Gönderi

İçimizdeki Şeytan'ın hiçbir günahı yok...
Puan vermedi·304 syf.··
2020 11. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2020 21:03
Değerli okurlar, Sabahattin Ali'nin diğer iki romanını okumuş. Bu kitabını ısrarla erteliyordum. Nedenini ben de bilmiyorum. Lakin okuyunca anladım. İyi ki biraz daha büyümüş öyle okumuşum... Sabahattin Ali her zaman gönlümdeydi. Bu kitabıyla ona "Ali'm" diyerek sahiplendim nedense... Ah o betimlemeler... Son zamanlarda okuduğum en mükemmel betimlemelerle karşılaştım. Bazen çok iyi betimlemeler insanı rahatsız eder, neden mi ? " Macide bavulunda getirip şimdi aynalı dolaba sıra ile astığı üç kat elbisesinden birini, vişneçürüğü renginde ve yakası kadife parçalarıyla süslü yünlü elbiseyi giymeye karar verdi. Yaz ortasında yünlü giymek biraz garip olacaktı,..." Bu elbiseyi ben giydim ve tüm gece tüm gözler benim üzerimdedir, diye rahatsız oldum. Sosyal psikoloji " Sahne ışığı etkisi" der buna. Bütün gözler bende ve o yünlü elbise de... Dil oldukça akıcıydı. Hatta kitap dipnot kısmına bazı kelimelerin Türkçe karşılıkları verdiği için esktra çaba göstermeden okumaya devam edebiliyorsunuz. Ömer... " İsteyip istemediğini doğru dürüst bilmediğim, fakat neticesi aleyhine çıkarsa istemediğimi iddia ettiğim bu nevi söz ve fiiilerin daimi bir mesulünü bulmuştum: Buna içimdeki şeytan diyordum, " sonunda bunu itiraf etmiş zavallı bir adam. Aslında Ömer'e kızmadım. Acaba Ömer'in parası olsa hayatı nasıl olurdu. Şeytanı (!) başka neler yaptırırdı ona... Ömer'in aşkı başlarda hoşuma gitse de sonradan ister istemez içiniz rahatsız olmaya başlayacaktır. Kitabın sonuna kadar Ömer'in akıbetini tahmin edemedim... Belki Ömer'i seven okuyucu olur. Ben sadece acıdım... Macide... Şu sıralar okuduğum kitap kahramanlarında kadınları daha çok beğeniyorum ve seviyorum. Macide'nin en çok sabrını ve kendi için analizlerini sevdim. Onun içinde bir şeytan yoktu... Macide, Ömer'e nasıl bağlı kaldı öyle? Kendisi de nedenini bilmiyordu. Ya sahip, ait olunmaya ihtiyacı vardı ya da gerçekten seviyordu. Ama bence ilkiydi, ihtiyacı vardı bir aileye... Bedri... İyi insanlar kaybolurlar... Ama Bedri kaybolmamıştı. İyi ki Sabahattin Ali, Bedri 'yle bir daha yollarımızı kesiştirmişti. En hakiki sevgi, dostluk, insanlık kuşkusuz Bedri'ye aitti. İçimin ses, bütün roman boyunca Macide'yi Bedri'ye emanet ediyordu. Güvendi çünkü. Kitap, ortalıkta dönen mevzuları da barındırmıştı sanki... Hani Atsız, Peyami Safa... Bunlardan haberdar olduğum için hissedebildim. Ama bilmeyen insan hissetmez. Belki ben de uydurmuşumdur. Romandan çıkıp, ele aldığı diğer konular, karanlık siyaset, iktidar, sistem, çalgı çengi, edebiyat ... insanı müthiş ikna ediyordu. Son olarak, kitabın başındaki Selim İleri yazısını en sonda okumanızı tavsiye ederim. O zaman daha az acı ile okursunuz... "İçimizde şeytan yok... İçimizde aciz var... Tembellik var... İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var. İncelemeyi yazarken şu youtu.be/vFdrTjzcnzA çalıyordu... Hakikat'le...
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2019208,8bin okunma
·
38 Gösterim
4 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Ben kitabı okurken kendimi kaptırdım ve atsız ı da safa yı da unuttum ama yine de müzik üzerine konuşulan bölüm de yazarım aslında edebiyat üzerine konuştuğu belli oluyordu, hatta burada Bedri'nin monologunun Sabahattin Ali'nin diğer edebiyatçılara verdiği bir cevap olduğunu düşünüyorum.
Güzel bir inceleme 👏🙏
KartonKapak
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim. Sevindim beğenmenize 🌼🌿