Franz Kafka’nın okuduğum ilk kitabı : Dönüşüm 🕷
Kitabı ilk aldığımda içinde ruhsal bir dönüşümün işleneceğini düşünmüştüm. Kapağındaki böceğe de mana verememiştim. Ancak bir arkadaşım “Adam gerçekten bi’ sabah böcek olarak uyanıyor” diyince şöyle oldum : “Ne?! ” Kafka gerçekten beni dehşete düşürdü, bir insan kendini bu kadar böcek yerine koyup bu kadar gerçekçi anlatamaz. Fantastik bir kurgu olmasına rağmen ben Bay Samsa’nın gerçekten böceğe dönüştüğüne bile inanabilirdim!
İncecik bir kitap, oturup bir saate kalmadan okursunuz. Ancak biraz derinine indiğimizde yalın anlatıma sahip olmasına karşın oldukça derin manalar yüklenebilecek bir eser. Çünkü bu böceğe dönüşüm, aslında toplumda aykırılık ve ötekileştirmeye sebep olarak gördüğümüz her şey. Ayrıca Bay Samsa’nın uyanıp, kendini bir böcek olarak bulmasına karşın işe gitmek konusunda telaşa düşüşü beni çok tuhaf bir düşünceye itti, insanların hayat gailesi içinde kendini bu kadar unutması ve iş-güçten kendisini yok sayması. Bu aşılır, yenilir yutulur bir şey değil. Çünkü bu hengame özünde yaşamak için var, yaşam bu hengame için yok.
Bay Samsa’nın geçirmiş olduğu bu dönüşümle ailesi de bir şok yaşıyor ve her ne kadar aile de olsa ona tiksinti ile bakıyor. Burada Samsa’yı pamuklara sarmak istemiştim, çünkü kalbi çok kırılmıştı bence. Bu arada Bay Samsa değişiminden kendi memnun mu değil mi sorusunun cevabını kitabı okuyanlardan almak isterim.
Ne diyorduk.. aykırılık. Evet şöyle bir düşünelim, bir insan bir böceğe dönüşmeseydi de, bir böcek bir insana dönüşseydi? O zaman da verilen tepkiler aynı olur muydu? Tabi ki hayır. Çünkü biz insanlara göre en önemlisi insandır, toplum içinde belli kaideler vardır. Herkes onlara uymak zorundadır. Farklılıklar ötekileştirme sebebidir, doğru olan hep kendisidir başkasını kabul etmez vs vs vs.. liste uzar gider çünkü insan maalesef bildiğini sandığı kadar cahildir ve bunu asla farketmez
Ayrıca kitapta Bay Samsa’nın kız kardeşine ithafen evdeki misafirin “Küçük hanım burda çalmak istemezler mi?” diye sorması (keman kastediyor) ve babasının “Rica ederim, memnuniyetle” cevabını vermesi beni tilt eden noktalardan biri oldu. Ne kadar rahatsızlık verici değil mi dışardan bakınca değil mi 17 yaşında bir bireyin hakkında basit bir kararı dahi bir babanın ona hiç sormadan vermesi. İyi düşünelim öyleyse, bizim hakkımızdaki kararlardan ne kadarı bize ait ve bize sormadan karar vermeye çalışan birine “dur, burası benim alanım” diyor muyuz?