·384 syf.····Okunma: 07 Haziran 2020 19:36 Kadınların ve erkeklerin asla adil olmayan, hak ve özgürlük denen şeyin olmadığı bir düzenin ilk kahramanları olarak hayatlarının değiştiği bir distopya. Tek görevleri doğum yapmak. İki bacaklı rahimden ibaret olduklarını biliyorlar. Kadınlar işlevlerine göre kıyafetler giyiyorlar. Damızlık kızların kimliği bile yok, kendisine sahip olan adamın ismiyle “Fred’inki” şeklinde anılıyor. Kimliksiz olmaları düzenin devamı için ön koşul belki de. Psikolojide Milgram, Stanford vs pek çok deney var bu konuda. Karşımızdakine isim yerine numara vermemiz bile ona karşı duyarsızlaşmamıza sebep oluyor, kişiyi nesneleştiriyor. Özne değil nesne olmaksa zulmü beraberinde getiriyor.
Damızlık kızlara sahip olan komutanların eşleri de var. Durumdan rahatsız, ama mecbur eşler kızlarla konuşmuyor. Kendi eksikliklerini kızlardan çıkarmak istedikleri gerçek. Ancak onlara da mecburlar. Kızlar hem bir utanç hem de gereksinim. Kızlara, eşlerin yaşadıklarının zor olduğu ve anlayışla karşılamaları gerektiği söyleniyor. Kızlar eşleri kıskanıyorlar kimi zaman. Onların da kendilerinde neyi kıskandıkları merak ediyorlar. Kısacası doğurganlıkları öyle kutsal ama sahip olduklarının da öyle farkında değillerdir ki.
Kızlar kendilerine ulaşamayacak erkeklere yakın davrandıklarında bir güç hissediyorlar. Belki de intikam. Ancak dişiliklerinin sömürüldüğü düzende intikamları da dişilikleri aracılığıyla. Zaten başka neye sahipler ki? Yılda birkaç kez törenlerde, hükümetin suçlu olarak karşılarına çıkardığı erkekleri toplu olarak linç ediyorlar. Muhtemelen öfkeyi yansıtabildikleri tek yer burası. Ve bazıları farkında ki vurdukları adam suçlu bile değil.
Kızlara Gilead Cumhuriyeti içinizdedir öğütü veriliyor Kullandığı odaya benim diyemeyen kızların ülkelerine benim demeleri bekleniyor aslında. Aidiyet ve getireceği uyumun gölgesinde itaat bekleniyor. Beklentinin de ötesinde, isteniyor.
Okur için en katlanılmaz olanı, tüm bu yaşananları ‘kadınların korunması’ olarak kabul etmeleri hatta kızlara bile kabul ettirmeleri. “Birden fazla özgürlük özgürlük çeşidi var: Bir şeyler yapma ve bir şeylerden sakınma özgürlüğü. Anarşi günlerinde, bir şeyler yapma özgürlüğü vardı. Şimdiyse size sakınma özgürlüğü veriliyor. Azımsamayın bunu sakın” deniyor. Yaşadıklarından kaçamayan, kaçmanın akılsızlık olarak adlandırıldığı, çaresizliğin tam olarak öğrenildiği bir distopya sunuyor kitap. Hükümetin sloganı bu distopyayı tam olarak açıklıyor. Kadınlardan işlevine göre, erkeklere ihtiyacına göre...