Aşkın insanı nasıl hasta edebileceği üzerine şahane bir kitap. Oscar Wilde'ı mahveden, tekrar tekrar tüketen bir aşkın pençesinde çırpınırken seyrediyoruz. Oscar kendini başarılı bir yazar olarak görmediğini hatta sanat gayesinde dahi olmadığını bir çok yerde söylemesine rağmen ben çok büyük bir edebi zevk aldım. Sözcüklerin insanın elinde oyuncak olması çok rastalanan bir şey değildir. Başarısının onu hapislere düşüren, iflas ettiren, hayatını kaydıran bir aşkı böyle açık yüreklilikle anlatmaktan geldiğine inanıyorum. Avcunu açıp bakın bu benim yaramdır demek cesaretinde bulunmuş yazar. Hapisten sevgilisi Lord Douglasa yazdığı tek bir mektuptan oluşuyor kitap. Genç, uçarı, bıçkın bir delikanlının elinde hayatını nasıl baştan yazdığından bahsediyor. Ama en çok pişmanlıklarından. Bir aşk mektubundan çok ölen bir aşka vasiyet mektubu gibi okudum kitabı. Oscar Wilde'ın, hayatını tıpkı bir sanat eseriymişcesine yaşadığında inanıyorum ve bu şahane eser için bütün kalp kırıklıklarına teşekkür ediyorum.