Gönderi

Puan vermedi·304 syf.··
2020 3. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2020 22:46
İlk 20-30 sayfası garip bir şekilde sıkıcı olan kitap, ilginçtir John Steinbeck abimizin kitaplarını çok fazla sevmemin sebeplerinden birisi de bana bu kitapta sıkıcı gelen ayrıntılarıdır. Neden bu kadar sıkıldım diye düşünürken, büyük ihtimalle çevirmenden kaynaklandığını anladım. Sel yayıncılıkta genellikle çevirmenler çok iyidir fakat ne hikmetse bu çeviriyi pek beğenemedim. Bazı cümleler pek anlamsızdı. Steinbeck yine her zaman ki gibi okuyanı aniden bazı insanların yaşamının içine sokuyor, bunu yaparken de bu insanların yaşamış olduğu bölgeyi öyle güzel betimliyor ki sanki oradaymışcasına bir hisse kapılmamızı sağlıyor. Sahneye giren her karakterin içini dolduruyor ve onlara bir derinlik kazandırıyor. Bunu bazen evvelde yaşanmış olan birkaç olay anlatarak yapıyor bazen de o an gerçekleşen bir diyalogla veriyor ve bunun farkında vardırmadan yapabilmesi onu büyük yazar yapıyor zaten. Aslında bahsettiği karakterlerin ahım şahım özellikleri, güçleri, dünyayı değiştirecek düşünceleri yok. Hepsinin kendi içindeki dünyalarına biraz giriyoruz ve hepsine bir yerde hak vermemizi sağlıyor Steinbeck. İnsan psikolojisiyle harmanlanan düşüncelerin ve onlarla var olan davranışların, öfkelerin, kinlerin, tipikleşmiş erkek davranışlarına karşılık gelen tipik kadın davranışlarını usul usul anlatıyor ve bunların dünyanın neresinde olursa olsun birbirine benzeyebileceğini anlamamızı sağlıyor. Karakterler arasındaki ilişkiler öylesine gerçek bir zemin üzerine temellendirilmiş ki, kitabı okurken böyle bir şey olmaz diyemiyoruz. Gerçekçi yazar dediğimiz de budur zaten. En nihayetinde nasıl ki aniden bir yaşamın içine giriyorsak aynı hızla da ayrılmamızı sağlıyor Steinbeck. Sanki biz ayrıldıktan sonra onlar o otobüsten inip nice başka sorunlar yaşadılar ve belki de hayatın bir yerinde ve zamanın bir anında bazıları tekrardan karşılaştı. Bu karşılaşmalar onlara nice fırsatlar sundu ve bu fırsattan yararlanmayı anlık bir zevkle kıl payı kaçırdılar, tıpkı Juan'ın samanlıkta uyuması gibi. Öyle bazı umutları ve hevesleri vardı ki onların gerçekleşmesi için ellerinden geleni yaptılar, tıpkı Kit'in(Sivilceli'nin) yolculuğa çıkarken en yeni elbisesini giymesinde ki amaç gibi. Yine umutlanan insanın bazı anlarda çabalarının boşa çıkmasıyla, kendini bir okyanusun derinliklerine bırakırken kurtulmak için çırpınmamasının vermiş olduğu rahatlıkla her şeyi bir kenara bırakması, tıpkı Kit'in yolculuk boyunca kirlenmemesi için özen gösteriği sahip olduğu en iyi elbisesiyle bile bile çamurun içe girmesi gibi. İnsanoğlu yenilik arayan arzusuyla beraber istekleri değişir dallanır budaklanır ve bunun gerçekleşmesi kendi gücü ve kudreti ile olmuyorsa etrafındaki insanları bilinçli yahut bilinçsiz olarak kullanır, tıpkı Bernice'in yaptığı gibi. Bazen istemediği bir olay gerçekleşince, deve kuşunun çözüm olarak bulduğu kafayı kuma gömme tepkisi gibi bir tepki bulur ve bunu kullanmak için fırsatlar kollar, tıpkı yine Bernice’in baş ağrıları gibi. Şehvet düşkünlüğü ve uçkuru gevşeklik ile bir anlığına akıl tutulmasıyla meydana gelen nice terbiyeye gelmez olayların bağırışlar, çağırışlar ve yüze vurulan şaplaklar ile sonlanması bütün kurulan hayallere ket vurabileceği gibi, Norma da her ne kadar da bir tepki verse de en nihayetinde, geleceğe odaklanan saf bir çocuğun ki gibi olan düşünceleri o olaydan sonra havalarda uçmayı kesip yere basmıştı. Çirkinlik insanın bazen kaderi olduğunu Sivilceli ve Norma ile anlıyoruz. Norma otobüse binerken büyük bir değişim yaşıyor ve bazı kararlar alarak bunu gerçekleştiriyor. Fakat bu değişim ona bir şey katması gerekiyorken daha hayatın sillesini yememiş, daha Serengeti düzlüğündeki bir ceylan yavrusunun diğer ceylanların bir gün daha yaşaması için içlerinden birinin, bir aslanın pençesiyle devrilmesi gerektiğini bilmemesi saflığında olan Norma, otobüste yaşayacakları ile belki de bir nebze olsun kendine geliyor. Sivilceli ise kendisine çirkinlik katan sivilceleriyle belki de ileri ki yaşamının bir fragmanın yaşıyor. Kadınların düşmanlarının yine kadınlar olduğunu gösteren Steinbeck, birbirlerine kenetlenmesi gerektiğini de fark ettiriyor. Tıpkı Camille’nin Norma’ya tuvalette yardım ettiği gibi. Daha anlatılacak çok şeyi olan bu kitap, insan ilişkileri yönüyle de çok şey düşündürtüyor bizlere. Daha fazla uzamaması için burada bitiyorum. Selametle.
Asiler OtobüsüJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 2019725 okunma
·
14 Gösterim
Yorumlar
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.