Bloch, Freud kültünün eleştirilebilecek kadar yerleşmiş olduğunu ve bundan kaçınılmaması gerektiğini vurguluyor.
Kitap bir çeviri harikası olarak karşımızda duruyor. Genel okuyucuya da hitap eden ve çok fazla teknik terimin yer almamasından dolayı görece ‘rahat’ okuyabileceğiniz bir kitap. Psikanalize ilgi duyanların, Schreber vakasının psikanaliz tarihindeki yeri nedeniyle özellikle okuması gereken bir yapıt. Kısa gözükse de puntoların küçük olması ve konunun ağırlığı nedeniyle kolay okunduğunu söylemek yalancılık olacaktır.
Güçlü bir ego, hasta olmaya karşı bir önlemdir ama son çare olarak; hasta olmamak adına sevmeye başlamak zorundayız ve şayet sevemiyorsak hasta olmaya mahkumuz.
Sigmund Freud
Sayfa 29 - Tutku y.
Narsizm terimi kliniksel bir tanımdan elde edilmiş ve 1899'da Paul Nacke tarafından kendi bedenine, tıpkı cinsel bir objenin bedenine davrandığı gibi davranan insanların davranışlarını ifade etmek için seçilmiştir.
Kişi narsistik nesne seçimi tipine uygun bir tarzda aşık olacak, kendisinin bir zamanlar olduğu, artık olamadığı şeye ya da kendisinin hiç bir zaman sahip olmadığı mükemmelliyetlere sahip olana aşık olacaktır.
Birey ölümsüz bir maddenin ölümlü bir aracıdır. Tıpkı şu an hayatta olanın geçici olarak sahip olduğu, nesiller boyu devreden bir aile mülkü gibi.
Sigmund Freud
Sayfa 15 - Tutku y.
Narsistlik kişilik yapısı, gücünü kendi benliğinden değil başkalarının gözünde gördüğü hayranlık dolu bakışlardan alır. Sanılanın aksine narsist kişi kendini seven değil kendinden nefret edendir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Narsizm Üzerine ve Schreber Vakası
Baskı tarihi:
Ağustos 2015
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753421850
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayıncılık
Baskılar:
Narsizm Üzerine ve Schreber Vakası
Narsisizm Üzerine
Narsisizm Üzerine
Narsisizm Üzerine
Ötekini Dinlemek dizisinin ilk kitabında Sigmund Freudun iki temel makalesini bir araya getirdik. Narsizm Üzerine Bir Giriş ve kendi yazdığı anılara dayanarak paronayak bir kişiliği çözümlemeye giriştiği ünlü Schreber Vakası.

Kitabı okuyanlar 330 okur

  • Berk Erdoğan
  • Taybet Güngen
  • Ahmet yılmaz
  • şüheda gicili
  • harunk
  • Neslihan Sıcak
  • Mehmet Ortaç
  • büşra
  • Erdem Yılmaz
  • Batuhan Akkan

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%12.5 (11)
9
%5.7 (5)
8
%13.6 (12)
7
%4.5 (4)
6
%5.7 (5)
5
%0
4
%1.1 (1)
3
%1.1 (1)
2
%0
1
%0