10/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2020 26. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2020 14:13
Kitabın yazarı Bulgakov, Kiev Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu bir doktor. Bu kitabında da tıp fakültesinden yeni mezun olmuş genç bir doktorun ücra bir kasabaya tayin olmasının ardından yaşadığı olaylar kısa öyküler şeklinde anlatılmış. Ana karakterimiz genç doktor Mihayloviç; fakülteyi okuduğu o büyük şehirden, Bolşoy Tiyatrosu’ndan, kalabalıktan, güzel pastanelerden ilk defa uzak kalıyor, kasabadaki tek doktor olarak büyük bir sorumluluğun altına giriyor. Köyde geçirdiği ilk gecesindeki gerginliği, korkularını, telaşını çok içten bir anlatımla okuyorsunuz. İlk hastasını, en çok korktuğu hastalıkları, köyün yersiz adetlerini ve köylünün hastalıklar konusunda cahilliğini okumak bence çok değerli, yaşadığımız coğrafyada da bunların sıklığı her gün azalmakla beraber hala oldukça yaygın olduğunu düşünüyorum. Bir tıp fakültesi öğrencisi olarak bir kasabadaki doktor figürünü, doktorun hastalara ve hastalıklara yaklaşımını, ve yaşadığı iç buhranlarını okumak bana çokça şey kattı diyebilirim. Kasabada ilk yılını tamamladıktan sonra hala yalnız hissetmesi, içinde büyük bir şehrin özlemini duyması, kasabada dostlarının diğer sağlık çalışanları ve kitapları olması da oldukça gerçek hissettirdi. Farklı öykülerde okuduğumuz farklı vakalar oldukça sürükleyici ve yol gösterici. Kitapta zorlu doğumları, bebeğin anne karnında ters konumlanmasını, doktorun ilk vakası olan bacak amputasyonunu, şiddetli tipilere rağmen yakın köylere yapılan yolculukları okuyacaksınız. Doktorun büyük bir fakültede ve büyük bir hastanede aldığı eğitimlerden sonra geldiği bu küçük sağlık ocağında tecrübelenmesini, köyün hastalarının ona öğrettiklerini, mesleki bilgisinin ve deneyiminin ustaca şekillenmesini göreceksiniz. İlk defa uyguladığı tedavilerde zamanla ustalaşmasını, bu arada yanında getirdiği tıbbi kitapları durmadan okumasını ve günde yüzden fazla hasta bakmasının sonucunda oluşan yorgunluğuna rağmen sürekli kendini geliştirmesini de oldukça ilham verici buldum. “Köyde büyük tecrübeler kazanılabilir diye düşünüyordum uykuya dalarken, fakat okumak, okumak ve daha çok okumak gerek...” Kitaba Büyük Şehirlerden Uzaklık, İzolasyon, Yalnızlık ve Karantina Üzerinden Bir Bakış: Özellikle bu karantina günlerinde tıp fakültesini okuduğum o büyük şehirden, o gösterişli caddelerden, tiyatro ve konser salonlarından, İstanbul’dan uzak kalmak, kendi içimde bir buhran yaşamama sebep oluyordu. Bu buhranı Bulgakov’un kitabının ana karakteri Mihayloviç’in gösterişli başkentten ücra bir kasabaya tayin edildiğinde yaşadığını gördüm. Bu buhrandan Mısır Karanlığı olarak bahsediyor kitapta sağlık memuru Demyan Lukiç. Kendi adıma yaşadığım bu izole günlerin geçici olduğuna kendimi ikna etmeye çalışırken mezun olduğumda da tayin olduğum yerde bu aynı buhranı yaşayabileceğim ihtimali beni bir miktar çarptı. Kitapta okuduğumuza göre bu buhranı yaşayan tek karakter Mihayloviç değil. Mihayloviç’in şehre tayininden sonra kasabada yerini alan doktor Polyakov’un da aynı buhranı yaşadığını görüyoruz. Yalnızlığın, durağanlığın ve en sonunda morfin bağımlılığının Polyakov üzerindeki etkilerini kendi ağzından, Mihayloviç’e bıraktığı not defterinden okuyoruz. Bir başka öyküde ise ıssız bir adaya düşen bir İngiliz anlatılıyor. O kadar uzun zaman o adada mahsur kalmış ki halüsinasyon görmeye başlamış. Bir gemi yaklaşıp onu kurtarmaya çalıştığında da bunu bir illüzyon sanıp adamlara ateş etmiş tabancasıyla. Ama yine de tıraşlıymış adam. Issız adada her gün tıraş oluyormuş. Mihayloviç bu İngiliz’e, “Britanya’nın onurlu evladı”na büyük bir saygı duyuyor. Kasabaya gelirken yanında getirdiği tıraş malzemelerini düşünüyor, ve uzun süredir düzenli tıraş olmadığını. Britanyalıyı düşününce günaşırı tıraş olmaya karar veriyor, çünkü onun için bu kasabanın ıssız adadan aşağı kalır bir yanı yok. O adam, Mihayloviç için bir motivasyon kaynağı oluyor. Bu Britanyalıyı okuduktan sonra kendime sordum; nasıl olsa evden çıkmıyorum, nasıl olsa kimseyle görüşmüyorum diye kendime hala dikkat ediyor muyum, yoksa boşluyor muyum kendi düzenimi, rutinlerimi? Güncel olarak bu karantina süresinde ve karantinanın ardından hayatımızın farklı noktalarında yaşayacağımız bu buhrandan akıl sağlığımızı koruyarak çıkma yolunda Mihayloviç ve Britanyalı adam yolumuza farklı noktalardan ışık tutuyor. Polyakov ise bu buhrandaki kötü örnek. Mihayloviç’in yaptığı gibi umudumuzu korumak, bu günleri atlatıp sağlıkla yeni günlere ulaşmak ise bu yazıyı okuyan herkese en büyük dileğim. Kitabın konusu ilgisini çeken herkese ve özellikle tıp fakültesi öğrencilerine tavsiye ederim efendim, okuyunuz, okutunuz. 05.06.2020 Kayseri
Genç Bir Doktorun AnılarıMihail Bulgakov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202332bin okunma
··
5 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.