·594 syf.··Beğendi
···Okunma: 05 Haziran 2020 21:15 Orhan Pamuk bu kitabı yazmaya başladığında daha 22 yaşında olması onun ne kadar yetenekli bir yazar olduğunu daha o zamanlardan belli ediyor. Yazar daha ilk eserinde karakterlerin bir şeyleri hedeflemesi ve onları başaramama dramını iliklerimize kadar hissettirdiği romandır.
Kitap Cevdet Bey ile başlıyor. Kendisi siyasetle hiç ilgilenmeyen hırslı bir tüccardır. Jön Türk olan abisi tarafından sürekli küçümsenmesi onu daha da hırslı yapar. Abisinin gözünden Osmanlı'nın son dönemlerini anlatır. Cevdet Bey abisinden etkilenmeyerek tamamen ticarete odaklanır ve ülkenin zor zamanlarında Fuat Bey'in yardımıyla yurt dışından getirdiği malları satarak yükselişe geçer ve zenginleşir.
Benim için Kitabın asıl kahramanı Cevdet Bey'in oğlu Refiktir. Cevdet Bey ölmeden önce ben ölüyorum dükkana kim bakacak diye düşünürken aklına Refik gelir. Çünkü büyük çocuğu Osman'ın aptal olduğunu düşünür. Refik'in aklı başka yerde olduğu için endişelenir. Baba olacağı için aklının karışık olduğunu düşünür ancak yanılıyordur. Refik aslında yaşadığı hayatı bayağı bulan ve içinde bulunduğu sosyal sınıftan nefret ediyordur. Arkadaşı Ömer'in yanına kafa dinlemeye ve tasarılarım dediği şeye başlamasının sebebi budur. Kemah'a gidince orada memleketin durumuna çok üzülür ve alt sınıfı kurtaracağını düşünmeye başlar. Bunun için eşini ve kızını hiçe sayar. Bütün hayatını adadığı tasarının saçma olduğunu görünce hayata tutunmak için tutunacak başka bir dal arar. Ailesinin yanına döner ama kafa olarak orada değildir. Nasıl yaşamalı sorununa odaklanır. Memlekette kültürü nasıl değiştiririm sorunun cevabını aramaya başlar. İçinde bulunduğu kültüre olan nefreti gittikçe artar ve içine kapanır. En sonunda eşi onu terk eder ve başka birisiyle evlenir. Refik daha sonra hastalanıp annesinden önce ölür. Arkadaşları içinde en iyi hayata sahip olan, en mutluları gibi görünen Refik bu hayata tutunamaz.
Refik'in arkadaşı Ömer de kendisinin fatih olacağını söyleyip durur. Çok hırslıdır. Herkesten çok para kazanıp İstanbul'u ve Türkiyeyi fethetmek ister. Milletvekili kızıyla evlenip önemli insanlarla iyi ilişkiler kurup daha büyük biri olma hırsı duyar. Ancak o da Refik gibi istediği şeyleri yapamaz. Fatih olma hayali kurarken son anda evlilikten vazgeçip Anadolu'da küçük bir köşk ve arsa alıp toprak ağası olabiliyor sadece. Ömer de Refik gibi başaramıyor, tutunamıyor.
Bu arkadaş grubunun üçüncü üyesi Muhittin 30 yaşından önce iyi bir şair olma hayalleri kurar. Maalesef o da başaramaz. Bir ara ülkücü olabileceğine inanır fakat aradığını bulamaz. Çok büyük bir hayal kırıklığı yaşar. Öyle bir çöküş yaşar ki intihar etmenin eşiğine gelir. Sonradan AP milletvekili olması belki onu Ömer ve Refik'ten ayırır fakat asıl başarmak istediği şey iyi bir şair olmak olduğu için onu da başaramayanlardan birisi sayabilirim. Onun için de hayat bir hayal kırıklığı olmaktan öteye gidememiştir.
Kitapta karakterler üzerinden dönem'in siyasi yapısı irdelenmiştir. Kemah'taki Alman mühendisten Ömer'in nişanlısının babası üzerinden o döneme dair bir çok eleştiri barındıran bir kitap.
Orhan Pamuk kitaplarında sıkça rastlanan karakterlerin hedeflerinin başaramama hikayelerinin ilki olan Cevdet Bey ve Oğulları bu yönüyle çok dramatik bir kitaptır.