·201 syf.··Beğendi
···Okunma: 07 Haziran 2020 17:34 Bilgisizliğinin bilgisine sahip olmak...Söze dökünce basit görünse de hangi çağa bakarsak bakalım az sayıda insanın erişebildiği bir seviye değil midir?
İş bankası'ndan çıkan elimdeki basım 4 farklı zamanda Platon tarafından Sokrates'e adanarak yazılmış bölümden oluşsa da peşi sıra okuyunca bu bölümler ( sırasıyla Euthyphron, Apologia, Kriton ve Phaidon) bir bütünü meydana getiriyorlar.
En çok beğendim bölümler Euthyphron ve Apologia'ydı. Euthyphron'un sonunda Platon'un etkileyici yazımı ve etkilendiği Sokrates'in kıvrak zekası... Bu kısımda kulaktan dolma bilgilerle hareket eden bir "tipik" Atinalı olan Euthyphron'un Sokrates'le din kavramı üzerine tartışmalarını okuyoruz. Yirmi küsür sayfalık bu tartışmanın sonunda Sokrates doğru soruları sorarak Euthyphron'un haksız olduğunu gösteriyor.
Diğer bölümde (Apologia) Sokrates kendini doğruya yönelten ulvi bir sesten bahseder. Öyle ki bu ses devreye girdiği zaman Sokrates onun yolunda gitmeyi zorunda hissedermiş. Kendini önündeki yargıçlara anlatabilmek için vızıldayışıyla rahatsızlık veren bir at sineğine, şehri de hantal bir ata benzeterek doğruları söyleme ve eyleme dökmedeki inatçılığını da bu ulvi sese bağlıyor. Her ne kadar hepimiz her zaman doğrunun Sokrates gibi kul kölesi olamasak da bu ulvi sesin her birimizin içinde olduğunu kim inkar edebilir?
"Ölümden sakınmak o kadar zor değildir, zor olan kötülükten sakınmaktır, çünkü kötülük ölümden daha hızlı koşar" cümlesi ne kadar da güzel özetlemiş. Doğru olmayan davranışlar sergilemek kötülük olarak yorumlanırsa, ölümden korktuğumuz kadar kötü davranışlarda bulunmaktan korkmadığımız gerçeği ne kadar da akla yatıyor bir modern dünya insanı için.
Ancak atladığımız bir husus var, "Ölüm insanoğlunun başına gelen iyiliklerin en iyisi olup olmadığını kimse bilmiyor, ama güya başa gelebilecek en büyük kötülük sandıkları için ondan korkuyorlar."( paragraf 17, Sokrates'in Savunması) ve ekliyor, "... kötü olduklarını bildiğim kötülükler arasından, ne olduklarını tam bilmediğim için iyi olma potansiyeli taşıyanlardan hiçbir zaman korkmayacak ve onlardan kaçınmayacağım."
Buraya kadar verdiğim 3 alıntıyı da birleştirirsek Sokrates doğruları söyleme ve yapma huyundan sonunda ölüm dahi olsa vazgeçmeyeceğini, ve savunduğu özelliğinin doğasında olduğunu söylerken aslında bir yandan da bize ölümle mukayese dahi edilemeyecek kadar beter olduğunu düşündüğü kötü davranışı işlemekten kaçınmanın o kadar da kolay olmadığını aktarıyor.
Bir de dipnotlarda dikkatimi çeken bir bilgiyi paylaşarak yazımı bitirmek istiyorum. Görünüşe göre Antik Yunanistan'da temelleri atılmış bir eğitim sistemine bağlı olarak yetiştiriliyoruz. Günümüz medeniyetinden 2500 yıl önce var olmuş bu uygarlığın eğitim sisteminin günümüzdekinden daha etkili şekilde uygulanmış olması oldukça üzücü... Alttaki iki dipnotu okuyunca bana hak vereceğinizi düşünüyorum.
"Atina yasalarına göre gençlerin müzik ve beden eğitimi dersleri almaları mecburiydi. Müzik terimi, özellikle Homeros'un eserleri olmak üzere şiir eğitimini ve gitar çalmayı öğrenmeyi de kapsıyordu. Şiirler müzik eşliğinde okunuyordu. Zamanla derslere felsefe, matematik, hitabet ve astronomi de eklendi."( 67.not)
"Antik Yunanistan'da beden eğitimini hekim ve eğitmen beraber verirdi. Hekim gencin hangi spora ağırlık vereceğine karar verir, diyetini hazırlar ve sakatlığında tedavisini yapardı. Eğitmen de gencin antrenman programını hazırlar, başta güreş olmak üzere yapacağı sporun eğitimini verirdi...."(65.not)