İlgili söz/ ''Mutluluk bir varış değil, bir yolculuktur. Pek çokları mutluluğu insandan daha yüksekte ararlar, bazıları da daha alçakta. Oysa mutluluk insanin boyu hizasındadır.''
Yolların kendiliğinden aktığı zamanlarda yaşadı. Dar geçitlerden, merdivenlerden oluşan labirentlerin arasından geçti. Sıkışıp kaldığı labirentten kurtulmak için dolanıp duruyordu sonu ve başı aynı olan yollarda. O anda bir fare olmadığına üzüldü. Sonra canını aldığı her bir fare için dua niyetine sigara tüttürdü.
Zihnin tasavvur edemeyeceği kadar çok zaman geçmişti. Az uz yol almadı. Geniş merdivenleri olan bir bölümdeydi şimdi. Kim yapar bu kadar merdiveni diye düşündü. Kim ister sınırları belli olmayan düzen(siz)in parçası olmayı? Merdivenlerden tiksindiğini hatırladı. Sevmediği her şeyle çepeçevre sarılmış olmasına alışkındı. Bu merdivenlerin de onlardan bir farkı yoktu işte. İlk ne zaman merdivenleri keşfettiğini ya da tiksindiğini düşündü, bazı keşifler tiksindirici olabilir. Çocukluğuna açtı zihnini, kaç yaşında olduğunu hatırlamıyordu. İğrenç merdivenle burun buruna kaldığı yerdeydi yeniden. Daha ne olduğunu anlayamadan yuvarlanmıştı. İnmek için ayaklarını değil de kafasını kullanan oydu. Canının ne kadar yandığını düşünmedi -acının anlamsız hali- bir yol ayrımına daha geldiğinde, aklında sadece insan beyninin ‘’merdivenlerin insanlar üzerindeki etkileri’’ olan bir lobunun olduğunu düşündü.
Ve bir ses duydu…
Bir insan! Yanılmıyordu kendi gibi bir insan vardı. Bu labirentte dönüp dururken kendi gibi bir insana rastlayacağı hiç aklına gelmemişti. Hızlandı bir an önce o insana kavuşmak istedi. Uzansa sarılabileceği kadar yaklaştı ona. Adam bir kapının önünde durmuş, kurtuluş için, özgürlük için, mutluluk için! diye bağırıyordu. Özgürlük, demek ki her zaman kuşlar koymuyordu bu kelimeyi aklımıza. Bu insanı sevmişti. Buradan kurtuluşu bu adamdı. Kurtulmak, özgürlüktü, mutluluktu. Adamın önünde durduğu kapıya yöneldi. Sertçe davrandı kapıya, derken adam kavradı ellerini:
‘’Geçmişten gelen geçiyor o kapıdan, gelecek için şu merdivenleri çıkacaksınız.’’ Yan tarafta ucu bucağı olmayan merdivenleri göstererek konuşmuştu. ‘’Ya geçmişe gitmek istersem?’’dedi o anda günlerdir konuşmadığını fark ederek. Günlerdir içinin sadece içine açıldığını hatırladı.
‘’Ya geçmişe gitmek istersem?’’
‘’O yok, geçmiş olsun’’ dedi adam. Kapı ancak içerden açılabilir.
Anlayamamanın anlamsız geldiği anlara daldı. Kızdı. Mutluluğu gelecekte arayan gafil insanlara öfkesini kusmak istedi. Bugünde kaybolan birisi olduğu için lanetler yağdırdı. O kapı olmak istedi bir insan olacağına. Anlayamadı kapıdaki adamı, labirenti, kendini, kapının içerden açılmasının ne anlama geldiğini. Geçmiş delisi, bugün mutsuzu, gelecek kaçağı bir insana dönüştü öylece…