Zülfü Livaneli’nin eseri olan “Kardeşimin Hikayesi” adlı kitabı okumaya başladığımda her şey çok normal gidiyordu bir anda hikaye dehşete, korkuya, düşünceye sardı beni ve sonlarına doğru ise korkunç bir gerçeklikle anlatılan karakterin başka bir karaktere ait olduğunu öğrenince hayretler içinde kaldım ve bir baktım ki çok kısa sürede kitap bitmiş.
Yani nasıl okudum ne ara okudum da bitti anlayamadım. Hikaye beni içine çekti resmen.
Kitabın bi bölümünde gurbete çalışmaya giden kardeşin ajan tarafından esir alınması ve yıllarca düzlük bir yerde tek bir hücrede yaşaması, gün yüzü görmemesi hiç bir insanla konuşturulmaması bundan dolayı konuşmayı unutması sözcüklerin aklından bir bir silinmesi saç sakal bir olması vs bir insanın hücreye kapatılarak yaşamının diri diri nasıl sonlandırılıyor olmasına şahit olmak tüylerimi ürküttü. Bu hikayeden çok etkilendim. Konusunu Daha da unutmam.