·318 syf.····Okunma: 10 Haziran 2020 01:45 Amin Maalouf’u takdir etmek gerekir tarihi gerçekleri ve olayları bir kurgu etrafında muhteşem bir şekilde birbirinden kopmadan anlatması ve tarihi anlatırken asla sıkmaması gerçekten övülecek bir durum.
Kitap bana sanki iki ayrı bölüm havası verdi. İlk bölüm tamamen tarih; Ömer Hayyam’ın hayatı, Hasan Sabbah ve Nizammülmülk ile olan ilişkileri. Selçuklular dönemi, Alparslan, Melik Şah ve İran devlet tarihi... Onlarla yaşıyormuşsunuz gibi hissettiren olaylar. Bu bölüm bir tarih sever olarak ilgimi daha çok çekti. İkinci bölümde ise İran’ın yakın çağ dönemindeki olaylar anlatılmış. Verdiği özgürleşme, demokratikleşme mücadelesini. Ama kitabın en çok hoşuma giden kısmı ise birinci ve ikinci bölüm birbirine bağlanarak yazılmış. Genelde baktığımızda Ömer Hayyam ve muhteşem “Rubaiyat” ından kopulmadan devam edilmiş.
Kitabı bitirdiğimde ben de bırakmış olduğu etki cidden muhteşem. Tarihe ilgisi olan herkesin okumasını şiddetle tavsiye ederim. Kendime okumakta bu kadar geçiktiğim için kızıyorum:))