Puan vermedi·128 syf.··Beğendi
· Kanda Açan Karanfil’de Aynı İsimli Şiire Dair
Kanda Açan Karanfil, Talat Ülker’in son şiir kitabı Esenlik Muştusu/ Kanda Açan Karanfil’de 58. sayfada yer alan bir şiir.
Adetimdir şiir, öykü kitaplarında kitaba ismini veren metni ilk olarak okurum. Yazıcının hünerini en çok onda gösterdiğini düşünürüm. Bu kitabın kapağını da bu düşünceyle açtım. İçindekiler kısmından adresi buldum ve şiirin kapısını çaldım.
Şiiri birkaç kez okuyunca asla şair olamayacağıma karar verdim. Söylenmiş bir mısram olmasa da kalan ömrümde en az bir şiir yazmayı umuyordum. Artık iyi bir şiir okuyucusu olmakla avunacağım.
Kanda Açan Karanfil’de şairin anlattığı ile benim anladığım aynı şey mi, bilmiyorum. Aslında bunu dert de etmiyorum çünkü şiirde önemli olan şairin anlattığı değil, okuyucunun hissettiği, anladığıdır.
“Yetimiyiz hala biz o amansız savaşın” diye başlıyor şiir. Kastedilen ilk dünya savaşı olmalı. Ardından Kurtuluş Savaşıyla muazzam bir zafer kazansak da elimizden çıkan Musul, Kerkük, Selanik... gibi Gümüşhane’miz kadar Türk olan topraklar, şiirin anlatıcısının içine dert olmuş olmalı. Zira “toy”lar “yuğ”a dönüşmüş, kanda karanfil açmıştır. Ve yuğların yası BİN YIL sürmelidir.
Anlatıcıya göre bu yurt “bıyığı terlememiş kızanların”, “orucunu kurşunla bozanların”, “tırnaklarıyla mezar kazanların” yurdudur ve o yurtta ezan sesi yerine çan sesi vardır.
İlk dört bentte çok karamsar olan şair son üç bentte umut yüklüdür. Önerilerini sıralar: “Geç ebemkuşağından göğe yükselsin başın/ Işık sağ yıldızlardan ufkun gamzelerine/ Toz toprak doluşmasın gözlerine dağların/ Söyle, esmesin rüzgar, incinmesin bulutlar.
Ve gönlünden geçenleri sıralayarak şiirine nokta koyuyor:
Yeniden dikilmeli acunda bengü taşın/
Kanmamak için çağın süslü herzelerine/
Yükselmeli göklere dokuz kollu tuğların/
Silinsin haritadan tüm yalancı hudutlar/
Destanları kanıyla yazanların yurdunda
Aslında şiirin anlamı kadar şekil özellikleri de beni kendisine hayran bıraktı. On dörtlü heceyle söylenen, yedi bentten oluşan şiirde her bendin mısraları birbiriyle kafiyeli. Yani birinci mısralarda SAVAŞIN, TELAŞIN, AŞIN, YAKARIŞIN, BAŞIN, YAŞIN, TAŞIN kelimeleri kafiye ve rediflerle bir ahenk oluşturulurken ikinci mısralarda TAZELERİNE, LERZELERİNE, MEZELERİNE, DİZELERİNE, GAMZELERİNE, GÖZELERİNE, HERZELERİNE kelimeleriyle ahenk sağlanmış. Diğer mısralarda da durum aynı. Yani her mısra diğer birimde aynı sıradaki mısra ile kafiyeli. Bu -bugüne kadar bir mısra söyleyememiş- bana göre inanılmaz bir şey. Anlamı katletmeden hatta anlatılmak isteneni daha iyi ifade eden görkemli bir söyleyiş.
Bazı şiirler vardır sadece bir şey anlatır. Anlattığı değerlidir fakat şiir, şiir değildir. Bazı şiirler vardır bir şey anlatmaz. Şiirsellik ön plandadır. Bu şiir hem bir şey anlatıyor hem de şiirselliği ön planda tutan şiirlerle boy ölçüşebilecek özelliklere sahip.
Son olarak şiiri şiir yapan içerik kadar, müzikalite kadar özgün söyleyişlerdir. Kanda Açan Karanfil, başlığı dahil özgün ifadelerle dolu:
“Geri döner semadan buz tutup yakarışın/
Ağıtlar can çekişir düşse dizelerine”
“Işık sağ yıldızlardan ufkun gamzelerine”
“Göklere kandil midir ölüm kokan barutlar”
“Yeşermez mi gözlerde ışıltılı umutlar”
Esenlik Muştusu’nu satın alıp kitaplığa hapsetmek kitaba da şairine de haksızlıktır.Kitap ya hiç satın alınmamalı, satın alınmışsa layıkıyla okunmalı, okutulmalı. Ben öyle yapacağım.
Teşekkürler şair Talat Ülker, Esenlik Muştusu’nu bizimle buluşturduğun için.
29 Mayıs 2020