Saramago'nun çok eleştirilen kitaplarından birisi İsa'ya göre İncil. Kabil ile aynı zamanlarda yazılmış iki eser gibi fakat yayınlanma tarihi arasında 28 yıllık ciddi bir fark var.
Kitapta İncil ile ilgili herhangi birşey yok. İncil, inanışı simgeleyen bir metafor. Son eseri Kabil'de Kabil karakteri nasıl Tanrıya karşı geliyorsa, İsa'da Tanrıya sık sık karşı geliyor.
Saramago'nun Tanrıyı normal bir insanmış gibi konuşturması, alay ettirmesi, İsa'nın sorularına karşılık veremeyecek kadar küçümsemesinden rahatsız olmuştum fakat ilerledikçe Saramago'nun Hristiyanlık inanışında doğru bulmadığı ve yanıtı olmayan soruları kalemine aldığını anladım. Yani yazar kendi içinde sorguladıklarını birebir kağıda dökmüş.
Şirk olarak değerlendirilen ve cehenneme gitme sebebi olan İsa Tanrının oğludur inanışı kitabın en uğrak durağı.
İsa, Tanrı ile karşı karşıya geldiğinde bütün insanlığı kendisine inandırmaya tek başına gücü yetenecekken neden onu oğlu olarak tanımladığını ve bu görevi ona verdiğini sorguluyor, Tanrı ise bunun cevabını şimdi veremem şeklinde geçiştirici bir cümle kuruyor. Hatta Tanrının kendini yalnız hissetmemek için İsa'yı oğlu alarak seçtiğini bile düşünüp yazmış Saramago.
Kur'an-ı Kerim'deki Tevbe suresinde "Allah onları kahretsin" dediği Mesih'i Tanrı'nın oğlu mertebesine koyan inanış ile bir nevi dalga geçmiş Saramago. Bazen ciddi bazen nükteli sorularla "Bir Tanrı neden oğla ihtiyaç duyar?" sorusunun cevabını aramış, buna yanıt alamamış.
Kitabı bitirdikten sonra Hristiyanlık ve İncil hakkında aslında bir bilgim olmadığını anladım. Altyapım olsaydı da bu kitabı okusaydım daha farklı tad alırdım eminim. Buna rağmen yine sürükleyici ve dili muhteşem Saramago eseri.