Kendi çocukluğunu geçirdiği dönemden ilham alarak yazdığı bu romanda büyük bir aile üzerinden o ailenin yaşadığı kasabanın kuruluşunu, gelişimini ve yok oluşunu anlatır. Bununla birlikte dönemin siyasi olaylarını konunun içine kusursuz bir şekilde katarak hikayeye gözlemci olarak katılmamızı sağlar. “Büyülü gerçeklik” akımını benimseyerek yazdığı bu kitapta, zaman zaman olağanüstü olaylar yaşanması tekdüzeliği kırıyor ve yazar bunu okuyucuya gayet doğal bir olay gibi aksettirmeyi başarıyor. Aynı zamanda bazı bölümlerde gelecekte olacakları söylemesi bir spoiler kavramından çok okuyucuyu daha da içine çekerek hızla okumaya sevk eden bir ayrıntı olarak karşımıza çıkmakta.
Kitapta da bahsedildiği gibi, durup bir saniye yüreğimizi kollasak belki de ölmeden çürümekten kurtulacağız; ama unutuluyor işte her şey, insan inanmaya da hevesli, önemli olanın ne olduğu konusunda kafası karışıyor hep.
Kitapla ilgili çok detaya girmek istemiyorum aslında. Benim en sevdiğim kitaplar arasında yer alıyor.
İYİ OKUMALAR