Puan vermedi·80 syf.··
Beğendi
·
2020 53. kitabı
20 .yüzyıl dünya edebiyatının en önemli yazarlarından olan Stefan Zweig'ın satranç , yakıcı sır,amok koşucusu, bilinmeyen bir kadının mektubu gibi bilinen klasik eserlerinden biri olan "Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat romanı" yada uzun hikayesi olarak nitelendirilen uzun ismi ile dikkat çeken ünlü romanı az sayfada çok şey anlatmasıyla bilinen zweig'in ilgi çeken kitaplardan biri haline gelmistir içindeki tutkunun esiri olan bir insanın başına neler geldiğinin 71 sayfada anlatıldığı bu roman yani " Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat" yaklaşık olarak 1-2 saat aralığında bitirebileceğiniz türden bir kitap 24 saatin insan hayatinda Neleri nasıl değiştirebildiğini nelere sebep olup neleri kaybettirdiğini acik bir sekilde gösteren gözler önüne serer bu 24 saatlik zaman dilimi Çok kısa gibi görünen, lakin bir yaşama bir ömre karşılık gelen Adından anlaşılacağı üzere sadece bir günlük bir olayı konu alır 71 sayfada bunu nasil daha derin anlatabilirdiki zweig ve bir cok ruhsal devinim sığdırmayı başarmak zweig'a özgün bir ustalıktır bu kısa sayfalara bir okyanus derinliğinde anlam sığdırmak. kitap bir cok yönden oldukça güzel kişilik ve karakter analizleri ruhsal psikolojik analizler yer almakta Yazarın alışılmış bilindik diger romanlarında da görüldüğü ve anlasildigi uzere güzel betimleme tasvirleri burada kendini gösterirken olayları farklı açıdan görmemizi istiyor zweig Dil ve anlatım yönünden zor bir tarzı kullanmıyor genellikle yazar bu romanıda aynı sekilde ve oldukça duygusal bir yol takip edip bunu son sayafalara kadar sürdürüp bize psikolojinin derinliklerini hissettiriyor. Bazı bölümlerde tasvirler -uzun olduğu için- monoton sıkıcı gibi gelsede kitap genel anlamda büyük beğenimi kazandı benim için konuya gelecek olursak Kitabın başlarında roman kahramanı kaldığı otel veya (pansiyon) diğer misafirleri bize anlatmakla başlamaktadır. Otelde üç kisi onem tasimaktadir çünkü asıl hikayeyi başlatan bu kişilerdir . Bu kişiler oteldeki yeni kalmaya başlamış genç bir Fransız otelde eşi ile birlikte kalan Henriette ve Bayan C. Den oluşmaktadır . genç fransız bu otele geldikten kısa bir süre sonra bir şekilde Henriette ile derin ve olasılıkla tutkulu bir aşk yaşarlar ve hemen diğer gün Henriette ile genç fransız ortalıktan kaybolurlar anlaşıldığı üzere bu tutkulu aşıklar birlikte kaçmışlardır. Bu durumu otelde bulunan diger kişiler tasvip etmez çok ağır bir şekilde kınarlar bu iki aşığı ve aralarında tartışmaya şidettli tartışmalar cereyan eder Kimileri duygularının peşinden cesurca giden kadını taraf destek verir Kimileri kaçan kadının kendisinde yapısında zaten böyle bir iffetsizlik olduğunu söyler kınar İşte bu tartışmalara anlatıcı yani kahraman bu yazarın kendi olduğu yani romanın anlatıcısı olduğu düşünülmektedir bu olaya yazar dahil olunca olur ve herkesin söylediğinin tam tersine düşünceler ortaya atar kadının yirmi dört saat gibi bir zaman zarfında bu şekilde bir karar neticesinde kocasından kaçıp gidebileceğini savunur anlatır otel sakinleri bu olayla ilgili fikirlerini dile getirirken bir kişi Henriette'yi yargılamak eleştirmek aşağılamak yerine anlamaya çalıştığını fark edince bu durum Bayan C'nin oldukça dikkatini çekmiştir ve Bayan C. Yaşlı sayilacak durumda bir kadındır anlatıcı Henriette yi savunan kişiye hayatı boyunca sır gibi saklayıp kimselere anlatamadıği gizlediği kendi hayatının yirmi dört saatini anlatıp bir nevi günah çıkarmak Rahatlamak ister İşte asıl hikaye biz Bayan Henriette nin hikayesinin görülcek olduğunu zannederken olay bayan C'nin etrafına geliştiğini anlarız ve olaylar şekillenir C .nin hikayesi uzun zaman önce yaşadıklarından anılarından oluşmaktadır otelin en özel sakinlerinden biri olan Mrs. C, bu kişiye yıllar önce 24 saatlik bir sürede yaşadıklarını anlatmaya karar verir çünkü anlatıcıdan bir nevi cesaret duymuştur Henriette hakında soylediklerinden dolayı kendisini dinleyeceğini icindekileri yalnızca ona anlatabileceğini düşünür. Mrs. C'nin bu 24 saati. Bir kadının 24 yıl once yasadıklarinin kimseye anlatamadıklarının saklı kalanların ortaya gün yüzüne çıkmasıdır bir nevi Zweig'ın okuduğum diger kitaplarında da da ana karakterlerin kisilerin kahraman isimleri genellikle ya tek harflidir ya da hiç verilmez Mrs. C, R. B. gibi. Bu olayı vermek istediği mesajı isimlere takılmadan verilmeye çalışılır yazar tarafından ve daha kolay anlatilmak istemesinden kaynakli bir olaydır bence Mrs. C genç yaşta kocasını kaybetmiş karamsar bir kimliğe sahip dul bir kadındır ruhsal bunalimlardan kurtulmak için sürekli gezmektedir . Çocukları kendi başlarının caresine bakabilir haldedirler iki çocuğu vardır Bu sebeple özgürce dolaşır kadın Ara sıra kumarhanelere de eğlencesine zevk icin maddi beklentisi yoktur kumardan zevk eglencedir derdi bundan uğramaktadır Kadının ölen kocasıda zaten kumar oynarmış eskiden Uzaktan ilgisi yokmuş gibi oyunu takip etmesini istermiş kocası kadına Asla bir yüze bakmayacak sadece ellere bakarak Ellere bakıp insanların analizlerini yaparak insanların ellerinden nasıl bir psikoloji içinde olduklarını yorumlamaya çalışmasını ögretirmis eller her şeyi anlatır özetler ortaya koyarmış. Kitapta; cesaret ile tutku ,tükenmişlik ile hırsın, zaferin ellerde yansıtıldığı bölümleri Kumarbazların yüzüne hakim olan duyguları görebiliyoruz Mrs C kumar oyanayan insanların ellerini inceleyip izlerken Bir ele takılır kadının gözleri Daha önce rastlamadığı bir eldir bu Kazanma isteğini kaybetmeyi her şeyi bilen taşıyan ellere Sonra yavaş yavaş yüze doğru kayar Kadının gözleri Genç bir adamdır bu adamın kumarda kaybedişi ve artık intiharı düşündüğü o gece kahramanımızın bu adamı yaşamaya döndüreceği görülür hissedilir sayfalarda adım adım Hırslı adam Oyunu kaybedince Sadece oyunu değil her şeyini tüm benliğini kaybedince. Yaşama ümidini parasını Bitmiş vaziyette kumarhaneden ayrılır kadın genci takip eder Genç bir banka oturur. Kim olduğunu nereden geldiğini sorar genc bu duruma şaşırır Kadın gencin intihar edeceğini anlar bunu düşünüp onu takip ederek Yardım etmek istediğini söyleyince genc bunu ters karşılar çünkü kadının dolandırıcı para avcısı olduğunu düşünür ama kadın iyi niyetli olduğunu söyleyince genç kabul eder başka bir seçeneği olmadiği için kadın genci Evine bırakmak ister Ama gencin gidecek yeri yoktur Parası zaten bitmiş Bir otele götürüp bırakacağını Parasını kendisi ödeyeceğini söyler. Öyle de olur Ama adam kötü bir durumda olduğu her halinden bellidir ve otele giderlerken kadın Bir hayatı kurtarmış olmanın mutluluğunu yaşar Birine yardım etmenin onurunu duyar hisseder içinde ve kadinla adam sanki yıllardır birbirlerini tanıyormuşcasına yakın olmaya başlarlar adam hikâyesini anlatır asil ve zengin bir aileden gelmiştir  Bir gün büyük bir para kazandıktan sonra kumara batağına düştüğünu Bu kumar tutkusun yüzünden eğitim hayatının bittiğini kumarın tüm servetini bitirip tükettiğini anlatır ve birlikte kısa bir zaman zarfında vakit gecirirler tutkulu aşıklar gibi genç kumardan dolayı ve kötü durumundan ötürü pişman olur af diler kadın genci memleketine göndermek ister bir miktar para verip genç de bu durumu kabul eder lakin kadın ile gitmeyi pek istemediği anlaşılır kadım bir bilet alır Genç kısa bir süre sonra tren gitmeden önce biryerlere ugrayacağını söyler binbir sözle minnetle İyiliklerini saymakla bitiremediği kadına teşekkürler ederek vedalaşır Kadın gencin bu şekilde gitmesine derinden üzülür çünkü gence karşı derin bir his duymuştur. Anlaşılır ki ilerleyen yaşına rağmen iki çocuğu olan bu kadın, çocuklarını geçmişini tüm varlığını geride bırakarak statüsünü itibarını ayaklar altına alarak gençle birlikte tutkusuna hissettiklerine esir bir şekilde trene binip dünyanın öbür ucuna gitmek istediğini anlar kaçmak istemiştir şunu Belirtmeliyim ki kadının adama duyduğu her duygu abartıdan çok daha ötede farklı bir çizgiyle tasvirleniyor sayfalarda ve bir gecede tanıdığı adama ya da seçtiği adam desek daha doğru olur galiba sonsuz derecede güvenmesi ile kocaman bir nedamet duygusu yaşamasına sebep olur Kadın Trene binip genç ile birlikte gitmek istediğini fark eder ne yazik ki yetişemez çünkü esyalarını toplaymaz geç kalır Gencin çoktan gitmiş olduğunu düşünüp üzülür. onunla gezdiği yerlere Onu ilk gördüğü kumarhaneye gider Ellere bakar inceler Birde görür ki bu gercek olamaz. O el. Hayal mi gerçekmi düşmü görüyorum der Hayır gercektir. Orada kumar masasında oturan kişi bu gençtir genç tevbesini nasıl unutmuş olur af dilediğini de burya gelir yine bir kazanıp bir kaybetmektedir genç. Kadın onu kumarhaneden çıkarmak ister Ama genç kadının tüm haysiyetini onurunu ayaklar altına alır, tüm iyilikleri bir çırpıda unutup onu tıpkı rezip bir insan gibi aşağılar .Kadın da bu durum karşısında düş kırıklığı ile kumarhaneden çıkar Kadın oradan ayrılır o gün ve hiç kimsenin kendini tanımadığı bilmediği bir Fransız kasabasına yerleşip  Yaşamış olduğu bu onur kırıcı hatırayı uzun müddet atlatmaya unutup silmeye calisir Herseyin başlangıç noktası olan Otelde Henriette olayına kadar aradan uzun Yıllar geçer ve nihayetinde kadın öğrenir ki, genç o gün kumarda kaybedip hayatına son vermiştir. Kadın bu haberi duyduğuna üzülürmü sizce ? Kesinlikle hayır! Delice tutku ile herşeyi göze alan, ve hicbir sey olmamış gibi tüm olanları göz ardı ederek bir anda umursamayan kadın bu habere cok sevinir ve nihayetinde İnsan ruhunun en karmaşık yanlarindan biri olan karşı konulamaz tutkunun duygunun insana nerede ne yaptıracağı saptanamadığı gözlenemediği ve belli olmadığı aşikardır ne yazık ki bir kez daha karsımıza cikar zweig'in romanlarında gözler önüne serilir okuyucuya yeniden Stefan Zweıg de insanlığın hayatın yaşamın geleceğine dair duyduğu endişler inancı yitirmesine sebep olur ve umutsuzluğa düşüp eşiyle birlikte intihar eder Özetle anlatılmak gerekirse bir kadının en başta merhametle başlayıp aşk ile devam eden ve en nihayetinde hüsran ile sonuç bulan 24 saati . Keyifli okumalar.
Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört SaatStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024151bin okunma
·
47 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.