3/10
·277 syf.··
2020 211. kitabı
Vasatlığa Övgü Gündüz Vassaf’ın 1980'li yıllarda yazdığı deneme tarzında yazılardan oluşan kitabı. Kitapta, zaten kitabın adı olan ‘ gündelik hayatta totalitarizm’ örneklerle anlatılmaya çalışılmış. Batının (güçlünün) kültür hegemonyası, tek tip insan.. gibi günümüzde iyice dillere pelesenk olmuş düşünceleri ve söylemleri yer yer mantığı zorlayan – zorlama örneklemelerle betimlemiş. Kitabın en başına yazdığı Cicero’dan alınma ‘’İşin saçma tarafı, en saçmasını bile filozofun birinin çoktan söylemiş olması’’ lafı daha sonra-bazı bölümlerde- okuyacaklarımıza karşı bizi uyarır nitelikte. Bu bölümlerden 4. Bölümde 'Delilere' değiniyor. TDK sözlüğünde ‘’deli’’ 3 şekilde tanımlanmış, yazarın bu bölümde bahsettiği tanım daha çok; aklını yitirmiş, mecnun’a uyuyor. Kendisi psikolog (psikiyatrist değil!) olan yazar tıbbi olarak değinmemiş bahsettiklerinden yani mental retarde (geri zeka), kişilik bozukluğu, OKB, major depresyon… hangi hastalığa dair ‘’deli’’ dediğini anlayamadım çünkü bahsettiği psikiyatri kliniklerinde birçok değişik hastalıktan yatan hastalar oluyor. Onun dışında yazdığı cümlelere bakalım; ‘’Akıl hastanesindeki hastalar, çoğu zaman, psikiyatristin açık izni olmadan bir telefon bile edemezler. Halk yığınlarının bulunduğu akıl hastanelerinde, hastaların çoğu psikiyatristin bir yığın domates fidesini inceler gibi çıktığı ekspres vizitlerinin dışında, onu tanımaz bile.’’ ‘’Psikiyatri bir baskı aracıdır. Szass, Laing ve Foucault gibi bilim adamları bu konuyu ele almışlardır’’ (fikirlerimin yanına güvenilir isimleri koyayım) ‘’Psikiyatri, 20.yy’da, başarısı hiçbir kriterle ölçülmeden kendi başına ayakta kalabilen mesleklerden biri, hatta belki tek meslektir’’ Yazar bu cümlelerle, çoğunluğun hoşuna gitmek, kitap satış miktarlarını artırmak gibi düşünceleri varsa saygı duyarım. Onun dışında böyle dolu, başarılı bir özgeçmişe bakınca şaşırmamak elde değil veya kötü çalışma arkadaşlarına-psikiyatristlere denk gelmiş olabilir. ‘’Deli, uygarlığın anti-kahramanı olacaktır.Standartlaştırma ve totalitarizmin her yere ve her şeye nüfuz etmesine rağmen hala deli olmayı başarabilenler, gerçekten çok güçlü ve eşsiz bireylerdir.’’ ‘’Kendimizi koruyamayacaksak, hiç olmazsa bırakalım deliler deliliklerinde özgür kalsınlar.’’ Burada bahsedilen deli sanırım ilk başta belirtilenlerin dışında ‘çılgın’ kişi anlamında, öbür türlüsünü aklım pek almadı. 5. bölümde klasik ev/apartman yaşantısına değinmiş; ilk cümle gayet mantıklı ve güzel ‘’her alan bedenin belirli bir fonksiyonuna göre ayarlanmıştır. Böylece oturmak için oturma odası, …yemek pişirmek için de bir mutfak vardır.’’2. paragrafta ‘’çağdaş mimarinin buna tepkisi, hiç olmazsa duvarları açmak daha doğrusu yıkmak oldu. Ama, mekanın kullanımı hala totaliterdir. Nerede ne yapacağımıza, hatta neyi nasıl yapacağımız bize bildirilir…’’ yani mutfakta yemek yemenin neresi totaliterlik? Tuvalette mi yiyeli? Yatak odasında da yemek mi yapalım? Mutfakta mı uyuyalım? ‘’tavan arasının yok edilmesi, evin içinde barınan tarihin silinip atılması demektir….eski bir fotoğrafın çerçevelenip oturma odasına konması, tarihin saptırılmasından, bir anakronizmadan başka bir şey değildir’’ Tarihin saptırılması ??? Kitapta elbette güzel, altı çizilecek yerler de var. Emeğine sağlık diyelim. ‘’aşk konusunda ne düşünmüşsek, yüzyıllar önce nasıl sevmişsek bugün de aynı ilkel, kaba ve totaliter biçimde sürdürüyoruz. Aşkın evriminde duraksama olmuş bir yerlerde, bir zamanda, kendi içimizde…’’
Cehenneme ÖvgüGündüz Vassaf · İletişim Yayınları · 202512,9bin okunma
·
84 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.