başlangıçta olaylara ve dolayısıyla da kitaba adapte olmakta zorluk çektim, çünkü paragraf veya cümle aralarında bu ilginç distopyayı kavramamıza yardımcı olacak hiçbir cümle yoktu. olayları birinci tekil şahıstan dinlediğinizden dolayı, sanki pat diye gilead dünyasının içine düşmüş gibi oluyorsunuz; olayları ve gidişatı yavaş yavaş kavrayıp öğreniyorsunuz– ki bu da ayrı bir zevk veriyor. yazarın oluşturduğu devlet modeli, kontrolcü tutumu sebebiyle 1984 'ü anımsattı, ancak kast sisteminin neredeyse bütünüyle cinsellik üzerine kurulu olmasıyla bundan ayrılıyordu. totaliter / şeriatla yönetilen devletleri topluca eleştirmiş gibi geldi bana.
kadınların toplum tarafından sıkça eleştirilmesine bir tepki olarak da yazılmış zannımca, çünkü yazar Margaret Atwood , feministliğiyle de öne çıkan bir şahsiyet.